<?xml version="1.0" encoding="utf-8"?>
                 <rss version="2.0" 
                 xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
                 xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" 
                 xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" 
                 xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
                 <channel><title>Antalya'dan Haberler</title>
                      <link>https://www.antalyadanhaberler.com/rss.xml</link>
                      <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.antalyadanhaberler.com/rss.xml" type="application/rss+xml" rel="self"/>
                      <language>tr</language>
                      <description>En güncel Antalya haberlerinin adresi. Tarafsız, objektif ve güncel Antalya'dan Haberler.</description>
                      <category>News</category>
                      <lastBuildDate>Sun, 16 Aug 2026 01:38:01 +0000</lastBuildDate>
                      <ttl>1</ttl>
                      <generator>Antalya'dan Haberler - Haberler</generator>
                      <copyright>Copyright - 2026 - Antalya'dan Haberler</copyright><item><title><![CDATA[9. Akdeniz Bilişim Zirvesi başladı, geleceğin teknolojisi Antalya'da masaya yatırılıyor ]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.antalyadanhaberler.com/haber-9-akdeniz-bilisim-zirvesi-basladi-gelecegin-teknolojisi-antalyada-masaya-yatiriliyor-3125.html</guid>
                    <link>https://www.antalyadanhaberler.com/haber-9-akdeniz-bilisim-zirvesi-basladi-gelecegin-teknolojisi-antalyada-masaya-yatiriliyor-3125.html</link>
                    <description><![CDATA[Akdeniz Üniversitesi Antalya Teknokent tarafından düzenlenen 9. Akdeniz Bilişim Zirvesi, yoğun katılımla başladı. Geleceğin teknolojilerinin konuşulduğu zirvede Rektör Özkan, yapay zekânın çevresel maliyetine vurgu yaparak en hızlı değil, en sürdürülebilir teknolojiyi geliştirmenin zorunluluk haline geldiğini söyledi. ]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Türkiye'de bölgesel ölçekte başlayan ve yıllar içinde ulusal çapta takip edilen bir teknoloji buluşmasına dönüşen Akdeniz Bilişim Zirvesi, akademisyenleri, sektör profesyonellerini, girişimcileri, yatırımcıları ve öğrencileri aynı platformda buluşturdu. Mimar Sinan Kongre Merkezi'nde gerçekleştirilen zirveye Antalya Valisi Hulusi Şahin, Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan, Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Hüseyin Dalgar, KOSGEB Başkanı Ahmet Serdar İbrahimcioğlu, Antalya İl Emniyet Müdürü Dr. Sabit Akın Zaimoğlu, Antalya Teknokent Genel Müdürü Dr. İbrahim Yavuz, kamu kurum ve kuruluşlarının yetkilileri, akademisyenler ile çok sayıda öğrenci katıldı.

YAPAY ZEKA DÖNÜŞÜMÜNÜN İÇİNDEYİZ
Programda yaptığı konuşmada Akdeniz Bilişim Zirvesi'nin Türkiye'nin en büyük bilişim buluşmalarından biri haline geldiğini belirten Antalya Valisi Hulusi Şahin, "Gençleri herhangi bir ücret ödemeden teknolojinin liderleriyle bir araya getirmek büyük bir mesele ve büyük bir başarı. Genç bir nüfusa sahibiz. Gençlerimiz mücadeleci, çalışkan ve yeniliklere açık. Bu tür çalışmalar ve zirveler onlara ihtiyaç duydukları moral ve motivasyonu sağlıyor. Yapay zekâ dediğimiz olgunun tsunami etkisi oluşturacağını artık çok net görüyoruz. Bazı meslekleri ortadan kaldıracak ama bazılarını da ihya edecek. Hatta bugün olmayan yeni meslekler ortaya çıkaracak. Yani yapay zekâ dönüşümünün, devriminin eşiğinde değil, artık tam olarak içindeyiz. Bu süreci en iyi algılayacak ve yakalayacak olanlar da gençlerdir" dedi.

"KATMA DEĞER ÜRETEREK ÜLKEMİZİ BÜYÜTECEĞİZ"
Kişi başına düşen milli geliri artırmanın en etkili yolunun katma değer üretmek olduğunu vurgulayan Vali Şahin, "Bugün 18 bin dolar seviyesinde olan milli gelirimiz, 20 bin doları aştığında ülkemiz bambaşka bir noktaya ulaşacaktır. Bunu başarmak için katma değeri yüksek işler üretmemiz gerekiyor. Bu işler ancak teknolojiyle, bilişimle ve yapay zekâ gibi büyük sıçramalarla mümkün olur. Dünya büyük bir dönüşümün tam ortasında. İnşallah geleceğin teknoloji devleri, artık Türkiye'nin adıyla anılan şirketler olacak. Savunma sanayiinde bunu hızla başarıyoruz; ancak sadece savunma sanayiinde değil, her alanda bunu gerçekleştirmemiz gerekiyor. Bu zirvenin de bu sürece önemli katkı sağlayacağına inanıyor ve başta Teknokent Genel Müdürümüz olmak üzere emeği geçen herkese teşekkür ediyorum" ifadelerine yer verdi.&nbsp;

Açılışta konuşan Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan da, teknolojinin dönüşüm gücüne dikkat çekerek yapay zekânın hem büyük bir fırsat hem de doğru yönlendirilmediğinde bir risk alanı olabileceğine vurgu yaptı. Rektör Özkan, "Bugün burada geleceğin dünyasını, teknolojinin dönüşüm gücünü ve insanlığın yarınlarını konuşmak üzere bir aradayız. Yapay zeka, sağlıktan tarıma, ekonomiden eğitime kadar tüm alanları dönüştürüyor. Bana göre yapay zeka büyük bir fırsat; fakat doğru yönlendirilmezse risk oluşturabilecek bir güç. Onu fırsata da tehdide de dönüştürecek olan yine bizleriz." dedi.

Yapay zekânın genellikle göz ardı edilen çevresel yüküne dikkat çekerek veri merkezlerinin su tüketimi ve enerji ihtiyacına vurgu yapan Rektör Özkan, "Büyük dil modellerinin çalıştığı veri merkezleri, soğutma için ciddi miktarda su tüketiyor. Tek bir yapay zekâ sorgusunun bardak ölçeğinde su tüketimine yol açtığı, modellerin eğitim süreçlerinde ise milyonlarca litre su kullanıldığı biliniyor. Bu nedenle teknolojik ilerlemeyi hedeflerken doğal kaynaklarımızın sürdürülebilirliğine, su verimliliğine ve çevresel sorumluluğa daha fazla odaklanmamız gerekiyor. Geleceğin yapay zekâsı ancak doğayı koruyarak değer oluşturabilir" diye konuştu.

Konuşmasında yapay zekânın iş gücü üzerindeki etkilerine de değinen Rektör Özkan, "MIT'nin Project Iceberg raporu, yapay zekânın iş gücü üzerindeki gerçek etkisinin henüz görünmeyen, yüzeyin altında olan büyük bir kütle olduğunu söylüyor. Özellikle idari işler, finans, hukuk, muhasebe, pazarlama gibi bilişsel mesleklerde değişimin çok daha büyük olacağı öngörülüyor. Bu nedenle bu dönemi doğru okumak hepimiz için kritik." şeklinde konuştu.

"TOPLUMU VE GEZEGENİ GÖZETMEK ZORUNDAYIZ"
"Geleceği inşa ederken hem gezegeni hem toplumu gözetmek zorundayız." diyen Rektör Prof. Dr. Özlenen Özkan, artık en hızlı teknolojiyi geliştirmenin yeterli olmadığını, en sürdürülebilir olanı geliştirmenin zorunluluk haline geldiğini vurguladı. Rektör Özkan, "Bu tabloyu bir tehdit olarak değil, yeni bir liderlik fırsatı olarak görmeliyiz. Türkiye'nin ve Akdeniz bölgesinin, bilişimde sürdürülebilirlik odaklı bir dönüşüm başlatma şansı var" dedi.&nbsp;

Rektör Özkan, "Geleceği konuşmak aynı zamanda sorumluluğu konuşmaktır. Bu zirvede geleceği konuşacağız ve bunu konuşurken insanı, vicdanı, etik değerleri, ahlakı ve doğayı unutmamamız gerekiyor. Ancak maalesef unutuyoruz. Zira şu anda dünyanın dört bir yanında nadir elementler için ciddi savaşlar var. Ancak medeniyetler bir döngü şeklinde var oluyor ve biz bu değerleri unutursak korkarım ki insanoğlu kendini başladığı noktada bulacak" dedi. Akdeniz Bilişim Zirvesi'nin her yıl daha da büyüdüğünü belirten Özkan, Antalya Teknokent başta olmak üzere tüm paydaşlara teşekkür ederek sözlerini tamamladı.

Antalya Teknokent Genel Müdürü Dr. İbrahim Yavuz ise "Geleceği Kodla, Evreni Keşfet temasıyla gerçekleştirdiğimiz bu zirve, Antalya'nın teknoloji ve bilişim alanında da bir cazibe merkezi olduğunu bir kez daha ortaya koymaktadır. Antalya Teknokent olarak, araştırma ve geliştirme faaliyetlerinin yanı sıra, girişimciliği ve teknolojiyi teşvik eden projelerle de bölgesel kalkınmanın öncüsü olmayı hedefliyoruz. Bu hedef doğrultusunda, üniversitelerimiz, sanayi kuruluşlarımız ve kamu kurumlarımız ile güçlü bir iş birliği içerisindeyiz. Aynı zamanda, teknoloji geliştirme bölgemizdeki firmalarımızı, uluslararası arenada rekabetçi kılmak için destekliyor ve projelerini dünya pazarına taşımalarını sağlıyoruz." dedi. Dr. Yavuz daha sonra Teknokentin projeleri, hedefleri ve vizyonunu anlatan detaylı bir sunum gerçekleştirdi.

Açılış konuşmalarının ardından Vali Şahin ve Rektör Özkan, teknoloji, ticaret, yazılım, AR-GE ve otomasyon alanlarında başarı elde eden firmalara plaketlerini takdim etti.

Akdeniz Bilişim Zirvesi, gün boyunca farklı oturumlar, uzman konuşmaları ve teknoloji panelleriyle katılımcılara sektörün geleceğine dair kapsamlı bir perspektif sunacak.

&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.antalyadanhaberler.com/bilim-teknoloji-haberleri">Bilim-Teknoloji</category><dc:creator><![CDATA[9. Akdeniz Bilişim Zirvesi başladı, geleceğin teknolojisi Antalya'da masaya yatırılıyor  - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Fri, 05 Dec 2025 11:20:41 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.antalyadanhaberler.com/images/haber/9-akdeniz-bilisim-zirvesi-basladi-gelecegin-teknolojisi-antalyada-masaya-yatiriliyor-142213-20251205.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.antalyadanhaberler.com/images/haber/9-akdeniz-bilisim-zirvesi-basladi-gelecegin-teknolojisi-antalyada-masaya-yatiriliyor-142213-20251205.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.antalyadanhaberler.com/images/haber/9-akdeniz-bilisim-zirvesi-basladi-gelecegin-teknolojisi-antalyada-masaya-yatiriliyor-142213-20251205.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Akdeniz Üniversitesi’nden bilim dünyasına ışık ]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.antalyadanhaberler.com/haber-akdeniz-universitesinden-bilim-dunyasina-isik-3110.html</guid>
                    <link>https://www.antalyadanhaberler.com/haber-akdeniz-universitesinden-bilim-dunyasina-isik-3110.html</link>
                    <description><![CDATA[Akdeniz Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü öğretim üyelerinin de yer aldığı uluslararası bir araştırma ekibi, Neolitik Dönemin Batı Anadolu ve Ege’deki yayılım süreçlerine dair önemli bulgulara ulaştı. Saygın bilim dergisi Science’da yayımlanan çalışma, bu döneme ilişkin kültürel ve genetik dinamikleri çok boyutlu bir yaklaşımla ele alarak bilim dünyasında ses getirdi. ]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Neolitik yaşam biçimlerinin Anadolu'dan Ege ve Avrupa’ya yayılma biçimlerine dair uzun süredir tartışmalı olan birçok soruya ışık tutan çalışma saygın bilim dergisi Science’ın 26 Haziran 2025 tarihli sayısında yayımlandı. Akdeniz Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü öğretim üyeleri Prof. Dr. Taner Korkut, Prof. Dr. Burçin Erdoğu, Arş. Gör. Dr. Uygar Ozan Usanmaz ve Dr. Yasin Cemre Derici, ODTÜ’den Prof. Dr. Mehmet Somel’in başkanlığında yürütülen projeye Tlos Antik Kenti kazı çalışmaları kapsamında araştırılan "Girmeler Höyük" yerleşimi buluntularıyla katkı sundu. Proje kapsamında Orta ve Batı Anadolu’daki 11 Neolitik yerleşimden elde edilen 30 yeni antik DNA örneği, daha önceki çalışmalardan derlenen 400’den fazla örnekle birlikte analiz edilerek, erken Holosen dönemine ait genetik süreklilik ve dönüşüm süreçleri değerlendirildi.

"YEREL VE GÖÇMEN TOPLULUKLAR ARASINDA KAYNAŞMA"
Araştırma bulguları, Batı Anadolu’da genetik süreklilik gösteren yerel avcı-toplayıcı toplulukların yaklaşık günümüzden 9 bin yıl önce Orta Anadolu’dan gelen tarımcı topluluklarla hem kültürel hem de biyolojik olarak kaynaştığını ortaya koydu. Bazı bölgelerde bu kaynaşma Neolitik yaşam biçimine geçişi tetiklerken, Likya Bölgesini içine alan Güneybatı Anadolu’da yerel avcı-toplayıcı toplulukların biyolojik olarak kaynaşmadan kültür alış verişi sonucunda Neolitik yaşam biçimine geçtikleri anlaşıldı. Daha sonraları yerel halk ile Orta Anadolu kökenli gruplar arasında birleşimden türeyen genetik profilin Ege üzerinden Avrupa’ya yayıldığı belirlendi.

&nbsp;"ÇÖMLEK İNSAN DEĞİLDİR" TEZİNE GENETİK DESTEK
Araştırmanın en çarpıcı bulgularından biri, kültürel benzerliklerin genetik benzerliklerle her zaman örtüşmediğini göstermesi oldu. Batı Anadolu’daki mimari, gömü adetleri ve taş alet teknolojisi gibi kültürel unsurların, topluluk hareketlerinden ziyade fikir alışverişi ve bölgesel iletişimle yayıldığı tespit edildi. Bu durum, arkeolojide sıkça kullanılan "çömlek insan değildir" (pots&nbsp; people) ifadesinin genetik verilerle desteklendiği nadir örneklerden biri olarak değerlendirildi.

BATI ANADOLU BİR GEÇİŞ ALANINDAN FAZLASI
Çalışma kapsamında Akdeniz Üniversitesi bünyesinde yürütülen kazılardan Tlos / Girmeler’in de dahil olduğu Batı Anadolu yerleşimlerinden elde edilen veriler, bölgedeki Neolitikleşme sürecinin yalnızca dışardan gelen göçmenlerle değil, yerel avcı-toplayıcıların aktif katılımı ve kültürel etkileşimiyle şekillendiğini gösterdi. Özellikle Aktopraklık, Bademağacı ve Ulucak gibi kazılarla bilinen yerleşimlerin incelenmesiyle, bölgenin yalnızca bir geçiş alanı değil, aynı zamanda kültürel ve genetik açıdan özgün bir sentez alanı olduğu kanıtlandı.

ANADOLU’DAN AVRUPA’YA UZANAN ÇOK KATMANLI BİR SÜREÇ
Bilim dünyasında ses getiren bu çığır açıcı çalışma, sadece Anadolu arkeolojisi açısından değil, Avrupa’daki ilk tarımcı toplumların kökenini anlamak bakımından da büyük önem taşıyor. Elde edilen bulgular, Neolitik yaşam biçimine geçişin homojen bir göç dalgasından ibaret olmadığını, bunun yerine bölgesel etkileşimler, yerel gelişmeler ve kültürel aktarım süreçlerinin birlikte işlediğini açıkça ortaya koydu.

Tlos Antik Kenti merkezinin hemen kuzeyinde yer alan Girmeler yerleşim alanı iki farklı karstik mağara ile mağara girişleri önündeki höyük yerleşiminden oluşmaktadır. Girmeler yerleşiminde ilk kez 2009 yılında sistemli araştırmalara başlanılmış ve bu çalışmalar kesintisiz olarak günümüze kadar sürdürülmüştür. Girmeler höyük yerleşimi prehistorik çağlardan günümüze kadar uzanan süreçte buluntular içermesiyle Likya Bölgesi yerleşim tarihine önemli katkılar sunmaktadır. Höyük kalıntılarında yapılan incelemeler bu alanın MÖ 14. bin yılında iskan edildiğini ortaya koymuştur. Girmeler yerleşimi aynı zamanda Anadolu’nun batısında Mezolitik dönem yerleşimi üzerine Neolitik ve Kalkolitik dönemlerde de yaşam izleri veren ender yerleşimlerden biridir. Bahsi geçen tüm bu yerleşim katmanları kazı çalışmalarıyla belgelenmiştir. Kalkolitik Dönem sonrası yerleşim izleri ise büyük oranda tahrip olmuştur. Yüzeye yakın katmanlarda daha çok Demirçağ, Roma, Bizans ve son olarak Osmanlı Dönemi buluntularına rastlanılmıştır.

&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.antalyadanhaberler.com/bilim-teknoloji-haberleri">Bilim-Teknoloji</category><dc:creator><![CDATA[Akdeniz Üniversitesi’nden bilim dünyasına ışık  - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Fri, 28 Nov 2025 10:14:51 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.antalyadanhaberler.com/images/haber/akdeniz-universitesinden-bilim-dunyasina-isik-131558-20251128.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.antalyadanhaberler.com/images/haber/akdeniz-universitesinden-bilim-dunyasina-isik-131558-20251128.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.antalyadanhaberler.com/images/haber/akdeniz-universitesinden-bilim-dunyasina-isik-131558-20251128.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Antalya’da endemik türlere ev sahipliği yapan ormanlık alanlar tel çitle çevrilecek ]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.antalyadanhaberler.com/haber-antalyada-endemik-turlere-ev-sahipligi-yapan-ormanlik-alanlar-tel-citle-cevrilecek-3084.html</guid>
                    <link>https://www.antalyadanhaberler.com/haber-antalyada-endemik-turlere-ev-sahipligi-yapan-ormanlik-alanlar-tel-citle-cevrilecek-3084.html</link>
                    <description><![CDATA[Antalya'nın Manavgat ilçesinde bulunan ve ekolojik olarak nesli tükenmekte olan çam türlerinin yanında çok sayıda endemik bitki türü, kuş ve hayvan çeşitliliğine ev sahipliği yapan Sorgun Çamlığı tel çitle çevriliyor. ]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Manavgat'ın akciğerlerinden, kumul ormanı olmasının yanında çok sayıda endemik bitki türü, zengin bitki çeşitliliği ve florası, kuş ve hayvan çeşitlerine ev sahipliği yapan ekolojik olarak nesli tükenmekte olan 350 yıllık kızıl çam ve fıstık çamı gibi nadir bulunan çam çeşitlerinden oluşan Sorgun Çamlığı Orman İşletmesi tarafından koruma altına alınıyor.

ÇALIŞMALAR OCAK AYINDA BAŞLAYACAK
Sorgun ormanlarında başta off road araçlarının verdiği tahribat ve muhtemel yangınlar olmak üzere değişik tehlikelerden korunması amacıyla tel örgü çalışması başlatılıyor. 2026 Ocak ayında başlatılması planlanan çalışmaların ardından giriş çıkışların kontrol altına alınacağı, böylelikle mevcut ağaçlar ve yeni dikilen fidanların korunacağı, çöp atılmasının önüne geçileceği belirtildi.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.antalyadanhaberler.com/bilim-teknoloji-haberleri">Bilim-Teknoloji</category><dc:creator><![CDATA[Antalya’da endemik türlere ev sahipliği yapan ormanlık alanlar tel çitle çevrilecek  - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Fri, 14 Nov 2025 11:37:07 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.antalyadanhaberler.com/images/haber/antalyada-endemik-turlere-ev-sahipligi-yapan-ormanlik-alanlar-tel-citle-cevrilecek-143801-20251114.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.antalyadanhaberler.com/images/haber/antalyada-endemik-turlere-ev-sahipligi-yapan-ormanlik-alanlar-tel-citle-cevrilecek-143801-20251114.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.antalyadanhaberler.com/images/haber/antalyada-endemik-turlere-ev-sahipligi-yapan-ormanlik-alanlar-tel-citle-cevrilecek-143801-20251114.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Konyaaltı’nda elektronik atıklar geri dönüştürülüyor   ]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.antalyadanhaberler.com/haber-konyaaltinda-elektronik-atiklar-geri-donusturuluyor-2921.html</guid>
                    <link>https://www.antalyadanhaberler.com/haber-konyaaltinda-elektronik-atiklar-geri-donusturuluyor-2921.html</link>
                    <description><![CDATA[Konyaaltı Belediyesi, Sıfır Atık Projesi kapsamında elektronik atıkları toplayarak geri dönüştürüyor. Atıklar, hem vatandaşların adreslerinden hem de muhtarlıklardan toplanarak geri dönüşüm hareketinin ilk adımı atılıyor.   ]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Atık yağ, pil ve daha birçok malzemeyi geri dönüştüren Konyaaltı Belediyesi, aynı zamanda elektronik atıkları da toplayarak geri dönüşüme kazandırıyor. Sıfır Atık Projesi kapsamında çalışmalarını sürdüren Konyaaltı Belediyesi İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Müdürlüğü ekipleri, vatandaşların talepleri doğrultusunda gerek adreslerden gerek muhtarlıklardan elektronik atıkları topluyor.

EVLERDEN VE MUHTARLIKLARDAN ALINIYOR
Elektronik atıkların geri dönüşüme kazandırılması noktasında konuşan İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Müdürlüğü Müdür Yardımcısı Cenk Yapıcı, "Sıfır Atık Projesi kapsamında, Konyaaltı Belediyesi Halk Masa’ya gelen talepler doğrultusunda, belli bir ağırlığa kadar olan atık elektronik aletleri muhtarlıklardan, belli ağırlığın üzerinde olan aletleri ise adreslerden alıyoruz" dedi. Atıkların toplanma amacına da değinen Yapıcı, "Bu tarz atıkları geri dönüşüm sistemine dahil ederek hem katma değer üretiyor hem de oluşabilecek çevre kirliliklerinin önüne geçiyoruz" diye konuştu.

&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.antalyadanhaberler.com/bilim-teknoloji-haberleri">Bilim-Teknoloji</category><dc:creator><![CDATA[Konyaaltı’nda elektronik atıklar geri dönüştürülüyor    - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Fri, 22 Aug 2025 08:09:20 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.antalyadanhaberler.com/images/haber/konyaaltinda-elektronik-atiklar-geri-donusturuluyor-111050-20250822.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.antalyadanhaberler.com/images/haber/konyaaltinda-elektronik-atiklar-geri-donusturuluyor-111050-20250822.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.antalyadanhaberler.com/images/haber/konyaaltinda-elektronik-atiklar-geri-donusturuluyor-111050-20250822.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Antalya’da denizden çıkan atıklar profesörü sinirlendirdi: "Denizi çöplük gibi kullanıyoruz"]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.antalyadanhaberler.com/haber-antalyada-denizden-cikan-atiklar-profesoru-sinirlendirdi-denizi-copluk-gibi-kullaniyoruz-2782.html</guid>
                    <link>https://www.antalyadanhaberler.com/haber-antalyada-denizden-cikan-atiklar-profesoru-sinirlendirdi-denizi-copluk-gibi-kullaniyoruz-2782.html</link>
                    <description><![CDATA[Akdeniz Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Gökoğlu ve Sualtı Sporları Topluluğu üyeleri, Konyaaltı sahilinde gerçekleştirdikleri dalışta deniz tabanını çöplerden arındırdı. Prof. Dr. Gökoğlu, "Denizi adeta çöplük gibi kullanıyoruz" sözleriyle kirliliğin boyutuna dikkat çekti. ]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Akdeniz Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Gökoğlu ve Sualtı Sporları Topluluğu üyeleri, Konyaaltı sahilinde gerçekleştirdikleri dalışla deniz tabanında biriken atıkları topladı. Pet şişeden ıslak mendile, çocuk bezinden çikolata ambalajına kadar çok sayıda atığın bulunduğu temizlik çalışmasında su altındaki kirliliğin boyutu gözler önüne serildi.

"PET ŞİŞELER, ISLAK MENDİLLER KIYIDA BIRAKILIYOR"
Dalışın ardından açıklama yapan Prof. Dr. Gökoğlu, temizlik çalışmaları sırasında yaptığı değerlendirmede denizlerin sistematik biçimde kirletildiğine dikkat çekerek, "Bu doğayı çocuklarımızdan, gelecek nesillerden emanet aldık. Ancak biz denizi adeta çöplük gibi kullanıyoruz. Özellikle yaz aylarında Konyaaltı gibi alanlarda yoğun insan hareketliliği yaşanıyor. Yanlarında getirdikleri pet şişeler, ıslak mendiller, ambalajlar genellikle kıyıda bırakılıyor. Rüzgârla denize karışan bu atıklar, su altında ciddi bir kirlilik oluşturuyor" dedi.

"DEVE KUŞU GİBİ KAFASINI KUMA GÖMÜYOR AMA VÜCUDU DIŞARIDA"
Islak mendillerin denizde çözünmediğini vurgulayan Gökoğlu, bu tür atıkların denizel ekosistem üzerinde ciddi olumsuz etkileri olduğunu ifade ederek şunları söyledi: "Rüzgârla uçuşup denize karışıyorlar ve içeride çözünmedikleri için su altında uzun süre kalıyorlar. Bunun yanında poşetler, plastik atıklar, pet, çocuk bezi, çikolata ambalajı gibi çöpler de birikiyor. Pet şişenin içine çakıl doldurup denize atan bile var. Deve kuşu gibi, kafasını kuma gömüyor ama vücudu dışarıda. Bu da ona benziyor. Halbuki çöp kutuları sadece birkaç metre ileride."

"ARTIK TUZDA BİLE MİKRO PLASTİK VAR"Denizlerdeki plastik kirliliğinin zamanla mikro plastiğe dönüştüğünü ve canlı yaşamı tehdit ettiğini dile getiren Prof. Dr. Gökoğlu, bu kirliliğin sadece görüntü kirliliğiyle sınırlı kalmadığını vurgulayarak, "Bu plastikler zamanla çözünüp mikro plastiğe dönüşüyor. Balıktan plaktona kadar tüm denizel canlıları etkiliyor. Sindirim sistemlerini tıkıyor, ölümlerine ve üreme bozukluklarına neden oluyor. Artık tuzda bile mikro plastik var. Doğada zaten böyle bir şey yok, doğanın kendisinde yok" ifadelerini kullandı.

"EĞER BU KÖRFEZ KAPALI OLSAYDI, BUGÜN DENİZE GİRECEK HAL KALMAYABİLİRDİ"
Antalya Körfezi'nin açık bir yapıya sahip olduğunu, bu nedenle kirliliğin kıyıdan akıntılarla ötelenebildiğini belirten Gökoğlu, "Şehrin altından çok sayıda tatlı su girişi var. Lara ile Büyük Liman arasında yer altından gelen çatlak sulardan söz ediyoruz. Bu sular kıyısal kirliliği aşağı doğru sürüklüyor. Eğer bu körfez kapalı olsaydı, bugün denize girecek hal kalmayabilirdi" dedi.

Gökoğlu, Antalya'nın turizm gelirine de dikkat çekerek, "Şehrin ekonomisinin büyük kısmı turizmden. Kirli deniz sadece turisti değil, yerliyi de etkiliyor. Dışarıdan gelen insana da mahcup oluyoruz. Plastikler yalnızca görüntü kirliliği değil, aynı zamanda birçok mikroorganizmayı da taşıyor. Bu da hastalık riski demek" şeklinde konuştu.

&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.antalyadanhaberler.com/bilim-teknoloji-haberleri">Bilim-Teknoloji</category><dc:creator><![CDATA[Antalya’da denizden çıkan atıklar profesörü sinirlendirdi: "Denizi çöplük gibi kullanıyoruz" - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Thu, 10 Jul 2025 12:56:08 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.antalyadanhaberler.com/images/haber/antalyada-denizden-cikan-atiklar-profesoru-sinirlendirdi-denizi-copluk-gibi-kullaniyoruz-160449-20250710.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.antalyadanhaberler.com/images/haber/antalyada-denizden-cikan-atiklar-profesoru-sinirlendirdi-denizi-copluk-gibi-kullaniyoruz-160449-20250710.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.antalyadanhaberler.com/images/haber/antalyada-denizden-cikan-atiklar-profesoru-sinirlendirdi-denizi-copluk-gibi-kullaniyoruz-160449-20250710.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[ANFAŞ Başkanı Bıdı: "TEKNOFEST Antalya'da düzenlenecek" ]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.antalyadanhaberler.com/haber-anfas-baskani-bidi-teknofest-antalyada-duzenlenecek-2319.html</guid>
                    <link>https://www.antalyadanhaberler.com/haber-anfas-baskani-bidi-teknofest-antalyada-duzenlenecek-2319.html</link>
                    <description><![CDATA[TEKNOFEST Havacılık, Uzay ve Teknoloji Festivali, ANFAŞ yönetimi ile yapılan protokolün ardından bu yıl Antalya'da yapılmasına karar verildi. Milli Teknoloji Hamlesi kapsamında projelerin yarışacağı festival, 5-8 Eylül tarihleri arasında Antalya Expo Center fuar alanında gerçekleştirilecek. ]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Antalya Expo Center fuar alanında gerçekleştirilecek
Dünyanın en büyük Havacılık, Uzay ve Teknoloji Festivali olan TEKNOFEST‘te Türkiye'nin dünyaya açılan ve açılmaya aday teknolojik ürünler ile gençlerin sanayisi yüksek teknolojiyle, yapay zekayla harmanlayarak yaptığı yeni eserler tanıtılacak. ANFAŞ yönetim kurulu başkanı Ali Bıdı ve Başkanvekili Fatih Kabadayı, festivalin Antalya'da yapılacak olmasının kentin bir başarısı olduğunu belirterek, “TEKNOFEST yönetimi olarak bizlere güvenen, inanan herkese teşekkürlerimizi iletiyoruz” dediler. ANFAŞ Başkanı Ali Bıdı ve Başkanvekili Fatih Kabadayı, festival ilgili gelişmeleri önümüzdeki günlerde kamu ile paylaşacaklarını söyledi.

&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.antalyadanhaberler.com/bilim-teknoloji-haberleri">Bilim-Teknoloji</category><dc:creator><![CDATA[ANFAŞ Başkanı Bıdı: "TEKNOFEST Antalya'da düzenlenecek"  - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Thu, 11 Jul 2024 12:51:38 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.antalyadanhaberler.com/images/haber/anfas-baskani-bidi-teknofest-antalyada-duzenlenecek-155525-20240711.png" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.antalyadanhaberler.com/images/haber/anfas-baskani-bidi-teknofest-antalyada-duzenlenecek-155525-20240711.png"/>
                    <enclosure url="https://www.antalyadanhaberler.com/images/haber/anfas-baskani-bidi-teknofest-antalyada-duzenlenecek-155525-20240711.png" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Akdeniz Üniversitesi’nde Uluslararası Antalya Bilim Forumu başladı]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.antalyadanhaberler.com/haber-akdeniz-universitesinde-uluslararasi-antalya-bilim-forumu-basladi-2173.html</guid>
                    <link>https://www.antalyadanhaberler.com/haber-akdeniz-universitesinde-uluslararasi-antalya-bilim-forumu-basladi-2173.html</link>
                    <description><![CDATA[Akdeniz Üniversitesi ev sahipliğinde düzenlenen Uluslararası Antalya Bilim Forumu başladı. "İklim Değişikliği, Çevre Krizi ve Göç" konulu Antalya'nın ilk Bilim Forumu'nda üç gün boyunca iklim değişikliğinin sonuçları, çevre krizleri ve göç hareketleri, kentteki çevresel değişimler ve sonuçlar konuşulacak.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Akdeniz Üniversitesi Sosyal Politika ve Göç Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi'nin (ASPAG) öncülüğünde Antalya Büyükşehir Belediyesi, Kepez Belediyesi, Almanya merkezli Türkiye ve Göç Araştırmaları Merkezi, Antalya Tarım Konseyi, Çevre ve İklim Değişikliği Öğrenci Topluluğu’nun destekleriyle Antalya Uluslararası Bilim Forumu düzenlendi. Akdeniz Üniversitesi İletişim Fakültesi Konferans Salonu'nda başlayan forumun açılış törenine Antalya Vali Yardımcısı Erol Tanrıkulu, Akdeniz Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Şükrü Özen, Antalya Büyükşehir Belediyesi Başkan Danışmanı Lokman Atasoy, Türkiye ve Göç Araştırmaları Merkezi Müdürü Prof. Dr. Hacı Halil Uslucan, Gençlik ve Spor İl Müdürü Yavuz Gürhan, Antalya Uluslararası Bilim Forumu Başkanı ve Sosyal Politika ve Göç Çalışmaları Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Erol Esen, İletişim Fakültesi Dekan Yardımcısı Doç. Dr. Sibel Hoştut, öğretim üyeleri, kurum temsilcileri, öğrenciler katıldı.

“Antalya için önemli bir etkinlik”
Forumun açılış konuşmasını yapan Antalya Vali Yardımcısı Erol Tanrıkulu, “İklim değişikliği, çevre krizi ve göç olgusu tüm dünya insanını ilgilendiren önemli bir konu. Uluslararası konunun üniversite ve kurumlar iş birliğinde Antalya’da yapılıyor olması çok büyük bir öneme sahip. Hocalarımız bu konuyu derinlemesine ele alacak ve buradan elde edilen çıktılar gerek Türkiye Cumhuriyetimizin ülke içinde uygulamalarında gerekse ülkemizin dünya üzerindeki rolü açısından ve bu konuda aktif rol alması açısından önemlidir.” dedi. Birleşmiş Milletler çatısı altında İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesine Türkiye Cumhuriyeti’nin de olduğu 176 ülkenin imza attığını hatırlatan Tanrıkulu, “Bu kapsamda 2020 yılında Sayın Cumhurbaşkanımız 2053 yılına sıfır emisyon hedefini ilan etti. Yine Bakanlığımızın adı Çevre ve Şehircilik ve İklim Bakanlığı olarak değişti. Bu durum şehirlerin daha yaşanabilir çevreye evrilmesi konusunda önem arz ediyor” ifadelerini kullandı.

“Tüm insanlığın mücadele etmesi gerekiyor”
Çevre iklim değişikliğinin devletlerin ve insanların ortak hareketiyle çözülebileceğini ve bunun için hep birlikte her platformda mücadele ortaya koyulması gerektiğini vurgulayan Vali Yardımcısı Erol Tanrıkulu, “Bugünün dünyası maalesef bir taraftan bu konuları konuşurken gelişmiş ülkeler dediğimiz ülkelerin dünyaya zarar verdiğini görüyoruz. Devletlerin ortaya koyduğu zararlara karşı milletlerin, insanoğlunun geleceğini sürdürmesi için var gücüyle mücadele etmesi gerekiyor. Son zamanlarda bunu görüyoruz. İletişimin son derece gelişmesiyle beraber İsrail’e karşı&nbsp; tüm dünyada bu katliama dur diyebilmek için dünyanın her tarafından gösteriler var. Bu ve benzeri şekilde milletlerin, insanların harekete geçmesiyle insanın geleceğini kurtulabileceğini düşünüyorum” şeklinde konuştu.

“Üniversite olarak üzerimize düşeni yapıyoruz”
Akdeniz Üniversitesi olarak bu konuya çok önemsediklerini be bu konudaki çalışmalara her z aman destek verdiklerini belirten Akdeniz Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Şükrü Özen, “Akdeniz Üniversitesi olarak bu konuda geçtiğimiz yıl Antalya su havzası, suyun geleceği konulu bir çalıştay yapmıştık, geçtiğimiz ay binalarda enerji verimliği ve sıfır enerji konsepti üzerine bir çalıştayımız olmuştu. Üniversitemiz bünyesinde Çevre Sorunları Araştırma Merkezimiz mevcut. Araştırma merkezlerimiz bugün olduğu gibi bu konularda bilimsel faaliyetler düzenlemekte. Yine Türkiye’de bir ilk olarak Fen Bilimleri Enstitüsü bünyesinde iklim değişikliği ve politikalara ilişkin lisansüstü program açtık. Çevre ile ilgili çok sayıda öğrenci kulübümüz var, öğrencilerimizin bu noktadaki çalışmalarını destekliyoruz. Rektörlüğümüz bu konuda her zaman destek sağlamaya gayret ediyor” dedi.

“Artık eylem zamanı”
Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Şükrü Özen “Çok önemli bir konu, disiplinler arası uluslararası bütün insanlığı ilgilendiren temel başlıklar. Bun konularda farkındalığı oluşturulma aşamasını geçen konular artık eylem aşamasına gelmiş konular. Bu toplantılardan elde edilen verilerin gerek üniversitelerde gerek yerel yönetimler, kamu kurumları ve STK’lar tarafından çok hızlı eyleme geçmemiz gereken verilerle karşı karşıyayız. Tarım, turizm, sağlık, teknoloji tüm bilimleri ilgilendiriyor. Bir bilim alının sorumluluğunda değil aslında tüm insanlığı ilgilendiren çok önemli bir konuyu üç gün boyunca farklı başlıklar altında değerlendirecek olan değerli sunumlar var. Alanda çalışan hocalarımızın araştırma sonuçları var. ben bu önemli konuyu gündeme getiren Antalya Bilim Forumu bileşenlerine ilgili tüm kurum ve kuruluşlara teşekkür ediyor, verimli geçmesini diliyorum” şeklinde konuştu.

“Antalya iklim krizinden en çok etkilenecek kentlerden biri”
Antalya Büyükşehir Belediyesi Başkan Danışmanı Lokman Atasoy, “Turizmin ve tarımın başkenti olan Antalya’mızda bu başarısını Toroslardan gelen temiz suyuna, havasına, mavi bayraklı plajlarına, denizlerine, zengin biyoçeşitliliğine, eşsiz güzellikteki doğasına kısacası doğal çevre değerlerine borçluyuz. İklim krizinden en çok etkilenecek kentlerden biri olan Antalya’nın bundan dolayıdır ki en kıymetli hazinesi olan kentin temel dayanağı çevre değerleri maalesef büyük risk altındadır.” dedi. Atasoy konuşmasında görev geldiklerinden beri Antalya’ya çevre alanında 18 ödül kazandırdıklarını da belirti.

“Uluslararası ve disiplinler arası bir forum”
Antalya Uluslararası Bilim Forumu Başkanı ve ASPAG Merkezi Müdürü Prof. Dr. Erol Esen Antalya’da bir ilk olan Uluslararası Bilim Forumunun disiplinler arası olarak sosyal bilimleri ve fen bilimleri araştırmacılarının bir araya geldiği bir buluşma olduğunu ve gelecek yıllarda da sürdürülmesi için çaba sarf edeceklerini söyledi. Forumun amacının iklim değişikliğini, iklim değişikliğini göç ve krizlerle değerlendirmek olduğunu söyleyen Prof. Dr. Esen, “Bilimsel çalışmalar, iyi uygulamalar, hukuki düzenlemeler, uyum çabaları, örnekleri ve deneyimleri birlikte değerlendirmek, iklim değişikliğinin sebep olduğu göç hareketleri ve çevresel değişikliklere yönelik stratejilerle olabilecek çözümleri değerlendirmek, çeşitli bölge ve ülkelerde geliştirilen iyi uygulamaları, yasal önlemleri tanımak. Forum konusunda uluslararası iş birliğini tanımak ve tanıtmak amaçlanıyor” dedi.

İlk oturum gerçekleştirildi
Forumda ayrıca Türkiye ve Göç Araştırmaları Merkezi Müdürü Prof. Dr. Hacı Halil Uslucan, Gençlik ve Spor İl Müdürü Yavuz Gürhan, İletişim Fakültesi Dekan Yardımcısı Doç. Dr. Sibel Hoştut da birer konuşma yaptı. Forumun ilk oturumunda Antalya Büyükşehir Belediyesi İklim değişikliği ve Sıfır Atık Daire Başkanlığından Dr. Fulya Kandemir moderatörlüğünde&nbsp; Prof. Dr. Murat Türkeş&nbsp; Küresel İklim Değişikliği ve İklim Diplomasisinin Önemi, Prof. Dr. Birgit Leyendecker - İklim değişikliği ve göç: Ne biliyoruz ve ne yapabiliriz?, Ayhan Doyuk da Ekolojiden Gelen Ekonomi konusunda sunum gerçekleştirdi. Üç gün sürecek olan "İklim Değişikliği, Çevre Krizi ve Göç" konulu Antalya Bilim Forumu'nda yurtiçinden ve yurtdışından uzmanlar 60'a yakın bildiride İklim değişikliğinin sonuçları olarak çevre krizleri ve göç hareketlerini değerlendirecek.

“Çevre için üniversite ve şehir güçlü iş birliği”
Antalya'nın ilk Bilim Forumu, Akdeniz Üniversitesi öncülüğünde Antalya Büyükşehir Belediyesi, Kepez Belediyesi, Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü, Antalya Ticaret Borsası, Antalya Organize Sanayi Bölgesi, Friedrich Ebert Stiftung, Evangelsche Hochschule Berlin, Su Politikaları Derneği, Akdeniz Üniversitesi Çevre ve İklim Değişikliği Topluluğu, Antalya Tarım Konseyi destekleriyle düzenlendi.

&nbsp;


 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.antalyadanhaberler.com/bilim-teknoloji-haberleri">Bilim-Teknoloji</category><dc:creator><![CDATA[Akdeniz Üniversitesi’nde Uluslararası Antalya Bilim Forumu başladı - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Thu, 30 Nov 2023 07:58:44 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.antalyadanhaberler.com/images/haber/akdeniz-universitesinde-uluslararasi-antalya-bilim-forumu-basladi-110118-20231130.png" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.antalyadanhaberler.com/images/haber/akdeniz-universitesinde-uluslararasi-antalya-bilim-forumu-basladi-110118-20231130.png"/>
                    <enclosure url="https://www.antalyadanhaberler.com/images/haber/akdeniz-universitesinde-uluslararasi-antalya-bilim-forumu-basladi-110118-20231130.png" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Antalya Toplu Ulaşımı Cermoni Projesi çerçevesinde ele alındı]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.antalyadanhaberler.com/haber-antalya-toplu-ulasimi-cermoni-projesi-cercevesinde-ele-alindi-2168.html</guid>
                    <link>https://www.antalyadanhaberler.com/haber-antalya-toplu-ulasimi-cermoni-projesi-cercevesinde-ele-alindi-2168.html</link>
                    <description><![CDATA[Toplu taşıma karar destek sistemi olan, EIT Urban Mobility hibe destekli Cermoni Projesi’yle ilgili Antalya Büyükşehir Belediyesi ev sahipliğinde toplantı düzenlendi. İtalya’nın Vingola Belediyesi’nden konukların da yer aldığı toplantıda Antalya’da ve  Vignola’da toplu taşıma sistemlerinde pilot olarak uygulanacak yazılımın entegrasyon sürecindeki gelişmeler ele alındı.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Antalya Büyükşehir Belediyesi, ODTÜ Teknokent’te yer alan yazılım firması Parabol ve İtalya’dan Vignola Belediyesi katılımcılarıyla gerçekleşen toplantıda Antalya’nın toplu taşımadaki mevcut ihtiyaçları ele alındı. Antalya Büyükşehir Belediyesi Başkan Başdanışmanı Dr. Cem Oğuz’un Antalya’nın kent içi ulaşımındaki mevcut durumunu anlattığı sunumla başlayan toplantıda yazılım firması Parabol, Cermoni projesinin amacını anlatırken projedeki ilerlemelerden bahsetti. Proje kapsamında Antalya’da ve Vignola’da toplu taşıma sistemlerinde pilot olarak uygulanacak yazılımın entegrasyon sürecindeki gelişmelere değinildi.

Toplantıda ayrıca Antalya’nın toplu taşımadaki mevcut ihtiyaçları ve bu ihtiyaçlara bağlı olarak nasıl bir çözüm üretilebileceğine dair görüş alışverişinde bulunuldu. Vignola Belediyesi’nin yaptığı sunumda Cermoni projesi kapsamında gerçekleştirilen projeler, toplu taşıma sistemi, proje öncesi ulaşım planlama yöntemleri, zorlukların incelenmesi ve proje sonrası beklenen sonuçlar anlatıldı.

Vignola Belediyesi’nden gelen katılımcılarla Ulaşım, Planlama ve Raylı Sistem Dairesi Başkanlığı’na saha ziyareti düzenlendi. Toplu Ulaşım Şube Müdürü Osman Günel tarafından Ulaşım Çağrı Merkezi, İzleme ve Operasyon Merkezi ve Trafik Kontrol Merkezi hakkında bilgiler verildi.&nbsp; Antobüs Depolama Alanı - Bakım Atölyeleri ve Ulaşım A.Ş Tramvay Atölyesi - Bakım Merkezi’ni de ziyaret eden katılımcılar, Büyükşehir Zabıtası tarafından kullanılan elektrikli, çevre dostu scooter ve buggylerle Konyaaltı Sahil bandında tur attı.

"Verimli ulaşım hedefi"
Antalya Büyükşehir Belediyesi, EIT Urban Mobility Ağı’nın açmış olduğu “Hedeflenen Proje Çağrısı kapsamında Parabol (Türkiye) yazılım firması ve İtalya’nın Vignola Belediyesi ortaklığı ile proje başvurusu yapmış ve ‘Cermoni’ adlı proje hibe almaya hak kazanmıştı. Cermoni uygulamasıyla Antalya’da daha verimli bir toplu taşıma hizmeti için optimize edilmiş araç ve sürücü sayısının hatlara atanması, yakıt tüketimi, karbon salımı ve maliyetin düşürülmesi hedefleniyor.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.antalyadanhaberler.com/bilim-teknoloji-haberleri">Bilim-Teknoloji</category><dc:creator><![CDATA[Antalya Toplu Ulaşımı Cermoni Projesi çerçevesinde ele alındı - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 28 Nov 2023 07:37:02 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.antalyadanhaberler.com/images/haber/antalya-toplu-ulasimi-cermoni-projesi-cercevesinde-ele-alindi-103831-20231128.png" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.antalyadanhaberler.com/images/haber/antalya-toplu-ulasimi-cermoni-projesi-cercevesinde-ele-alindi-103831-20231128.png"/>
                    <enclosure url="https://www.antalyadanhaberler.com/images/haber/antalya-toplu-ulasimi-cermoni-projesi-cercevesinde-ele-alindi-103831-20231128.png" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Sony Alpha 9 III lansmanı Antalya'da gerçekleşti]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.antalyadanhaberler.com/haber-sony-alpha-9-iii-lansmani-antalyada-gerceklesti-2153.html</guid>
                    <link>https://www.antalyadanhaberler.com/haber-sony-alpha-9-iii-lansmani-antalyada-gerceklesti-2153.html</link>
                    <description><![CDATA[Sony Alpha Avrupa Pazarlama Direktörü Yasuo Baba, yeni Sony Alpha 9 III (9 III) fotoğraf makinesinin lansmanında yaptığı açıklamada, “Türkiye'den pek çok büyük müşterinin Sony'yi tercih etmesinden çok memnunuz” dedi.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Sony, dünyanın ilk full frame global deklanşörlü görüntü sensörüne sahip çığır açan yeni Alpha 9 III (9 III) fotoğraf makinesini tanıttı. Fotoğraf makinesinin Antalya’da yapılan lansmanında İhlas Haber Ajansı’na (İHA) açıklamalarda bulunan Sony Alpha Avrupa Pazarlama Direktörü Yasuo Baba, “Profesyonel fotoğrafçılar, özellikle profesyonel spor fotoğrafçıları için üretilen yeni ürünümüz Sony Alpha III’ün lansmanını yapmak için Antalya’da bulunuyoruz. Bu etkinliği Belek’te Gloria Sports Arena'da şampiyonların evinde yapmaktan büyük mutluluk duyuyoruz. Bu etkinlik tüm şampiyonların antrenman yaptığı ve Türkiye'den katkıda bulunan fotoğrafçıların, tüm spor şampiyonlarıyla birlikte yeni fotoğraf makinemizi deneyebilecekleri yer” cümlelerine yer verdi.

Türkiye’nin, Sony teknolojisini aynı zamanda takip ettiğini vurgulayan Baba, “Yani Sony'nin tüm teknolojisi Türkiye'de de aynı zamana ait ve Türk halkı oldukça ileri düzeyde. Tüm bu görüntüleme ve medya işlerini çok çok iyi yapıyorlar. Türkiye'de bu kadar iyi müşterilerimize sahip olduğumuz için mutluyuz” ifadelerini kullandı.

Alpha 9 III ile ilgili bilgiler de veren Yasuo Baba, “Alpha 9 III bir devrim sistemidir ve ayrıca panjur gibi teknolojiler elbette global deklanşöre göre hafifletilmiştir ve ayrıca saniyede 120 kare, fotoğrafçıların işlerine gerçekten odaklanmaları ve muhteşem anları yakalayabilmeleri için yeni bir olasılıktır. Bu daha önce mümkün değildi, aynı zamanda gerçekten çekilen deklanşör hızını kullanmaktan sorumlu olan deklanşör denetimi de fotoğrafçılıkta el feneri konusunda yeni bir olanak sağlıyor” şeklinde konuştu.

&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.antalyadanhaberler.com/bilim-teknoloji-haberleri">Bilim-Teknoloji</category><dc:creator><![CDATA[Sony Alpha 9 III lansmanı Antalya'da gerçekleşti - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Fri, 17 Nov 2023 09:53:10 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.antalyadanhaberler.com/images/haber/sony-alpha-9-iii-lansmani-antalyada-gerceklesti-130631-20231117.png" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.antalyadanhaberler.com/images/haber/sony-alpha-9-iii-lansmani-antalyada-gerceklesti-130631-20231117.png"/>
                    <enclosure url="https://www.antalyadanhaberler.com/images/haber/sony-alpha-9-iii-lansmani-antalyada-gerceklesti-130631-20231117.png" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[ATSO Başkanı Bahar: "Teknoloji, milli tarım ve gıda güvenliği kritik öneme sahip"]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.antalyadanhaberler.com/haber-atso-baskani-bahar-teknoloji-milli-tarim-ve-gida-guvenligi-kritik-oneme-sahip-2133.html</guid>
                    <link>https://www.antalyadanhaberler.com/haber-atso-baskani-bahar-teknoloji-milli-tarim-ve-gida-guvenligi-kritik-oneme-sahip-2133.html</link>
                    <description><![CDATA[Antalya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) Başkanı Ali Bahar, bu ülkenin geleceğinde iki sektör kritik role sahip olacağını belirterek, "Biri teknoloji diğeri milli tarım ve gıda güvenliğidir. Bizler bu iki olguyu birleştirecek, teknolojiyi çok iyi kullanan bir tarım sektörü ile inşallah bunu başaracağız" dedi.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ ATSO'nun Ekim Ayı Meclis Toplantısı, yönetim kurulu ve meclis üyelerinin katılımıyla yapıldı. Toplantıda konuşan Bahar, kısa süre önce hayatını kaybeden babası İbrahim Bahar'a rahmet diledi. Dünyada ve Türkiye'de çok ciddi gelişmelerin yaşandığının altını çizen Bahar, "Maalesef Orta-Doğu yine acıların, ölümlerin, işkencelerin yaşandığı, masumların katledildiği günler yaşıyor. Gazze'de yaşananlar hepimizin yüreklerini yakıyor. İsrail ordusunun masum sivillere yaşattığı bu vahşeti lanetliyorum, kınıyorum. Bölgede yaşanan acıların bir an evvel son bulmasını, gerginliğin bir an önce bitmesini diliyorum" diye konuştu.

60 bin üyesi ile Türkiye'nin 4. büyük odası olan ATSO yönetim kurulunun görevine gelmesinin üzerinden bir yıl geçtiğini kaydeden Bahar, "Antalya sevdası ile çıktığımız bu yolda, ilimizi hem ekonomi ve ticaret alanında,&nbsp; hem eğitim ve sanayi alanında, hem kültür-sanat alanında, hem sağlık ve sosyal hizmetler alanında, hem teknoloji ve inovasyon alanında yukarı taşımak için var gücümüzle çalışıyoruz. Sosyal olayları yaşarken değişimi fark etmek kolay değildir. Ancak dışarıdan bakınca, ya da geçmişle kıyaslandığında bu değişimleri daha net görürüz.&nbsp; 2008'den bu yana, son 15 yılda Antalya'nın diğer illerden aldığı net iç göç 317 bin kişi olmuş. Buraya geldikten sonra evlilik ve doğan çocuklar ile birlikte sayı 400 bini geçiyor. Bu sadece iç göç. Bir de yurtdışından Antalya'ya sürekli yaşamak için göç edenler var. Bu alandaki veriler 2016'dan itibaren başladığı için öncesini bilemiyoruz ama 2016'dan bugüne Antalya'nın aldığı net dış göç, yani yurtdışında yaşayan yabancıların yerleşmek için Antalya'ya gelenlerin net sayısı 143 bin olarak gerçekleşmiş.&nbsp; Her yıl ortalama 20 bini içeriden, 20 bini dışarından net 40 bin göç alıyoruz.&nbsp; Dolayısıyla Antalya, sadece bizim değil, tüm Türkiye'nin hatta Dünyanın gözbebeği olmuş ve on binlerce kişi yaşamak için burayı tercih etmiştir"ifadelerini kullandı.

"Göç ülke yararına yönetilmeli"
Göçün her zaman bir sorun olmadığına değinen Bahar, bugün birçok başta sanayide Avrupa'nın en gelişmiş ülkesi olan Almanya'nın nitelikli göç aldığını kaydetti. Almanya'nın geçmişte üniversite mezunlarını tercih ederken, günümüzde değişen şartlar ölçeğinde meslek lisesi mezunlarını tercihe yöneldiğini belirten Ali Bahar, dolayısıyla göç her zaman yasaklanması gereken bir mevzu değil, ülke yararına yönetilmesi gereken sosyolojik ve ekonomik bir gerçek olduğunu vurguladı.

"Günübirlik ev kiralama"
ATSO yönetimi olarak, Antalya'ya hizmet etmek için yola çıktıklarının altını çizen Bahar, "İlkleri yapmak için çalışıyoruz. Sadece üyelerimizin değil tüm Antalya halkının refahını yükseltmek ve şehri daha ileri taşımak için varız.&nbsp; Hem ülkemizde, hem bölgemizde pek çok sorunla karşı karşıyayız. Bunları inançla ve yapıcı bir tutumla gündeme getiriyor, ilgili makamlara iletiyor ve takipçisi oluyoruz. Süreçlerin tüm aşamalarında meclis üyelerimizi bilgilendirmeye çalışıyoruz. Bakın aylar boyunca gerek bu kürsüde gerek farklı vesilelerle, günübirlik ev kiralama konusunu dile getirdik. Bunun gerek ekonomik açından turizm tesislerimize verdiği zararı, gerek kayıt dışılıktan dolayı devletin vergi kaybı, gerekse de kimi durumlarda sosyal hayata ve apartmanlardaki komşulara verilen rahatsızlıkları öne çıkardık. Kültür ve Turizm Bakanımız Mehmet Nuri Ersoy'a konuyu bizzat ilettik. Konutların Turizm Amaçlı Kiralanmasına ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifinin ilk 16 maddesi TBMM'de kabul edildi. Bu düzenlemeye göre kısa dönem kiralamalara 100 gün sınırı, belge alma, kimlik bildirimi ve sakinlerden muvafakat alma zorunluluğu geldi. Bu ATSO'nun gücüdür, Antalya'nın gücüdür"dedi.

"Göç ve merdivenaltı çalışan"
Bahar, genel kurulda görüşmeye başlanan düzenleme turizm sektörü açısından olumlu karşılansa da, daha koruyucu, daha geniş, daha sıkı tedbirlerin uygulandığı bir çalışmanın kabulünü beklediklerini bildirdi. Bahar, Alanya'da satılan konutlarda 365 gün yaşayan, sonrasında akrabalarının geldiği ve ilçenin ekonomisine katma değer sağladığı yabancı popülasyonunun uzaklaşmaması adına, konunun muhakkak terzi usulü değerlendirilmesinin ve lokal çözümlerle gerekli katma değerin kazandırılmasının ve kayıp oluşmasının önüne geçilmesinin değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti. Bir süredir, yabancı göçünün etkisiyle kaçak ve merdivenaltı çalışan işletme ve işçi sayısının artmasını, bunun oluşturduğu vergi kaybı ve rekabet bozucu etkisini gündeme getirdiklerini aktaran Bahar, "İlgili tüm makamlarla paylaştığımız bu sorunu da takip ediyoruz. Antalya Vergi Dairesi Başkanı İlhan Karayılan ile bir ara geldik ve özellikle araç kiralama ve turizm sektörlerinde yaşanan kayıt dışılık konusundaki taleplerimizi ve tepkilerimizi kendisine ilettik" dedi.

"İletilen sorunlar"
Bakanlık nezdinde yaptıkları çalışmalarını anlatan Bahar şu ifadeleri kullandı:
"Ticaret Bakanlığına, kredi kartı kullanımı, işletmelerin avukat bulundurma zorunluluğu, vize, haksız rekabet, motorlu kara taşıtları ticareti, e-ticaret ve günübirlik ev kiralama gibi alanlarda 13 sorun ve çözüm önerimizi, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığına, karayolu ağının nitelik ve kapasitesinin iyileştirilmesi, havayollarının etkin kullanımının sağlanması, Antalya limanının rekabetçi kapasitesinin geliştirilmesi ve ulaşımın, demiryolu alt yapısının güçlendirilmesi ve demiryolu ağının yaygınlaştırılması, bilgi ve iletişim teknolojileri altyapısının güçlendirilmesi ve kullanımının yaygınlaştırılması alanındaki sorun ve çözüm önerilerimizi sunduk. Ve yansıda gördüğünüz gibi 2028 planlanmasında ön görülen hızlı trenin Antalya ile buluşmasının da çok geç olduğunu kendilerine ilettik. Antalya'da bir metre dahi metro olmamasının, raylı sistem ve kara ulaşımının gelişmemiş olmasının cari açığa turizm, tarım, ticaret ve sanayi yoluyla, hizmet sektörleriyle bu kadar değer katan şehrimizin bir kaderi olmaması gerektiğini de birinci ağızdan ilettik".

"Antalya'nın tarımdaki sorunları"
Antalya'nın güçlü bir tarım merkezi olduğunu ve bu topraklarda yapılan üretimin sadece Antalyalıları değil, ülke genelinde milyonlarca insanı, ihracat yoluyla da milyonlarca insanı ve kente gelen 13 milyondan fazla turisti beslediğine değinen Bahar, hatta Türkiye'ye gelen 45 milyondan fazla turisti beslediğini kaydetti. Türkiye'de tarım sektöründe yaşanan pek çok sorun olduğunu dile getiren Bahar, bunların başında verimli tarım arazilerinin imarlı ya da kaçak yollarla yapılaşmaya açılması, arazilerin miras yoluyla bölünmesi, hatalı gübreleme ve ilaçlama geldiğini işaret etti.

"Su sorunu"
Elmalı'da en büyük problemin su sorunu olduğunun altını çizen Bahar, "Artık şehrimizin ve ülkemizin en büyük sorunu budur. En önemli yanı tüketimin ölçülememesi ve planlanması sorunudur. Artık üreticimiz kendisi bu konuda sayaç sistemini istemektedir. 3 yılda kullanılacak su, ölçülemediği için 1 yılda kullanılmakta, buna rağmen meyve üreticimiz sırf iklim problemi nedeniyle rekoltesinin yüzde 70'ini maalesef meyve suyu fabrikalarına göndermek zorunda kalmaktadır. İşte artık değerlerimize alın terimize önem, katma değer verme zorunluluğumuzu buradan sizlere ve devletimize bildiriyorum. Ben şahsen bu konuda Antalya'ya güveniyorum. Bu ülkede tarım sektöründe bir rönesans olacak, tarımsal üretim nicelik ve nitelik açısından bir patlama yaşayacak ve bunun liderliğini Antalya yapacak ve bu süreçten en çok faydayı da Antalyalı üreticiler sağlayacak. Hepimiz bunun hazırlığı içinde olmalıyız. Üreticilerimizi, üretici birliklerimizi, kooperatiflerimizi bilinçlendireceğiz. Bankalar ile gübre ve ilaç şirketleri ile ortak projeler yapacağız. AB ile gümrük birliğinin tarım ürünlerini de içine alacak&nbsp; şekilde genişletilmesi sürecine daha yolun başında hazırlıklarımızı tamamlayacağız. Bu ülkenin geleceğinde iki sektör kritik role sahip olacak. Biri teknoloji diğeri milli tarım ve gıda güvenliği. Bizler bu iki olguyu birleştirecek, teknolojiyi çok iyi kullanan bir tarım sektörü ile inşallah bunu başaracağız" dedi.

"Silikon Vadisi olabiliriz"
AOSB'de açılan teknoparkın yüzde 70 doluluk oranına ulaştığını kaydeden Bahar, "Girişimcilerimiz, yazılım, medikal, mekatronik, nanoteknoloji, ilaç, tarım, enerji, elektronik, sağlık, eğitim gibi birçok farklı alanda Ar-Ge çalışmaları yürütecek. Pergeli Antalya Organize Sanayi Bölgesine batırdığınızda ve Antalya'yı içine Burdur Isparta'yı katacak şekilde bir bilişim havzası olarak değerlendirecek olursak, bölgemiz; küresel startupların kuluçka merkezi nasıl Silikon Vadisi ise, biz de Avrupa'nın ve MENA bölgesinin Silikon Vadisi olabiliriz. Bu bizce hayal değil, gerçekle mütenasip Türkiye yüz yılı felsefesine layık bir gerçektir"dedi.

&nbsp;

&nbsp; "Kentin güçlü bir limana ihtiyacı var"

&nbsp; Antalya Valisi Hulusi Şahin ise şehrin güçlü bir limana ihtiyacı olduğunu belirterek, "En temel eksikliklerden biri, güçlü bir demiryolunun olmayışıdır. Antalya gibi mükemmel bir coğrafi konuma sahip olan bu kıymetli bölgenin potansiyelini değerlendirmek için bu eksiklikler giderilmelidir. Ticaret çok daha güçlü ve katma değerli olmalıdır. Özürsüz bir şekilde limanımıza özenmeliyiz. Ekim faaliyetlerinizi izledik, çok dolu bir programdır. Bu programı bir yıl içinde başarıyla uygulayabilen çok az oda gördüm. Aynı zamanda sanayi açısından da Antalya'daki OSB'leri domine ediyorsunuz, ATSO olarak onların yürütücü ve itici gücü oluyorsunuz. Katma değerli girişimler üzerine Teknoloji Geliştirme Bölgelerinin çok önemli bir rolü olduğunu biliyoruz. Üniversite ile sıkı bir iş birliği, iş dünyasına katkı sağlayacaktır. Hem üniversiteye hem de iş dünyasına, en temel sorunları çözmekte sizlerin önemli bir rolü vardır"diye konuştu.

"Cumhuriyet değerlerini anlatmalıyız"
"Cumhuriyetin kurduğu değerlere tüm gücümüzle sarılmalıyız" diyen Vali Şahin, "Sadece sarılmak yetmez, bizim neslimiz zaten biliyor, sorunları da fakirliği de gördü, zenginliği de görüyoruz. Yeni nesil maalesef henüz bilmiyor, zannediyorlar ki dünya hep böyle. Böyle olmadığını genç nesillere anlatmamız lazım. Çocuklarımıza da Cumhuriyetin değerlerini ve büyük Türk milletinin bir ferdi olmanın değerini, kıymetini anlatmalıyız. Bu bizim en önemli meselemizdir. Sizler şirketlerinizde değerlerinizi ikinci nesillere nasıl anlatırız çabası içerisindesiniz, aynı şekilde cumhuriyetin değerlerini de anlatmak bir numaralı meselemizdir. Her fırsatta çocuklarımıza, gençlerimize mensubu oldukları bu büyük milletin bu büyük ailenin, devletin ne demek olduğunu anlatmalıyız. Bun başarabilirler geleceğe umutla bakarız. Bunu başarabilirsek geleceğe umutla bakabiliriz, yoksa bazı ülkelerde olduğu gibi bizim de geleceğimiz kararır" ifadelerine yer verdi.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.antalyadanhaberler.com/bilim-teknoloji-haberleri">Bilim-Teknoloji</category><dc:creator><![CDATA[ATSO Başkanı Bahar: "Teknoloji, milli tarım ve gıda güvenliği kritik öneme sahip" - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Wed, 25 Oct 2023 08:30:58 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.antalyadanhaberler.com/images/haber/atso-baskani-bahar-teknoloji-milli-tarim-ve-gida-guvenligi-kritik-oneme-sahip-113204-20231025.png" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.antalyadanhaberler.com/images/haber/atso-baskani-bahar-teknoloji-milli-tarim-ve-gida-guvenligi-kritik-oneme-sahip-113204-20231025.png"/>
                    <enclosure url="https://www.antalyadanhaberler.com/images/haber/atso-baskani-bahar-teknoloji-milli-tarim-ve-gida-guvenligi-kritik-oneme-sahip-113204-20231025.png" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Antalya’yı bilim heyecanı sardı]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.antalyadanhaberler.com/haber-antalyayi-bilim-heyecani-sardi-2123.html</guid>
                    <link>https://www.antalyadanhaberler.com/haber-antalyayi-bilim-heyecani-sardi-2123.html</link>
                    <description><![CDATA[Her yaşa hitap eden yüzlerce bilimsel atölye, bilim gösterileri ve yeni teknoloji ürünlerinin sergileneceği 2. Antalya Bilim Festivali, 50 bin metrekarelik alanıyla bilim heyecanı yaşatacak.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Kepez Belediyesi’nin 19-22 Ekim tarihlerinde düzenleyeceği Antalya Bilim Festivali, genişletilen etkinlik alanıyla daha çok bilim gösterileriyle ziyaretçilerine heyecan dolu anlar yaşatacak. Dokumapark’ın batısında 7 bin ton sıcak asfalt dökülerek toplam festival alanının 50 bin metrekareye çıkartılmasıyla, aynı anda 150 bin kişiye hitap edilebilecek. Türkiye savunma sanayisinin ürettiği helikopter, zırhlı araçlar, füzeler başta olmak üzere yeni teknoloji ürünlerinin sergilerinin yanı sıra, kurulan sahnede eğlenceli vakit geçirme imkânı sunulacak.

Bilim gösterileri
Ev sahipliği yapan Kepez Belediyesi’nin Antalya Bilim Merkezi, 27 farklı atölyelerinin eğitim çalışmalarını, 130 üniversiteli öğrenci takviyesi ile sunacak. Ayrıca TÜBİTAK, 34 farklı okul, üniversiteler de kendi atölyelerini uygulayacak. TÜBİTAK kendi standında çeşitli bilim gösterileri yapacakken, bir yandan da robot gösterileri ve simülasyon deneyimi yaşatılacak. Merkezin Bilim ve Teknoloji Tırı’nı merak edenler rehberler eşliğinde gezebilecekken, 100’e yakın otobüs merkez ve ilçe okullardan öğrenci taşıyacak.&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.antalyadanhaberler.com/bilim-teknoloji-haberleri">Bilim-Teknoloji</category><dc:creator><![CDATA[Antalya’yı bilim heyecanı sardı - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 17 Oct 2023 11:21:57 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.antalyadanhaberler.com/images/haber/antalyayi-bilim-heyecani-sardi-142252-20231017.png" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.antalyadanhaberler.com/images/haber/antalyayi-bilim-heyecani-sardi-142252-20231017.png"/>
                    <enclosure url="https://www.antalyadanhaberler.com/images/haber/antalyayi-bilim-heyecani-sardi-142252-20231017.png" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Kepez’de geleceğin teknoloji liderleri yetişiyor]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.antalyadanhaberler.com/haber-kepezde-gelecegin-teknoloji-liderleri-yetisiyor-1993.html</guid>
                    <link>https://www.antalyadanhaberler.com/haber-kepezde-gelecegin-teknoloji-liderleri-yetisiyor-1993.html</link>
                    <description><![CDATA[Antalya Bilim Merkezi Robotik Kodlama Atölyesinde heyecan verici çalışmalar gerçekleştiren çocuklar, toplumu daha da ileriye taşıyacak yeteneklerini fark ediyor.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Kepez Belediyesi Antalya Bilim Merkezi’nin Robotik Kodlama Atölyesi’ni tercih eden çocuklar, tanıştırıldıkları teknolojik mataryellerle heyecan verici çalışmalara imza atıyor. Okulların kapanmasıyla hafta içi günlerinde tematik atölyeler düzenleyen merkezin 7 atölyesinden biri olan robotik kodlamada, siber güvenlik, elektronik devre gibi başlıklarda eğitimler veriliyor. Aynı zamanda merkezin AR-GE Mühendisi olan eğitmen Murat Bahar, grup çalışmasında öğrencilerine Arduino, diz üstü bilgisayar ve elektronik set vererek gösterdiği çalışmaların yapılmasını istiyor.

İşlevsel cihazlar yapıyorlar
Çocuklar aldıkları bu kit üzerinde park sensörü, boy ölçer, trafik lambası, mini elektrik motoru çalıştırma, sıcaklık ve nem ölçeri LCD ekrana yazdırma, uzaktan kumanda ile kontrol, fotoselli aydınlatma, elektro-manyetik şifreli kapı kilidi sistemi gibi çalışmalar yaptı. Öğrencilerinin günlük hayatta kullanılan araçları kullanılır hale getirmenin coşkusunu yaşadığını belirten eğitmen Bahar, mesafe sensörüyle entegre cihazların gerçek hayatta kullanılabilir ve hassas ölçümler sağladığını biliyorlar. Kendi tasarım ve kodlama yetenekleriyle böylesine işlevsel bir cihazı başarıyla oluşturduklarını belirten Bahar, “Genç mühendislerin geleceği oldukça umut vaat ediyor. Toplumu ileri taşıyacak yeteneklere sahip olan bu genç beyinlerin başarıları, teknoloji dünyasında geleceğin liderleri olarak parlayacaklarına işaret ediyor” diye konuştu.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.antalyadanhaberler.com/bilim-teknoloji-haberleri">Bilim-Teknoloji</category><dc:creator><![CDATA[Kepez’de geleceğin teknoloji liderleri yetişiyor - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 01 Aug 2023 12:54:47 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.antalyadanhaberler.com/images/haber/kepezde-gelecegin-teknoloji-liderleri-yetisiyor-155616-20230801.png" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.antalyadanhaberler.com/images/haber/kepezde-gelecegin-teknoloji-liderleri-yetisiyor-155616-20230801.png"/>
                    <enclosure url="https://www.antalyadanhaberler.com/images/haber/kepezde-gelecegin-teknoloji-liderleri-yetisiyor-155616-20230801.png" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[2. Antalya Bilim Festivali 19 Ekim’de kapılarını açıyor]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.antalyadanhaberler.com/haber-2-antalya-bilim-festivali-19-ekimde-kapilarini-aciyor-1960.html</guid>
                    <link>https://www.antalyadanhaberler.com/haber-2-antalya-bilim-festivali-19-ekimde-kapilarini-aciyor-1960.html</link>
                    <description><![CDATA[Kepez Belediyesi’nin bu yıl 2’ncisini düzenleyeceği Antalya Bilim Festivali (BİLİMFEST), 19-20-21-22 Ekim tarihlerinde bilim meraklılarına kapılarını açıyor.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Bilim ve teknolojinin buluştuğu 2. Antalya Bilim Festivali, açılış için gün sayıyor. Kepez Belediyesi’nin TÜBİTAK işbirliğiyle Antalya’ya kazandırdığı Bilim Merkezi’nin açılışıyla ilkini düzenlediği festivalin, bu yıl 30 Mart-2 Nisan tarihlerinde yapılması planlanıyordu. Ancak, Türkiye'de meydana gelen deprem sonrası yaşanan doğal afet nedeniyle ileri bir tarihe ertelendi. 2. Antalya Bilim Festivali (BİLİMFEST) bu yıl 19-20-21-22 Ekim 2023 tarihleri arasında kapılarını ziyaretçilere açıyor. Dokumapark yerleşkesinde düzenlenecek Antalya Bilim Festivaline, TÜBİTAK, ASELSAN, HAVELSAN, ROKETSAN, TÜMOSAN, TUSAŞ, TURKSAT, TUA, MKE, ANZATSAN, SARSILMAZ, BMC, ÜNİVERSİTELER, TEKNOKENTLER başta olmak üzere yerli ve milli teknoloji üreten kurumlar yer alacak. İçişleri Bakanlığı’nın da katılacağı Bilimfest, Türkiye’nin teknoloji devlerini 4 gün boyunca Antalya Dokumapark’ta buluşturacak. Antalya Bilim Festivali’nde söyleşiler, sergiler, görsel şovlar ve farklı alanlarda çok sayıda atölye çalışmaları da yapılacak. Antalya Bilim Festivali, bilimi sevdirmek, bilim ve teknoloji alanında yapılan çalışmaları duyurmak ve anlatmak amacıyla düzenleniyor.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.antalyadanhaberler.com/bilim-teknoloji-haberleri">Bilim-Teknoloji</category><dc:creator><![CDATA[2. Antalya Bilim Festivali 19 Ekim’de kapılarını açıyor - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Mon, 24 Jul 2023 10:25:03 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.antalyadanhaberler.com/images/haber/2-antalya-bilim-festivali-19-ekimde-kapilarini-aciyor-132551-20230724.png" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.antalyadanhaberler.com/images/haber/2-antalya-bilim-festivali-19-ekimde-kapilarini-aciyor-132551-20230724.png"/>
                    <enclosure url="https://www.antalyadanhaberler.com/images/haber/2-antalya-bilim-festivali-19-ekimde-kapilarini-aciyor-132551-20230724.png" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Antalya OSB yeşil enerjide Türkiye’ye örnek oluyor]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.antalyadanhaberler.com/haber-antalya-osb-yesil-enerjide-turkiyeye-ornek-oluyor-1958.html</guid>
                    <link>https://www.antalyadanhaberler.com/haber-antalya-osb-yesil-enerjide-turkiyeye-ornek-oluyor-1958.html</link>
                    <description><![CDATA[Son 6 ayda 20 yeni GES daha kurulan Antalya OSB'de Çatılara Özgürlük Projesi ile GES yatırımları katlanarak artarken, bölgedeki çatı GES sayısı 55’e yükseldi. 33 yeni GES’in kurulumu ise devam ediyor.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Antalya OSB Yönetim Kurulu Başkanı Ali Bahar’ın 2018 yılında “Çatılara Özgürlük” sloganı ile hayata geçirdiği yeşil enerji projesi, tüm hızıyla devam ediyor. Antalya OSB bünyesindeki fabrikaların çatılarını, güneşten elektrik üretim santralleri (GES) ile donatarak, üretimde kullanılan enerjinin yenilenebilir kaynaklardan elde edilmesini hedefleyen proje, sıfır karbon salınımı ile birlikte, cari açığın kapanmasına sağlayacağı katkılar nedeniyle, sanayiciler kadar finans kuruluşlarından da yoğun ilgi ve destek gördü. GES yatırımlarının katlanarak artmasına vesilen olan proje ile Antalya OSB’deki GES sayısı 5’ten 55'e yükselirken, 33 yeni GES tesisinin de kurulum aşamasında olduğu bildirildi.

Projeye ilgi her geçen gün artıyor
Bölgede kurulu GES tesisleri, son 5 yılda 87 milyon 467 bin 619 kWh elektrik üretti. Üretilen elektriğin 47 milyon 193 bin kWh’lık kısmı kurulu oldukları fabrikalarda kullanılırken, ihtiyaç fazlası olan 40 milyon 274 bin kWh’lık enerji de Antalya OSB elektrik şebekesine verildi. 2023 yılının ilk altı ayında 55 GES tesisinde toplam 26 milyon 792 bin 619 kWh elektrik üretildi. Üretilen bu elektriğin 14 milyon 988 bin kWh'lık kısmı GES sistemlerinin kurulu oldukları fabrikalarda kullanılırken, ihtiyaç fazlası olan 11 milyon 804 bin kWh’lık enerji Antalya OSB elektrik şebekesine verildi.

Ülke ekonomisine katkı
Küresel ısınmanın olumsuz etkilerinin her geçen gün arttığına, alınması gereken tedbirlerin çok daha önem kazandığına dikkat çeken Antalya OSB Başkanı Ali Bahar, Çatılara Özgürlük Projesi'nin sadece Türkiye için değil tüm dünya için büyük önem taşıdığına dikkat çekti. Bahar ayrıca, GES sistemlerinin 4-6 yıl gibi kısa bir sürede kendisini amorti etmesi sayesinde yakın gelecekte Antalya OSB fabrikalarının daha ucuz maliyetle üretim yapması, bu sayede de tüketiciye daha uygun fiyatlı ürün sunulması hedeflendiğini aktardı.

“Antalya OSB kendi elektriğini üretecek”
Halihazırda yapımı süren 33 GES’in de faaliyet geçmesiyle Bölgedeki toplam GES tesisinin 88’e yükseleceğini aktaran Başkan Ali Bahar, Antalya OSB bünyesindeki fabrikaların yaklaşık yüzde 25’inin yeşil enerjiye kavuştuğunu vurguladı. Oranın yüzde 70’lere ulaşmasıyla, saat 09.00 ile 17.00 arasında tüm Antalya OSB’ye yetecek olan elektriğin güneşten üretileceğini ve bu hedefe hızla yaklaştıklarını söyleyen Bahar, projenin ülkemizin cari açığını kapatmak yolunda çok önemli bir gelişme olduğunun altını çizdi. Başkan Bahar, sadece ekonomik olarak değil doğaya olan katkıları ile de Çatılara Özgürlük Projesi'nin Antalya’nın evrensel yapısına konmuş olan büyük bir katma değer olduğunu belirtti. Projeye katılmak isteyen firmalara finansal destek sağlamak amacı ile bankalarla anlaşma yaptıklarını kaydeden Başkan Bahar, sadece Antalya ve Türkiye için değil, dünyanın geleceği için de çok önemli olan bu proje için tüm imkânları değerlendirdiklerini söyledi.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.antalyadanhaberler.com/bilim-teknoloji-haberleri">Bilim-Teknoloji</category><dc:creator><![CDATA[Antalya OSB yeşil enerjide Türkiye’ye örnek oluyor - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Mon, 24 Jul 2023 08:42:42 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.antalyadanhaberler.com/images/haber/antalya-osb-yesil-enerjide-turkiyeye-ornek-oluyor-114333-20230724.png" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.antalyadanhaberler.com/images/haber/antalya-osb-yesil-enerjide-turkiyeye-ornek-oluyor-114333-20230724.png"/>
                    <enclosure url="https://www.antalyadanhaberler.com/images/haber/antalya-osb-yesil-enerjide-turkiyeye-ornek-oluyor-114333-20230724.png" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Akdeniz Üniversitesi’nden, Türk Silahlı Kuvvetleri envanterine otomatik yol kapanı ]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.antalyadanhaberler.com/haber-akdeniz-universitesinden-turk-silahli-kuvvetleri-envanterine-otomatik-yol-kapani-1698.html</guid>
                    <link>https://www.antalyadanhaberler.com/haber-akdeniz-universitesinden-turk-silahli-kuvvetleri-envanterine-otomatik-yol-kapani-1698.html</link>
                    <description><![CDATA[Dünyada benzeri olmayan teknolojisiyle Akdeniz Üniversitesi (AÜ) Antalya Teknokent’te üretilen otomatik yol kapanı Türk Silahlı Kuvvetleri ve NATO envanterine girdi. İhracat için 21 ülkeyle görüşmelerin sürdürüldüğü bildirildi.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ 
AÜ Teknik Bilimler Meslek Yüksekokulu Müdürlüğü Makine ve Metal Teknolojileri Bölümü Öğr. Gör. İbrahim Yıldırım ve ekibi tarafından tasarlanan, AÜ Antalya Teknokent’te proje süreçleri tamamlanan "Uzaktan Komutalı Elektrik Motoru Tahrikli Otomatik Yol Kapanı" Türk Silahlı Kuvvetleri ve&nbsp;NATO envanterine girdi. Hava basınçlı emsallerinden farklı olarak uzaktan komutalı elektrik motoru tahrikli olan otomatik yol kapanının dünyada benzeri bulunmadığına dikkat çekildi.&nbsp;
&nbsp;
"Benzeri bulunmuyor"&nbsp;
Geliştirdikleri elektrikli yol kapanı hakkında bilgi veren Öğr. Gör. İbrahim Yıldırım, “Antalya Teknokent’te yaptığımız ar-ge çalışmaları sonucunda yaklaşık 1,5 saniyede açılan, bir saniyede kapanan 4,5 metre makas uzunluğu olan bir elektrikli yol kapanı yaptık. Dünyada bu kapanı üreten Hollanda, Almanya gibi belli başlı ülkeler var. Onlarda sistem tamamen basınçlı havayla çalışıyor ve kapan bir kere açılıp kapanıyor. Onu yeniden doldurmanız gerekiyor. Biz bunu ulusal patentle elektrik tahrikli hale getirdik ve bir kere şarj ettiğimizde 25-30 defa sistemi açıp kapatabiliyoruz. Bu teknolojisiyle şu an dünyada tek” dedi.&nbsp;
&nbsp;
AÜ Antalya Teknokent bünyesinde akademiyi ve sanayiyi birleştirmek amacıyla şirket kurduklarını söyleyen Yıldırım, “Üniversite sanayi iş birliği sayesinde üniversitemizdeki akademik bilgiyi katma değeri yüksek ürüne dönüştürmek için çalışıyoruz” dedi.&nbsp;
&nbsp;
Bunun bir örneği olarak elektrikli yol kapanını ürettiklerini belirten Yıldırım, “Bu otomatik yol kapanı, yol kontrol noktalarında ya da 'dur' ihtarına uymayan araçların durdurulmasında kullanılan bir sistem. Bu sistemin yokluğundan dolayı her yıl çok sayıda personel yaralanıyor, bazen şehit verdiğimiz oluyor. Bunun yanından pek çok sivil yaralanıyor ve takiplerde kaza yapan hurdaya çıkan araçlardan dolayı çok yüklü maddi hasar ve maliyet ortaya çıkıyor. Bunun önüne geçmek için uzaktan komutalı yol kapanı yaptık. Numune makinalarımız bir yıl boyunca Van’da, Ağrı’da, Diyarbakır’da yüksek sıcak ve soğukta görev yaptı. Bu geliştirmeler sonucunda yaklaşık yüzde 90 yerlilikle ürünümüzü ürettik. Patentini aldık. Ürünümüzü hem Türk Silahlı Kuvvetlerine hem de NATO’nun envanterine kattık mutluyuz. Üniversitemizle birlikte daha nice iş birlikleri ile savunma sanayimiz için malzemeler üretmek üzere gayret gösteriyoruz” diye konuştu.&nbsp;
&nbsp;
"İhracat için görüşmeler sürüyor"&nbsp;
Asıl hedeflerinin Türk ordusunun ihtiyaçlarını karşılamak olduğunu vurgulayan Yıldırım, yurt içindeki teminden sonra amaçlarının ihracat olduğunu ifade ederek şu an 21 ülkeyle ürünün ihracatı ile ilgili görüşmelerinin sürdüğünü söyledi. Yıldırım, dünyada emsalsiz bir ürün olarak geliştirilen bu ürünün dünyaya pazarlanmasının hem üniversiteye, hem akademiye katkı sağlayacağını hem de akademisyenler ve öğrenciler için motivasyon olacağını sözlerine ekledi.&nbsp;
&nbsp;
"1 dakikada kuruluyor"&nbsp;
Elektrikli kapanın portatif olması ve mobil olarak bir personel tarafından kolayca taşınabilir olmasıyla avantajlı olduğundan bahseden Üretim Sorumlusu Ahmet Türkmen, kapanın araçtan indirilip kurulmasının bir dakika sürdüğü ve bir kaç saniyede açılabildiğini böylece gelen araca acil müdahale sağlanabildiğini söyledi.&nbsp;
&nbsp;



"Patentli ilk ürün"&nbsp;
Bu cihazların Avrupa’da Amerika’da havalı sistemlerle yapıldığını anlatan Türkmen,&nbsp;
“Oradaki sistemde cihazın açılabilmesi için 11 bar civarında bir hava gerekiyor. Bu havanın emniyet araçlarıyla çalışması oldukça zor. Sistemi açmak için yanlarında yeterli batarya gezdirilemiyor. Kullanım zorluklarından dolayı motorlu olanın daha verimli olduğunu hesapladık. Bizim sistemimiz hem daha güçlü hem daha fazla kullanılıyor. Motorlu mekanik sistem sadece Türkiye’de Antalya’da var ve dünyada patentli olan ilk ve tek ürün”&nbsp;şeklinde konuştu.&nbsp;
&nbsp;
"Güzel bir örnek"&nbsp;
Firmanın Akdeniz Üniversitesi akademik çalışmalarının Antalya sanayisiyle buluştuğu güzel örneklerinden bir tanesi olduğunu söyleyen. Şirket Müdürü İbrahim İşlek de “Şirketimizin bugüne gelmesinde Akdeniz Üniversitesi’nin çok önemli katkıları oldu. Antalya Teknokent Genel Müdürlüğü Kuluçka Merkezinden başladığımızdan bugüne hem deneyim aktarmada, hem yol göstermede hem destek olmada büyük emekleri geçti. Akdeniz Üniversitesi Rektörümüz Prof. Dr. Özlenen Özkan ve Teknokent Genel Müdürü İbrahim Yavuz bize her zaman önemli katkılarda bulunuyor, destek oluyor” diye konuştu.&nbsp;
&nbsp;
"En İyi Akademik Spin Off firması ödülü almıştı"&nbsp;
Savhatek Savunma A.Ş. yaptığı çalışmalarla Akdeniz Bilişim Zirvesi’nde Antalya Teknokent Ar-Ge İnovasyon Ödülleri bünyesinde “En İyi Akademik Spin Off Firması” ödülüne layık görüldü. Savhatek Savunma A.Ş. tarafından Akdeniz Üniversitesi Antalya Teknokenti bünyesinde daha önce tamamen yerli imkânlarla 'Alperen Gözcü' adlı evrensel atış platformu üretilmişti.&nbsp;

 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.antalyadanhaberler.com/bilim-teknoloji-haberleri">Bilim-Teknoloji</category><dc:creator><![CDATA[Akdeniz Üniversitesi’nden, Türk Silahlı Kuvvetleri envanterine otomatik yol kapanı  - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 25 Oct 2022 10:13:53 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.antalyadanhaberler.com/images/haber/akdeniz-universitesinden-turk-silahli-kuvvetleri-envanterine-otomatik-yol-kapani-132703-20221025.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.antalyadanhaberler.com/images/haber/akdeniz-universitesinden-turk-silahli-kuvvetleri-envanterine-otomatik-yol-kapani-132703-20221025.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.antalyadanhaberler.com/images/haber/akdeniz-universitesinden-turk-silahli-kuvvetleri-envanterine-otomatik-yol-kapani-132703-20221025.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Antalya'da Akdeniz Bilişim Zirvesi gerçekleştirildi]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.antalyadanhaberler.com/haber-antalyada-akdeniz-bilisim-zirvesi-gerceklestirildi-1688.html</guid>
                    <link>https://www.antalyadanhaberler.com/haber-antalyada-akdeniz-bilisim-zirvesi-gerceklestirildi-1688.html</link>
                    <description><![CDATA[Bilişim alanında bölgenin en büyük etkinliği olan ve sektörün öncü isimlerini öğrencilerle ve girişimcilerle buluşturan Akdeniz Bilişim Zirvesi, 4 binden fazla katılımcıyı ağırlayarak katılımcı sayısında rekor kırdı]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ 
Akdeniz Üniversitesi Antalya Teknokent ev sahipliğinde 6.’sı düzenlenen Akdeniz Bilişim Zirvesi, rekor katılım ile tamamlandı. Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcısı Fatih Kacır, TUSAŞ Genel Müdürü Prof. Dr. Temel Kotil ve Ar-Ge Teşvikleri Genel Müdürü Bilal Macit’in de aralarında olduğu 27 konuşmacının olduğu zirveyi, 4 binden fazla katılımcı takip etti. 25 üniversiteden bilişim toplulukları da zirveye gelerek konuşmaları takip etti.&nbsp;
&nbsp;
"Rafadan Tayfa Hayri de zirvedeydi"&nbsp;
TRT’nin en çok izlenen ve beğenilen çizgi filmi olan Rafadan Tayfa’nın yapımcısı ve yönetmeni İsmail Fidan’ın da konuşmacı olarak katıldığı zirvede Fidan’ın konuşması öncesinde çizgi filmin sevilen karakteri Hayri’nin maskotunun sahne alarak bir gösteri yapması ortama renk kattı. Gençlere çok çalışmaları ve çıktıkları yolda asla pes etmemeleri konusunda tavsiyede bulunan Fidan, “Rafadan Tayfa’yı ilk TRT’ye sunduğumuz zaman aylarca cevap bekledik. 6 ayın sonunda gelen cevap ise olumsuzdu maalesef. Oysa ekip olarak çok büyük emek vermiştik. Pes etmedik. TRT ile tekrar iletişime geçtik. Karakterleri beğenmişleri ancak çalıştığımız konularda değişiklik talep ettiler. Bizde onların istediği düzeltmeleri ve düzenlemeleri yaparak tekrar sunduk.&nbsp; 1.5 yıl sonra kabul edildi. Ve işte küçükten büyüğe Türkiye’nin sevgisini kazanan Rafadan Tayfa karşınızda” diye konuştu.&nbsp;
&nbsp;
“Oyuncu olmaktansa kurallarını yazın”&nbsp;
Metaverse&amp;amp;Blockchain Akademi Kurucusu Devrim Danyal, genç arkadaşlara seslenmenin yanı sıra, çocuklarımızı dijital çağa hazırlayacak öğretmenlerimize de seslenmek istiyorum. Şimdiki gençlerimiz dijital çağın asıl sahipleri olacak çocuklarımıza öncülük yapan abileri ablaları konumundalar. Hep birlikte çocuklarımızı iyi yetiştirmeye gayret gösterelim. Kendinizi yenilemediğiniz zaman çok kısa bir süreçte teknolojinin ve bilişimin gerisinde kalıyorsunuz. Son olarak şunu söylemek istiyorum. Oyunun kurallarının konduğu bir ekosistemde oyuncu olacağınıza oyunun kurallarını sizin koyduğunuz bir ekosistem yaratıp hem maddi manevi gelir etmeniz daha önemli. Siz değişin, dünya değişsin" ifadelerini kullandı.&nbsp;
&nbsp;
“Uzay çalışmaları ülke için stratejik”&nbsp;
Roketlerin tarihinden, gelişiminden ve uzay sektörünün gelişiminden ve gelecek öngörülerinden bahseden Roket Bilimci- DeltaV Genel Müdürü Doç. Dr. Arif Karabeyoğlu, ticari uzay çalışmalarının, devlet sektörünün aksine çok hızlı büyüdüğünü uzay sektörü yakın gelecekte 1 trilyon USD'yi geçeceğini söyledi. Uzay sektörünün Türkiye gibi iddialı bir ülke için artık lüks değil stratejik bir gereksinim olduğunu söyleyen Karabeyoğlu "Cumhurbaşkanımızın şahsen açıkladığı uzay programı başladı. Bu oldukça iddialı ve ayakları yere basan bir program. İlk iniş 2023’te ikinci iniş milli imkânlarla 2028’de yapılacak" dedi.&nbsp;
&nbsp;
“Sektörde çok kadın rol model var” &nbsp;



Saha İstanbul Yönetim Kurulu Üyesi, OBSS CEO’su Zafer Şen, bu tür etkinliklerde sektörün nereye gittiğini, nerede boşluklar olduğunu, geleceğini görmenin çok önemli olduğunu vurguladı. Salonda bulunan kadınlara seslenen Zafer Şen, “Ülkemiz için çok stratejik bir uzun menzil hava savunma projesi var. Bu projenin yazılımını geliştiren partnerlerdeniz. Biz dâhil bütün paydaşların bağlı olduğu kişi bir kadın. Onun gibi başka yöneticilerin bağlı olduğu bir üst derecedeki müdür de kadın. Üstelik diğer donanım dâhil diğer paydaşların dâhil olduğu program yöneticisi de kadın. Dolayısıyla bu konuda çok rol model var önünüzde. Sizlerin de bu konuda daha aktif olacağınızı umut ediyoruz. İhtiyaç olduğunuz destekse tüm paydaşlar olarak buradayız"” dedi.&nbsp;
&nbsp;
İlk kez açıkladı&nbsp;
Seyhun Özkara İdeasoft CEO’su da konuşmasında 2023 yılında Türkiye’de küçük ve orta ölçekli her işletmenin e-ticareti deneyimleyebilmesi için ücretsiz olarak e-ticaret alt yapısı sağlayacaklarını açıkladı. Seyhun Özkara “Bunu ilk defa burada söylüyorum. Ekim ayının sonunda yayına girecek ilk adım paketleriyle Türkiye’de bütün işletmelerin tamamen ücretsiz olarak e-ticaret deneyimlemesini sağlayacağız. Bu yıkıcı rekabetin pazar yerlerinin hegemonyasının önüne geçmek için yapmış olduğumuz bir şey. Sadece ticaret yapmak için değil kârlı, sürdürülebilir bir model için de sosyal sorumluluk olarak yapmak istedik" diye konuştu.&nbsp;
&nbsp;
“Paradan çok daha önemli şeyler var”&nbsp;
Desnet Ceo’su Ömer Ekinci de bilişim alanında kendini geliştirmek isteyen öğrencilere tavsiyelerde bulundu. “İşinizi güzel yaparsanız ve çalışırsanız para her türlü kazanılır. Oysa hayatta paradan çok daha önemli şeyler vardır.” diyen Ömer Ekinci, kendi yaşamından örnekler verdi. Duygusal anların yaşandığı konuşmasında Ömer Ekinci, “6 yaşında otistik bir yavrum var. Her sabah 3 saat onunla oynamadan işe gitmem. İsyan etmiyorum aksine yavrumu çok seviyorum. Milyon kere sorsalar yine onu seçerim. Bu tür çocuklarımızın anne babaları çok hassas oluyorlar. Yaşadığımız birkaç tatsız örnek oldu ama pandemi döneminde bir polis memuru kardeşim yolda bizi durdurdu ve çocuğumuzu görünce ‘Çocuğunuz özel çocuklarımızdan mı?’ sordu. Engelli ya da özürlü kelimelerini tercih etmeyerek özel çocuk demesi bizi öyle duygulandırdı ki aynı anda eşimin de benim de gözümüzden yaşlar döküldü. Tekrar söylüyorum. Para kazanılır. Önemli olan içinde bulunduğunuz nimetlerin ve hayatınızın kıymetini bilmek ve insanca yaşamaktır" diye konuştu.&nbsp;
&nbsp;
Girişimcilikte melek yatırım&nbsp;
Moderatörlüğünü Çanakkale 18 Mart Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Erkan Bil’in yaptığı “Dijital Girişimcilikte Melek Yatırım ve Fonlara Erişim” konulu panelde konuşan Albaraka Portföy GSYF Müdürü Mustafa Keçeli, ANSİAD Girişimcilik Komitesi Başkanı Işık Yargın, Keiretsu Forum’dan Hulusi Berik, Boğaziçi Wentures’ten Gizem Sezer Dijital Girişimcilikte Melek Yatırım konusunda katılımcıları bilgilendirerek özellikle genç girişimcilerin ve öğrencilerin sorularını cevaplayarak, fikirlerini hayata geçirmeleri konusunda nasıl bir yöntem izlemeleri gerektiğini anlattılar.&nbsp;
&nbsp;
Dijital dönüşüm anlatıldı&nbsp;
Zirvede, “Dijital Çağda Dijital Dönüşüm” başlıklı panelde moderatörlüğü Olbia Bilişim Teknolojileri CEO’su Yakup Küçüksaraç yaparken konuşmacılar CW Enerji şirketinde Product Development Manager Kadir Hacıahmetoğlu, Logo Yazılım, Kamu İlişkileri ve Proje Direktörü Tolga Gören, Tech Data - Dell Sales Manager Nüket Ergün, Citrix Systems - Senior Partner Account Manager Cem Öcal ise şirketlerinin kuruluşları ve gelecek vizyonları hakkında katılımcılara bilgiler verdiler.&nbsp;
&nbsp;
Arge ve inovasyon ödülleri sahiplerini buldu&nbsp;
Akdeniz Bilişim Zirvesi konuşmalarının ardından ödül törenine geçilerek, zirveyi destekleyen kurum, kuruluşlara plaketleri takdim edildi. Ayrıca zirvede 10 ayrı kategoride ödül verilen Antalya Teknokent Ar-Ge İnovasyon Ödülleri sahiplerini buldu. Antalya Teknokent firmalarından Softalya ‘En Fazla Öğrenci İstihdam Eden Firma’, Meykon ‘Üniversite Sanayi İş Birliği Ödülü’,&nbsp; San Bilgisayar ‘En Yüksek Ar-Ge Geliri Elden Firma’&nbsp; Bee Elektronik ‘En İyi Gelişme Gösteren Kuluçka Firması’, Noxart Bilişim ‘Ar-Ge ve İnovasyon Odaklı Mentörlük’ Savhatek Savunma ‘En İyi Akademik Spin- Off Firması’, Talya Bilişim ‘En Fazla Ürün-Hizmet Geliştiren Firma’ Babylife ‘Sağlıkta Yenilikçi Teknoloji Geliştiren Firma’, Areo Tohumculuk ‘Gıda ve Tarımda Yenilikçi Teknoloji Geliştiren Firma’, Digyglobal ‘En Yüksek Ciro Elde Eden Kuluçka Firması’ Ödülü’lüne layık görüldü. Firmalara ödülleri Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcısı M.Fatih Kacır, Antalya Vali Yardımcısı Yalçın Sezgin, Ar-Ge Teşvikleri Genel Müdürü M.Bilal Macit ve Antalya Teknokent Genel Müdürü Dr. İbrahim Yavuz tarafından takdim edildi.&nbsp;

 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.antalyadanhaberler.com/bilim-teknoloji-haberleri">Bilim-Teknoloji</category><dc:creator><![CDATA[Antalya'da Akdeniz Bilişim Zirvesi gerçekleştirildi - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Mon, 17 Oct 2022 11:37:08 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.antalyadanhaberler.com/images/haber/antalyada-akdeniz-bilisim-zirvesi-gerceklestirildi-143859-20221017.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.antalyadanhaberler.com/images/haber/antalyada-akdeniz-bilisim-zirvesi-gerceklestirildi-143859-20221017.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.antalyadanhaberler.com/images/haber/antalyada-akdeniz-bilisim-zirvesi-gerceklestirildi-143859-20221017.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Antalya’da Cankuş’un tanıtım uçuşu ]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.antalyadanhaberler.com/haber-antalyada-cankusun-tanitim-ucusu-1658.html</guid>
                    <link>https://www.antalyadanhaberler.com/haber-antalyada-cankusun-tanitim-ucusu-1658.html</link>
                    <description><![CDATA[Antalya’nın Kemer ilçesinde Cankuş’un (Cankurtaran Drone) tanıtım uçuşları yapıldı.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ 
Uluslararası İnsansız Hava Aracı Pilotları Derneği kurucu Başkanı Erdoğan Budak, üç yıldır çalışmalarını yürüttüğü Cankuş projesini hayata geçirdi. Erdoğan Budak, proje çerçevesinde Kemer’de tanıtım uçuşları yaptı. Tanıtım uçuşlarına Kemer Belediye Başkanı Necati Topaloğlu da eşlik etti. Kemer sahillerinde uçuşu yapılan Cankuş’u yerli ve yabancı misafirler de ilgiyle izledi.&nbsp;
&nbsp;
Belediye Başkanı Topaloğlu, yaptığı açıklamasında, Cankuş’un tanıtım uçuşlarını yerinde incelediklerini söyledi.

İnsan sağlığının her şeyin başında geldiğine dikkat çeken Başkan Topaloğlu, “Arkadaşlar getirdikleri sistemin tanıtımını yaptılar. Yapan firmaya teşekkür ediyoruz. Teknoloji ilerledi. Dronelar artık hayatımızın bir parçası oldu. En kısa sürede bir boğulma olayına nasıl ulaşılabilirse bugün bunu gördük. Kendilerini kutluyoruz. İnsan sağlığı her şeyden önemli” diye konuştu. Uluslararası İnsansız Hava Aracı Pilotları Derneği kurucu Başkanı Erdoğan Budak ise yakın bir zamanda Cankuş’un tüm sahillerde görev alabileceğini aktardı.

Cankuş projesinin Türkiye’de çok sık yaşanan ve ölümle sonuçlanan boğulma vakalarına zamanında müdahale edilememesi nedeniyle ortaya çıktığına değinen Budak, “Boğulma vakaları ile ilgili yapılan bir araştırmaya göre her yıl ülkemizde 900 civarında insan hayatını kaybediyor. İlk boğulma tehlikesinin fark edilmesi ve müdahalesi arasında saniyeler hatta saliseler büyük önem taşımaktadır. Suya iniş kalkış yapabilen ve su geçirmez özellikte olan Cankuşların 79,3 km/s hızla uçabilmektedir. İlk saniyelerde bir insan müdahalesinin gerçekleşebileceği süreden daha hızlı bir şekilde hareket eder ve Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü tarafından ehliyet verilmiş ve uçuş tecrübesi olan profesyonel drone pilotlarımız vakaya ilk can simidini bırakır, kişiyi kurtarır ve su üzerinde hayatta kalmasını sağlar. 4 K ve gece görüşlü kamera teknolojisine ve aynı zamanda otomatik açılabilen can yeleği sistemine sahip olan Cankuşlar her iklimde ve her koşulda aktif görev alabilmektedir” dedi.

 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.antalyadanhaberler.com/bilim-teknoloji-haberleri">Bilim-Teknoloji</category><dc:creator><![CDATA[Antalya’da Cankuş’un tanıtım uçuşu  - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Mon, 26 Sep 2022 12:22:09 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.antalyadanhaberler.com/images/haber/antalyada-cankusun-tanitim-ucusu-152816-20220926.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.antalyadanhaberler.com/images/haber/antalyada-cankusun-tanitim-ucusu-152816-20220926.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.antalyadanhaberler.com/images/haber/antalyada-cankusun-tanitim-ucusu-152816-20220926.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Aileler ve çocuklar Kepez’de bilimle tanıştı]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.antalyadanhaberler.com/haber-aileler-ve-cocuklar-kepezde-bilimle-tanisti-1480.html</guid>
                    <link>https://www.antalyadanhaberler.com/haber-aileler-ve-cocuklar-kepezde-bilimle-tanisti-1480.html</link>
                    <description><![CDATA[Kepez Belediyesince düzenlenen Tematik Bilim Kampları ile çocuklar farklı atölye çalışmalarında yer aldı, son gün ise aileler birbirleriyle yarıştı.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Çocuklara bilimsel bakış açısı kazandırmayı, kendilerine olan güvenlerini desteklemeyi ve geleceğe umutla bakmalarını sağlamayı amaçlayan Antalya Bilim Merkezi, yaz boyunca Tematik Bilim Kampları düzenliyor. 26 Temmuz tarihinde başlayan ve 30 Temmuz'da son bulan, farklı temalı atölye çalışmalarında çocuklar birbirinden öğretici deneylerle bilimle tanıştı. Atölye çalışmalarıyla birlikte birçok deneysel etkinliğe katılan çocuklar, yazılım algoritması, ulaşım teknolojileri, ses teknolojileri, James webb, yapay zeka, biyomimikri ve havacılık ve uzay, olmak üzere farklı temalı atölyelerde hem eğlendi hem öğrendi. Kampının son gününde ise aileler birbirleriyle yarıştı.

Yarışma öncesinde Kepez Belediye Başkanı Hakan Tütüncü ve Antalya Sahil Güvenlik Okulu Komutanı Kıdemli Albay Engin Kuntay,&nbsp; bilim merkezinin etkinliklerine yönelik konuşma gerçekleştirdi. Konuşmalar sonrasında düzenlenen bilimsel yarışmada derece yapan çocuk ve ailelere ödülleri takdim edildi.

“Dokuma Fabrikası artık bilim dokuyan güzel bir merkez oldu”&nbsp;
Yarışma öncesinde bilimsel bir etkinlikte çocuk ve ailelerle buluşmanın tarifsiz bir duygu olduğunu ifade eden Başkan Tütüncü, Bilim Merkezi hakkında bilgiler verdi. Başkan Tütüncü, “Burası bir fabrikaydı. Daha sonra terk edildi. Eski Dokuma Fabrikası artık bilim dokuyan güzel bir merkez oldu. Yaz tatili boyunca farklı tematik kamplarla çocuklarımız dünya standardında seviyesinde eğitimi alıyorlar. Bu bilim merkezini ilk kurduğumuz zamanlarda Türkiye’de ünlü bir tıp profesörümüz de misafirimiz olmuştu. Misafirimiz bize, ‘Kendimi Amerika’daki bir Bilim Merkezinde hissettim’ demişti. Bize takdir ve tebriklerini bize iletmişti. Dünyanın en modern imkânlarıyla bilimle konuşmak, bilimsel düşünceyle aydınlanmak bizim çocuklarımızın da hakkıdır diye düşündük ve bu çalışmayı ortaya koyduk” dedi.

“Antalya’nın en önemli değerlerinden birisi Sahil Güvenlik Okuludur”&nbsp;
Bilimsel etkinliklerde aileler buluşmanın önemli olduğu söyleyen Başkan Tütüncü, “Tematik kamplarda ailelerle bir araya gelmeyi de arzu ediyoruz. İyi bir neslin yetişmesinde en önemli faktörlerde birisi de ailenin çocuklarıyla birlikte aynı noktaya odaklanmasıdır. Bu çağda düşüncenin neticesi olarak bu programlar düzenleniyor. Bu programlara ülkemizin değerli bilim insanlarını davet ediyoruz. Antalya’nın en önemli değerlerinden birisi Sahil Güvenlik Okuludur. Bize her konuda destek olan ve ön açan Engin Albay, birazdan bizlere deneyimlerini paylaşacak.&nbsp; Türk ordusunu bütün subaylarının vatansever ve iyiliksever olmasının yanında bir özelliği daha vardır. Hepsi aydınlık Türkiye’nin en güzel örneklerini bünyelerinde barındırır. Onların zihinleri bilimin ışığıyla doludur” diye konuştu.

“Antalya Bilim Merkezi hepimizin”&nbsp;
Yaz boyunca kampların devam edeceğini ifade eden Başkan Tütüncü, “Bilim Merkezini 6 yıllık bir çalışmayla Antalya’ya kazandırdık. Değerli eğitmenlerimiz ve değerli gençlerimiz var. Antalya Bilim Merkezi hepimizin. Yeni Aziz Sancarların, insanlığa katkılar sunan yeni gençlerin, aydınlık fikirlerle yetişmesi için, sizden aldığımız güçle yolculuğumuza devam edeceğiz” diye konuştu.

Tematik Bilim kampının son gününde düzenlenen “Aileler Yarışıyor” isimli yarışma programına Kepez Belediye Başkan Hakan Tütüncü, Antalya Sahil Güvenlik Okulu Komutanı Kıdemli&nbsp; Albay Engin Kuntay, Kepez Belediye Başkan Yardımcısı Mustafa Özsoy ve Basın Yayın ve Halkla İlişkiler Müdürü Selim Tıraş katıldı.&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.antalyadanhaberler.com/bilim-teknoloji-haberleri">Bilim-Teknoloji</category><dc:creator><![CDATA[Aileler ve çocuklar Kepez’de bilimle tanıştı - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Mon, 01 Aug 2022 10:16:07 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.antalyadanhaberler.com/images/haber/aileler-ve-cocuklar-kepezde-bilimle-tanisti-133544-20220801.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.antalyadanhaberler.com/images/haber/aileler-ve-cocuklar-kepezde-bilimle-tanisti-133544-20220801.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.antalyadanhaberler.com/images/haber/aileler-ve-cocuklar-kepezde-bilimle-tanisti-133544-20220801.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Konyaaltı sahilindeki erozyon 5 metreyi buldu]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.antalyadanhaberler.com/haber-konyaalti-sahilindeki-erozyon-5-metreyi-buldu-1029.html</guid>
                    <link>https://www.antalyadanhaberler.com/haber-konyaalti-sahilindeki-erozyon-5-metreyi-buldu-1029.html</link>
                    <description><![CDATA[Akdeniz Üniversitesi (AÜ) İnşaat Mühendisliği Bölümü Hidrolik Anabilim Dalı öğretim üyesi Doç. Dr. Rıfat Tür, Antalya'nın Konyaaltı sahilinde, özellikle Boğaçay kaynaklı kıyı kaybına ilişkin 6 yıldır sürdürdükleri bilimsel çalışmaların sonuçlarını açıkladı. Doç. Dr. Rıfat Tür, Konyaaltı sahilindeki erozyonla ilgili Boğaçay'ın 1,5 kilometre doğu ve batısında son 15 yılda ortalama 2-3 metre, bazı bölgelerde 5 metre kıyı kaybı olduğunu söyledi. ]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Kıyı ve deniz mühendisliği konusunda uzman olan AÜ İnşaat Mühendisliği Bölümü Hidrolik Anabilim Dalı öğretim üyesi Doç. Dr. Rıfat Tür, Antalya'nın dünyaca ünlü Konyaaltı sahilinde, özellikle Boğaçay kaynaklı kıyı kaybına ilişkin 6 yıldır sürdürdükleri bilimsel çalışmaların sonuçlarını ilk kez DHA'ya açıkladı. Konyaaltı sahiliyle alakalı 3 yüksek lisans tezinin bittiğini, hem yüksek lisans hem doktora düzeyinde devam eden çalışmalar olduğunu belirten Doç. Dr. Rıfat Tür, Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi ile ortak yürütülen ve 2 yıl önce biten TÜBİTAK 1001 projesi kapsamında 3 sene boyunca her mevsim 10'ar gün hem sahil hem de denizde ölçümler yaptıklarını kaydetti. Doç. Dr. Tür, AÜ desteğiyle bir bilimsel araştırma projesinin de sürdüğünü, çok sayıda ulusal ve uluslararası yayımların da bulunduğunu dile getirdi.

BOĞAÇAY'IN 1,5 KİLOMETRE DOĞU VE BATISI

Yaklaşık 7,5 kilometre uzunluğundaki Konyaaltı sahilini Antalya halkı ve turistlerin aktif kullandığını belirten Doç. Dr. Tür, özellikle Boğaçay'ın denize deşarj olduğu noktanın 1,5 kilometre batısı ve doğusunun çok dinamik yapıya sahip olduğunu söyledi. Kıyı çizgisindeki değişimlerin de genellikle bu kısımda gözlemlendiğini açıklayan Doç. Dr. Tür, diğer bölgelerde dikkate değer bir erozyon veya kum birikimi olmadığını kaydetti.

KUM-ÇAKIL OCAKLARI NEDENİYLE DE EROZYON OLDU

Esas olarak Boğaçay'ın denize deşarj olduğu noktanın 1.5'ar kilometrelik doğu ve batı kısımları olduğunu belirten Doç. Dr. Tür, "Karaman, Doyran ve Çandır isimli üç çayın 2 kilometre yukarıda birleşiminden oluşan ve taşkın karakteristiğine sahip Boğaçay, Konyaaltı sahilini malzeme bakımından besleyen en önemli ve en büyük akarsu. Buradan gelen kum-çakıl sahili besliyor. Ama 50-60 sene evvel Antalya inşaat sektörünün ihtiyacını karşılamak için kum-çakıl ocakları açılarak, kum-çakıl alınmaya başlanmıştı. Sahilin bazı kesimlerinde o yüzden başlayan bir daralma söz konusu" dedi.

OCAKLAR YASAKLANDIKTAN SONRA DÜZELMEYE BAŞLAMIŞTI

Yıllarca süren kum-çakıl malzeme alımı yüzünden, özellikle sahilde Boğaçay'ın doğu bölümünde erozyon yaşandığını belirten Doç. Dr. Tür, 90'lı yılların sonunda malzeme alımının yasaklanmasıyla, sonraki yıllarda öncelikle akarsuda oluşan büyük hacimli boşlukların dolduğunu, sonrasında da yavaş yavaş havzalardan akıntıyla gelen kum çakılla sahilin beslendiğini dile getirdi. Bu sürecin hızlı olmadığını da vurgulayan Tür, özellikle akımın çok olduğu zamanlarda hızlı olurken, akımın az olduğu zamanlarda sahili beslemesinin çok daha zayıf yaşandığını kaydetti.

HAVUZ SAHİLİN BESLENMESİNİ ENGELLİYOR

750 metre uzunluk ve 250 metre genişliğinde devasa bir havuz bulunduğunu hatırlatan Doç. Dr. Tür, "Buradan 480 bin metreküplük malzeme alındı. Boşaltılan bu kısım suyla doldu ve burası şu anda rekreasyon alanı olarak kullanılıyor. Bunun ne gibi bir sıkıntısı oldu? Çayın taşıdığı malzeme denize yine iletilemiyor" dedi.

NEHİRDE MALZEME AKIŞINI ENGELLEYEN EŞİK

Boğaçay'daki havuzun hemen üst tarafına, havuzun hızlı şekilde iri taneli katı maddeyle dolmaması için bir eşik yapıldığını da belirten Doç. Dr. Rıfat Tür, "O eşik tam da Konyaaltı sahilini besleyecek olan granülometriye sahip malzemeyi tutuyor, arka tarafında biriktiriyor. Havuz durgun bir su ve akım olmadığından malzeme iletimi de olmuyor ve üzerinde bir de bu eşik var. Bu ikisi birleştiğinde Konyaaltı sahiline Boğaçay'dan gelen bir sediman akışı söz konusu değil ve beslenmiyor" diye konuştu.

5 METREYİ BULAN DARALMA VAR

Sahilin beslenemiyor olmasının ise özellikle Boğaçay'ın döküldüğü noktanın doğu tarafında, önceden de çok geniş bir bant olmayan sahilde hızlı bir daralmaya yol açtığını kaydeden Doç. Dr. Tür, "Erozyona uğradığı bariz belli. Orada sahil şeridinin 3-5 metrelere düştüğü görülebilir. Esas olarak malzeme taşınmasının engellenmesi, o sahil bandının da beslenmesini engelliyor. Şu anda zaten Boğaçay denize bağlı değil ve denize deşarjı kapatılmış vaziyette, çok az bir akım var. Boğaçay'ın batı kısmında ise çok fazla olmamakla birlikte sediman birikimi var. Ölçümlerimizi Boğaçay denize deşarj olurken yapmıştık. Yaklaşık 15 yıllık bir periyotu inceledik. Daralmanın maksimum olduğu yerlerde 4-5 metrelere kadar söz konusu. Bazı yerlerde çok daha az, ortalama 2-3 metre daralma var" dedi.

BOĞAÇAY'DAKİ AKIM ENGELLERİ KALDIRILMALI

Sahilin bu bölgelerine Boğaçay'dan sediman taşınımı devamlı engellenecek olursa, erozyonun zamanla yola kadar dayanabileceği uyarısında bulunan Doç. Dr. Tür, bunun süresini hiç kimsenin veremeyeceğini de belirterek, şöyle konuştu:

"Bu aktif bir süreç ve iklim değişikliği sebebiyle de biraz hızlanmış durumda. Sahilin bazı kısımlarının özellikle yok olma riski var. Bir-iki şezlong koyabilecek kadar alanın kalmadığı kısımlar da var. Buraların korunması gerekir. Kıyı ve deniz mühendisleri buna çözüm üretebilir ama öncelikli olarak doğal yolla bir çözüm ortaya konulmalıdır. Akarsu burayı beslerse tekrar eski haline gelebilir, gelmese bile stabil halde kalır. Öncelikle doğal yolla kendini tamir etmesi beklenmelidir."

BOĞAÇAY ESKİ HALİNE GETİRİLMELİ

Boğaçay'ın denizle birleştiği noktadaki havuzdaki büyük otlanma probleminin dipte çakıl birikiminin engellenmesine bağlı olduğunu da açıklayan Doç. Dr. Tür, "Devasa bir alan ve aynı anda temiz bir havuz görme imkanı yok ve çok maliyetli. İri malzemenin gelişi eşikle engellendiği ve eksi 2,5 metreye kadar tarandığından artık dibinde çakıldan çok çamur var. Bu, kokuya ve sinek gibi canlıların sayı ve çeşidinin artmasına sebep olabiliyor. Belki daha da önemlisi yatak içerisinden çıkan 480 bin metreküp malzemenin tekrar yatak içerisine konulması. Bu yatak genişliği daraldığından ileride bir sel felaketi veya yüksek bir akım geldiğinde yatak daraltılmış olduğundan taşkınlara yol açabilecektir. Eski haline getirilmesi çok daha uygun olacaktır. Gelişigüzel dökülen malzeme, yatak içerisindeki akım düzenini de bozacağından sel olaylarına çok daha yatkın olacaktır bölge" ifadelerini kullandı.

İKİNCİ EROZYON LİMAN BÖLGESİNDE

Doç. Dr. Rıfat Tür, Konyaaltı sahilinde erozyon yaşanan ikinci bölgenin liman tarafında olduğunu belirterek, buranın Boğaçay'la değil, Antalya Limanı ile ilgili olduğunu kaydetti. Kıyı tahkimatıyla erozyonun önlenmeye çalışıldığını dile getiren Tür, limanın doğusunda erozyon yaşanırken, buradaki yapı nedeniyle de Sarısu tarafında birikme olduğunu anlattı. Tür, "Denize herhangi bir yapı inşa ettiğinizde bu dalga iklimine bağlı bir tarafta oyulma, bir tarafta birikme olmak durumunda. Kıyı yapılarının mekanizması&nbsp;gereği, liman yapıldıktan sonra doğuda bir oyulma, batıda Sarısu sahilinde birikme söz konusu" dedi.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.antalyadanhaberler.com/bilim-teknoloji-haberleri">Bilim-Teknoloji</category><dc:creator><![CDATA[Konyaaltı sahilindeki erozyon 5 metreyi buldu - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sat, 04 Sep 2021 08:24:22 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.antalyadanhaberler.com/images/haber/20210904113155-web.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.antalyadanhaberler.com/images/haber/20210904113155-web.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.antalyadanhaberler.com/images/haber/20210904113155-web.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Batık avcısı 'Arkeo'ya basınç odası eklendi]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.antalyadanhaberler.com/haber-batik-avcisi-arkeoya-basinc-odasi-eklendi-975.html</guid>
                    <link>https://www.antalyadanhaberler.com/haber-batik-avcisi-arkeoya-basinc-odasi-eklendi-975.html</link>
                    <description><![CDATA[Akdeniz Üniversitesi'ne (AÜ) bağlı arkeolojik su altı çalışmalarını yürüten ekibin kullandığı ve 3 yıl önce dünyanın en eski ticaret gemisini keşfeden 'Arkeo', dünyada basınç odalı ikinci arkeolojik araştırma gemisi özelliğine sahip.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Kemer'de bulunan AÜ'ye bağlı Sualtı Arkeolojisi Uygulama ve Araştırma Merkezi ekibi, 2013 yılında Antalya'dan başlayarak tüm Akdeniz'i kapsayan arkeolojik sualtı çalışmaları yürütüyor. 2014 yılında envantere dahil edilen 27 metrelik 'Arkeo' adlı su altı araştırma gemisinde, Doç. Dr. Hakan Öniz başkanlığında Sualtı Hekimliği ve Hiperbarik Tıp doktoru ile doktora ve yüksek lisans öğrencilerinin bulunduğu 15 ila 20 kişi arasında değişen ekip bulunuyor.

200'Ü AŞKIN BATIK TESPİT EDİLDİ

Arkeo araştırma gemisine, Akdeniz Arkeolojisi Derneği'nin desteğiyle 2 ay önce 4 metreye 2 metre ebadında 5 kişilik basınç odası eklendi. Arkeo, basınç odasının monte edilmesiyle dünyada basınç odalı ikinci araştırma gemisi haline geldi. Arkeo ile bugüne kadar su altında 200'ü aşkın batık tespit edildi. Bunlardan en önemlisi ise 2018 yılında keşfedilen 3 bin 600 yıllık, dünyanın en eski ticaret gemisi batığı oldu.

Doç. Dr. Hakan Öniz, Antalya ve Mersin kıyılarında arkeolojik sualtı araştırmaları gerçekleştirdiklerini belirterek, "Çoğunluğunu Akdeniz Üniversitesi'nin yüksek lisans öğrencilerinin oluşturduğu su altı araştırma ve kazı ekibimiz var. Bu ekip yalnızca ülkemizde değil, dünyada en tecrübeli, en iyi altyapıya sahip ekiplerden biri. Kültür Bakanlığımızın büyük destekleriyle 7 yıldır kullandığımız Arkeo isimli araştırma gemisinin olanaklarını da dahil etmek gerekiyor. Son 3 yıldır daha derinlerde araştırma yapıp, daha derinlerde arkeolojik batıkları belgelemeye başladık" diye konuştu.

BASINÇ ODALI İKİNCİ GEMİ

Milattan Önce 16-15'inci yüzyıla tarihlenen bakır külçe yüklü Tunç Çağı gemisinin kazısına da geçen yıllarda başladıklarını aktaran Doç. Dr. Öniz, "Dalıcılar daha derinlere indikçe vurgun riskiyle karşı karşıya kaldıkları için basınç odasına ya çok yakın araştırma yapmak durumunda ya da gemide basınç odası olması gerekiyor. Bugün dünyada bu imkana sahip arkeolojik araştırma gemi sayısı bir. Akdeniz Üniversitesi basınç odası olan ikinci arkeolojik araştırma gemisine sahip. Böylelikle yüksek lisans ve doktora öğrencilerimiz artık çok daha emniyetli dalışlar yapabilmekte" dedi.

'BASINÇ ODASI SON DERECE ÖNEMLİYDİ'

3 yıl önce daha derinlerde kazı yapmaya başladıkça vurgun riskini azaltmak amacıyla denizin 5 metre derinliğinde sürekli oksijen soluyabilecekleri oksijen istasyonuna sahip olduklarını kaydeden Doç. Dr. Hakan Öniz, "3 senedir dalıcılarımız, dalışlarını yaptıktan sonra vurgun riskini minimize etmek için 5 metre derinlikte belirli bir süre oksijen soluyarak, bekleyerek bu riski çözüyor. Ama bu risk sıfırlanmış değil. Her ihtimale karşı araştırma gemisinde bir basınç odasının olması son derece önemliydi. Bu bağlamda Akdeniz Arkeolojisi Derneği'nin de destekleriyle gemiye 5 kişilik basınç odasını tahsis ettirme imkanına sahip olduk" diye konuştu.

EN ÖNEMLİ SAĞLIK SORUNU;&nbsp;VURGUN

Sağlık Bilimleri Üniversitesi'nde Sualtı Hekimliği ve Hiperbarik Tıp Anabilim Dalı'nda görevli Dr. Gamze Selin Sümen ise bu projede dalış sağlığının korunması ve ihtiyaç olduğu zaman hızlıca tedavinin gerçekleştirilebilmesi için gemide bulunduğunu söyledi. Dr. Sümen, "Dalış sağlığında karşılaşabileceğimiz en önemli sağlık sorunlarından biri de dekompresyon hastalığı, yani vurgundur. Bu hastalığın tedavi edilebilmesi için mutlaka böyle bir basınç odası ünitesine ihtiyaç var. Dalgıcın dekompresyon hastalığı şüphesi varsa hızlıca tedavi ünitesinin içine alınır. Daha sonra basınçlı ortamda belirli bir tedavi derinliğine getirildikten sonra yüzde 100 oksijen soluyarak tedavi yapılır. Bu tedavilerin süresi tamamen hastalığın şiddetine göre değişebilir" dedi.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.antalyadanhaberler.com/bilim-teknoloji-haberleri">Bilim-Teknoloji</category><dc:creator><![CDATA[Batık avcısı 'Arkeo'ya basınç odası eklendi - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Wed, 01 Sep 2021 09:58:44 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.antalyadanhaberler.com/images/haber/20210901130450-web.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.antalyadanhaberler.com/images/haber/20210901130450-web.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.antalyadanhaberler.com/images/haber/20210901130450-web.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Akdeniz meyve sineğine karşı biyoteknik mücadele   ]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.antalyadanhaberler.com/haber-akdeniz-meyve-sinegine-karsi-biyoteknik-mucadele-961.html</guid>
                    <link>https://www.antalyadanhaberler.com/haber-akdeniz-meyve-sinegine-karsi-biyoteknik-mucadele-961.html</link>
                    <description><![CDATA[Antalya Büyükşehir Belediyesi, Akdeniz meyve sineğine karşı biyoteknik mücadele başlattı. Finike Turunçova’da 150 dekar alanda 750 adet Akdeniz meyve sineği tuzağı asımı yapıldı.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Finike'de Akdeniz meyve sineği mücadelesi için Antalya Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı tarafından bilgilendirme ve tuzak dağıtım toplantısı gerçekleştirildi. Finike Ziraat Odası’nda yapılan toplantıya Finike Kaymakamı Zafer Sağ, Finike İlçe Tarım Müdürü Hasan Ali Gültekin, Finike Belediyesi Park ve Bahçeler Müdürü Hüseyin Karaağaç ve çiftçiler katıldı.

“Tuzaklar ağaçlara asıldı” 

Toplantıda Antalya Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı ziraat mühendisleri tarafından yapılacak çalışma ile ilgili bilgi verildi. Toplantının ardından Finikeli çiftçilere Akdeniz meyve sineği tuzağı dağıtımı yapıldı. Turunçova Mahallesi Çavdır mevkiinde bulunan portakal bahçesine tuzaklar asıldı.

“Ürün kaybı engelleniyor”

Proje ile turunç ve narda ciddi ürün kayıplarına, ihracatta karantinaya neden olan Akdeniz meyve sineği ile tuzaklar aracılığıyla biyoteknik mücadele edilmesini amaçlanıyor. Ağaçlara asılan tuzaklar feromon ve cezbediciler ile dişi sinekleri çekiyor ve sinek popülasyonunun en aza indirilmesini sağlıyor. Tamamen çevre dostu bir uygulama olan biyoteknik mücadele ile ürün kaybı engelleniyor. Çiftçinin daha sağlıklı ve kaliteli ürün yetiştirmesi amacıyla başlatılan projenin portakalıyla meşhur Finike ilçesinin tamamına yaygınlaştırılması hedefleniyor.

“Üretici memnun”

Uygulama kolaylığı ve kimyasal mücadele ile kıyasladığında daha ekonomik olan tuzaklar üreticiler tarafından da memnuniyetle karşılandı. Bahçesinde Akdeniz meyve sineği tuzağı uygulaması yapılan Finikeli narenciye üreticisi Fahrettin Çağlayan maddi kayıplarının azalacağını ve ürünlerinin değer kazanacağını belirtti. &nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.antalyadanhaberler.com/bilim-teknoloji-haberleri">Bilim-Teknoloji</category><dc:creator><![CDATA[Akdeniz meyve sineğine karşı biyoteknik mücadele    - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 31 Aug 2021 10:16:07 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.antalyadanhaberler.com/images/haber/20210831131703-web.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.antalyadanhaberler.com/images/haber/20210831131703-web.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.antalyadanhaberler.com/images/haber/20210831131703-web.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Kızıldeniz göçmen balıklarının su altındaki ‘hemşehri dayanışması’]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.antalyadanhaberler.com/haber-kizildeniz-gocmen-baliklarinin-su-altindaki-hemsehri-dayanismasi-906.html</guid>
                    <link>https://www.antalyadanhaberler.com/haber-kizildeniz-gocmen-baliklarinin-su-altindaki-hemsehri-dayanismasi-906.html</link>
                    <description><![CDATA[Kızıldeniz’den gelip Akdeniz’e yerleşen göçmen türlerden denizkestanesi ve balıkların su altındaki ilginç dayanışması görüntülendi. Prof. Dr. Mehmet Gökoğlu, "Kızıldeniz’den Akdeniz’e 600’ün üzerinde canlının geçiş yaptığı biliniyor. Bunların tamamı yabancı türler. Balıklar tehdit algıladığında hemen denizkestanelerinin arasına saklanarak dayanışma yapıyor. Hemşehri dayanışması veya Pasifik dayanışması diyebiliriz" dedi.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Küresel iklim değişikliğiyle Kızıldeniz ve Pasifik Okyanusu’ndan gelen deniz canlıları, Akdeniz ve Ege’ye yerleşip yurt edindi. Doğu Akdeniz, özellikle Süveyş Kanalı aracılığıyla göçlerin en fazla yaşandığı yer oldu. 61 tür Antalya Körfezi’nde kayıt altına alınırken türlerin sayısının İsrail, Mısır ve Lübnan kıyılarında 100’ü geçtiği, İskenderun Körfezi’nde sayının 100’e yaklaştığı tespit edildi.

Turizm kenti Antalya’nın Konyaaltı Sahili’nde ise balon, aslan balıklarının yanı sıra denizkestanesi de oldukça sık görülür oldu. Yerli türlerin popülasyonuna zarar veren göçmen türlerin popülasyonunu kontrol altına almak adına Tarım ve Orman Bakanlığı çalışma yürütüyor. Hem göçmen türler, hem de Akdeniz’deki yerli türler üzerine çalışmalar yapan Akdeniz Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi’nden Prof.&nbsp;Dr. Mehmet Gökoğlu, sahil açıklarında yaptığı dalışta ilginç görüntülerle karşılaştı.

Pasifik Okyanusu’ndan göç eden türlerin bir araya gelip hem dış saldırılara karşı dayanışma içinde olduklarını hem de avlanma konusunda ortak hareket ettiklerini tespit eden Profesör Doktor&nbsp;Gökoğlu, denizkestaneleriyle göçmen balıkların dayanışmasını su altı kamerasıyla görüntüledi. Balıkların bir arada tesadüfen bulunmadıklarını ve bilinçli olarak tehditlere karşı savunma amaçlı bu davranışı sergilediklerini ifade eden Profesör Doktor&nbsp;Gökoğlu, şöyle konuştu:

“Bu balıklar artık Akdeniz’e yerleşti. Özellikle denizkestanesi burada uzun dikenleriyle koloni halinde yaşıyor. Deniz dibindeki yosunlardan beslenen bir tür. Aynı noktada Pasifik Okyanusu’ndan gelen balıklar da var. Kızıldeniz’den Akdeniz’e 600’ün üzerinde canlının geçiş yaptığı biliniyor. Bunların tamamı yabancı türler. Balıklar tehdit algıladığında hemen denizkestanelerinin arasına saklanarak dayanışma yapıyor. Hemşehri dayanışması veya Pasifik dayanışması diyebiliriz. Görebildiğim türler ise 3 tür kardinal balığı, naylon balığı, aslan balığı, 2 tür sokar."
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.antalyadanhaberler.com/bilim-teknoloji-haberleri">Bilim-Teknoloji</category><dc:creator><![CDATA[Kızıldeniz göçmen balıklarının su altındaki ‘hemşehri dayanışması’ - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 24 Aug 2021 11:28:35 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.antalyadanhaberler.com/images/haber/20210824142926-kizildeniz_gocmen_baliklarinin_su_altindaki_‘hemsehri_dayanismasi’.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.antalyadanhaberler.com/images/haber/20210824142926-kizildeniz_gocmen_baliklarinin_su_altindaki_‘hemsehri_dayanismasi’.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.antalyadanhaberler.com/images/haber/20210824142926-kizildeniz_gocmen_baliklarinin_su_altindaki_‘hemsehri_dayanismasi’.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Su altındaki atıkları pet şişelerle taşıyıp balıklara ev yaptı]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.antalyadanhaberler.com/haber-su-altindaki-atiklari-pet-siselerle-tasiyip-baliklara-ev-yapti-856.html</guid>
                    <link>https://www.antalyadanhaberler.com/haber-su-altindaki-atiklari-pet-siselerle-tasiyip-baliklara-ev-yapti-856.html</link>
                    <description><![CDATA[Antalya’nın Kemer ilçesinde tatil yapan özel bir üniversitenin İnşaat Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Halit Cenan Mertol, bu yılki tatilinde deniz altındaki atıkları, pet şişeler yardımıyla kıyıdan derinliklere uzaklaştırıp balıklar için yapay resif oluşturdu.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Çocukluğundan beri Kemer ilçesinde tatilini geçiren Mertol, kışın plajlardan denize sürüklenen gölgelik ayakları, iskele parçaları ve terkedilmiş tonozların su altında çirkin bir görüntü oluşturduğunu farketti.

Halit Cenan Mertol, çocukları ve eşiyle birlikte bu malzemeleri insanların yüzdükleri alanın dışına taşıyıp uzaklaştırmak ve balıklar ve diğer deniz canlıları için yapay bir resif oluşturmak için kolları sıvadı.

“Boş pet şişelerle ağırlıkları taşıdı”

Bazıları yüzlerce kiloya erişen atıkları götürmek istediği noktaya taşımak için farklı yöntemler uygulayan Mertol, 5 litrelik boş su bidonlarının kaldırma kuvvetinden yararlandı. Su altındaki ağır malzemeleri bu yöntemle taşıyan Mertol’a çocukları ve tatile gelen diğer arkadaşları yardımcı olurken, eşi Arzu Mertol da çalışmaları görüntüledi.

"Denizin altında gördüğü manzara fikir verdi"

Dr. Halit Cenan Mertol, kendilerinin 6-7 yaşından beri her yaz 3 ay tatil yaptıkları Kemer’in yerlisi gibi saydıklarını belirterek, “Denize gözlük ve şnorkele daldığımızda bir çok şemsiye altlığı ya da iskele parçası ya da buradan atılmış şamandıra bağlamak için beton parçaları, içine beton dökülmüş tekerlekler gördük. Buralarda bir sürü var. Onları bir şekilde alıp insanların yüzdüğü yerden biraz daha uzakta üst üste koyup çocuklarla birlikte yapay bir resif yapmayı planladık” dedi.

"Geçen yıl Bodrum’da taş çıpayı yüzdürdük"

Su altındaki atıkların nasıl kaldırılacağı konusunda basit bir fizik kuralı olan suyun kaldırma kuvvetinden yaralandıklarını ve bunu geçen yıl Bodrum’da hayata geçirdiklerini anlatan Mertol, “Bodrum’da bir tane taş çıpa bulduk ve onu 300-400 metre yüzdürdük kıyıya getirdik. Daha sonra müze görevlilerine teslim ettik. Oradan bir deneyimimiz vardı. Projeyi bu sene biraz daha geliştirdik” diye konuştu.

"Resif yıllar geçtikçe oturacak"

Boş 5 litrelik pet şişeleri kullanarak deniz altındaki atıkları teker teker kaldırıp resif yapacakları alana taşıdıklarını anlatan Halit Cenan Mertol, “Amacımız denizde bırakılan atıklardan kurtulmak çünkü turistler için de bizim için de gözlükle dalıp baktığımızda gerçekten hoş bir görüntü olmuyor. Ve de üst üste koyduğunuz için balıkların yaşam alanı gerçekleştiriyoruz. Bu şimdi anlaşılmaz Eylül ayında tekrar tatile geldiğimde dalıp yine bakacağım bir yıl sonra geldiğimde 2 yıl sonra geldiğimde tekrar dalıp bakacağım. Daha yapalı 5-10 gün oldu ama çevresinde bir sürü balıklar oluştu” diye konuştu.

Mertol, bu etkinliklere gelecek yıllarda da devam edeceklerini belirtti.

Anneden oğula tebrik

Halit Cenan Mertol’un annesi Bedia Bozyiğit de oğluyla gurur duyduğunu belirterek çevresindekileri yapay resife gidip görmeleri için yönlendirdiğini söyledi.

Bozyiğit, akademisyenliği seçen oğluna da “Oğlum karada ev yapamadı ama denizde balıklara ev yaptı. Karada sadece kendi&nbsp; evini yaptı” sözleriyle takıldı.

"Otellerin duyarsızlığı bizi çok üzdü"

Eşinin çalışmalarını görüntüleyerek katkıda bulunan Arzu Mertol ise ilk başta ciddiye almadığı projeyi Kemer’e gelip çalışmaları görünce eşiyle gurur duyduğunu anlatarak, "Ama bir yandan da otellerin çevresine bu kadar duyarsız olması bizi çok üzdü. Çünkü iki çocuk annesiyim, ilerisi için çocuklarıma daha güzel bir çevre bırakmak isterim. Eşime teşekkür ediyorum. Ben kamera çekimlerinde olabildiğince katkıda bulunmaya çalıştım onun dışında bütün her şeyi Cenan ve çocuklarım yaptı” diye konuştu.

"Arkadaş ve dostlardan destek"

Halit Cenan Mertol’un çabalarına arkadaşlarından ve çevredeki dostlarından da destek geldi. Mertol’un çocukluk arkadaşı Ahmet Aydın, yapay resif gördüğünde heyecanlandığını ifade ederek,&nbsp; arkadaşına iki büyük atığın taşınmasında yardımcı olduğunu söyledi.

Kemer’deki bir oteller grubunun kurucusu Mehmet Ege de balıkların yuvalama yerlerine ihtiyacı olduğunu dile getirerek, otellerin sponsorluğunda su ürünleri ile görüşerek ve kaymakamlık da izin verdiği taktirde mavnalarla taşınacak büyük taşlar ve eski otomobil ve benzeri malzemeler kullanılarak yapay resif yapmayı düşündüklerini kaydetti. &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.antalyadanhaberler.com/bilim-teknoloji-haberleri">Bilim-Teknoloji</category><dc:creator><![CDATA[Su altındaki atıkları pet şişelerle taşıyıp balıklara ev yaptı - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sat, 14 Aug 2021 08:30:32 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.antalyadanhaberler.com/images/haber/20210814113115-su_altindaki_atiklari_pet_siselerle_tasiyip_baliklara_ev_yapti_2.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.antalyadanhaberler.com/images/haber/20210814113115-su_altindaki_atiklari_pet_siselerle_tasiyip_baliklara_ev_yapti_2.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.antalyadanhaberler.com/images/haber/20210814113115-su_altindaki_atiklari_pet_siselerle_tasiyip_baliklara_ev_yapti_2.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Son 50 yılın en sıcak ikinci temmuzu yaşandı]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.antalyadanhaberler.com/haber-son-50-yilin-en-sicak-ikinci-temmuzu-yasandi-820.html</guid>
                    <link>https://www.antalyadanhaberler.com/haber-son-50-yilin-en-sicak-ikinci-temmuzu-yasandi-820.html</link>
                    <description><![CDATA[Meteoroloji Genel Müdürlüğü'nün raporlarına göre, Cumhuriyet tarihinin en büyük orman yangınlarının yaşandığı temmuz ayı, son 50 yılın en sıcak ikinci ayı olarak kayıtlara geçti. Uzun yıllar temmuz ayı ortalama sıcaklığı 24.5 derece iken, 2021 Temmuz ayı 26.3 derece olarak gerçekleşti. Son 50 yılın en yüksek sıcaklık ortalamasının gerçekleştiği temmuz ayı ise 26.5 ile 2000 yılında yaşanmıştı.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ İlk olarak Manavgat'ta başlayan ve sonrasında çevresindeki birçok ilçede, Muğla'nın birçok bölgesiyle Adana, Mersin, İzmir, Aydın, Isparta gibi birçok ilde binlerce hektar ormanlık alan ve birçok yerleşim merkezinde yaşam alanlarının yok olmasına neden olan orman yangınlarının yaşandığı temmuz ayı, son 50 yılın en sıcak ikinci temmuz ayı oldu. Küresel ısınma ve iklim değişikliğinin etkilerini ciddi ölçüde hissettirdiği 2021 yılında, mart ayı haricindeki geride kalan tüm aylar hem uzun yıllar hem de geçen yıl sıcaklık ortalamalarının üzerinde yaşandı. Son 50 yılın en yüksek sıcaklık ortalamasının gerçekleştiği temmuz ayı&nbsp;ise 26.5 ile&nbsp;2000 yılında yaşanmıştı.

SON 50 YILIN EN SICAK İKİNCİ TEMMUZ'U

Meteoroloji Genel Müdürlüğü'nün 2021 yılı Temmuz ayı ortalama sıcaklıklarına ilişkin hazırlanan raporundaki, genel değerlendirmeye göre, bu yıl temmuz ayında ortalama sıcaklıklar yurdun büyük bir kesiminde mevsim normallerinin üzerinde gerçekleşti. Uzun yıllar temmuz ayı ortalama sıcaklığı 24.5 derece iken, bu yılın temmuz ayında 1.8 derecelik artışla, 26.3 derece oldu. Temmuz ayında en düşük sıcaklık 6.5 derece olarak Ardahan ve Sarız'da, en yüksek sıcaklık ise 49.1 derece olarak Cizre'de tespit edildi. Raporda, 2021 yılı temmuz ayının son 50 yılın en sıcak ikinci ayı olarak gerçekleştiği belirtildi.

MARMARA'DA 2 DERECELİK FARK

Marmara'da ortalama sıcaklıklar, Lüleburgaz haricinde, bölgenin diğer tüm kesimlerinde mevsim normallerinin üzerinde gerçekleşti. Temmuz ayı uzun yıllar ortalaması 23.8 derece iken, bu temmuz ayı 25.8 dereceye yükseldi ve en yüksek sıcaklık 40.3 derece ile İpsala'da tespit edildi.

EGE'DE DE SICAKLIK ARTTI

Ege'de ortalama sıcaklıklar, Afyonkarahisar ve Tavşanlı haricinde, bölgenin diğer tüm kesimlerinde mevsim normallerinin üzerine çıktı. Temmuz ayı uzun yıllar ortalaması 26 derece iken, bu yılın Temmuz ayı 27.4 derecenin üstüne çıktı.

AKDENİZ 1.9 DERECE YÜKSELDİ

Akdeniz'de ortalama sıcaklıklar Beyşehir, Tefenni, Korkuteli, Elmalı, Erdemli harici bölgenin diğer tüm kesimlerinde mevsim normallerinin üzerinde görüldü. Temmuz ayı uzun yıllar ortalaması 26.7 derece iken, bu Temmuz'da 28.6 dereceye yükseldi ve en yüksek sıcaklık 44 derece olarak Dalaman'da gerçekleşti.

İÇ ANADOLU'DA 1.7 DERECELİK ARTIŞ

İç Anadolu'da ortalama sıcaklıklar Yozgat, Gemerek, Konya, Zara, Kaman, Ulukışla, Sivrihisar haricinde bölgenin diğer tüm kesimlerinde mevsim normallerinin üzerinde yaşandı. Temmuz ayı uzun yıllar ortalaması 22 derece iken, Temmuz ayı 23.7 dereceye çıktı ve en yüksek sıcaklık ise 41.6 derece Çankırı'da görüldü.

KARADENİZ 2 DERECE DAHA ISINDI

Karadeniz'de ortalama sıcaklıklar Bolu, Karabük, Nallıhan haricinde bölgenin diğer tüm kesimlerinde mevsim normalleri üzerinde gerçekleşti. Temmuz ayı uzun yıllar ortalaması 22.2 derece iken, bu temmuz ayı 24.2 dereceye yükseldi. En yüksek sıcaklık ise 43.4 derece Boyabat'ta yaşandı.

DOĞU ANADOLU'DAKİ ARTIŞ 1.7 DERECE

Doğu Anadolu'da ortalama sıcaklıklar Tunceli, Bitlis, Doğubayazıt, Özalp, Baskil, Ergani harici, bölgenin diğer tüm kesimlerinde mevsim normalleri üstüne çıktı. Temmuz ayı uzun yıllar ortalaması 22.9 derece iken, bu yıl 24.6 dereceye yükseldi. En yüksek sıcaklık 42.4 derece Elazığ'da gerçekleşti.

GÜNEYDOĞU'DA 1.6 DERECELİK ARTIŞ

Güneydoğu'da ortalama sıcaklıklar Batman, Kahta, Viranşehir, Birecik harici bölgenin diğer tüm kesimlerinde mevsim normalleri üstüne çıktı. Temmuz ayı uzun yıllar ortalaması 30.9 derece iken, bu Temmuz ayı 32.5 dereceye çıktı. En yüksek sıcaklık ise 49.1 derece Cizre'de tespit edildi.

6 NOKTADA EKSTREM SICAKLIK FARKI

Raporda, 2021 Temmuz ayında 6 merkezde yeni ekstrem sıcaklık (maksimum, minimum) gerçekleştiği açıklandı. Bu merkezler Çanakkale, Yumurtalık, Kars, Elazığ, Viranşehir ve Cizre oldu.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.antalyadanhaberler.com/bilim-teknoloji-haberleri">Bilim-Teknoloji</category><dc:creator><![CDATA[Son 50 yılın en sıcak ikinci temmuzu yaşandı - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 10 Aug 2021 11:21:23 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.antalyadanhaberler.com/images/haber/20210810142226-wweb.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.antalyadanhaberler.com/images/haber/20210810142226-wweb.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.antalyadanhaberler.com/images/haber/20210810142226-wweb.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA['Yanan yerlere kızılçam yerine ceviz, zeytin dikme önerisi büyük hata']]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.antalyadanhaberler.com/haber-yanan-yerlere-kizilcam-yerine-ceviz-zeytin-dikme-onerisi-buyuk-hata-799.html</guid>
                    <link>https://www.antalyadanhaberler.com/haber-yanan-yerlere-kizilcam-yerine-ceviz-zeytin-dikme-onerisi-buyuk-hata-799.html</link>
                    <description><![CDATA[Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Fethiye Ali Sıtkı Mefharet Koçman Meslek Yüksekokulu Çevre Koruma Teknolojileri Bölümü öğretim görevlisi Dr. Yasin İlemin, ormanlık alanlarda yangın sonrası yapılacak ve yapılmayacaklarla ilgili ortalıkta bilgi kirliliği olduğunu söyledi. Bu yanlış bilgileri yayanların da kamuoyunca bilinen isimler olduğunu aktaran Dr. İlemin, "Deniliyor ki 'Kızılçam Anadolu'ya Marshall yardımı (1947) ile dikte edildi. Öncesinde bu ağaç ülkemizde yoktu. Ege ve Akdeniz'de zeytin ve incir söküldü yerine kızılçam dikildi. Ağaçlandırma yaparken artık ceviz, zeytin ve badem dikelim.' Bu bilgi kesinlikle yanlış. Art niyetli açıklamalar olduğunu düşünmek bile istemiyorum" dedi.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ '6 AYLIK KURAKLIĞA DAYANIR'

Kızılçamın Doğu Akdeniz Havzası'nda yayılış gösteren, özellikle Ege ve Akdeniz'de bulunan ormanlar olduğunu söyleyen Dr. İlemin, şöyle konuştu:

"Kışları bol yağışlarla beslenir, yazları ise neredeyse 6 ay süren kurak döneme bu şekilde dayanabilirler. Güney illerimizde yeşil ve mavinin birleştiği cennet koylarımızdaki yeşil bu yeşildir. Gövdesi özellikle yağışlı havalarda ıslanınca kendine özgü kızıl bir renk alır. Kızılçam Anadolu'da milyonlarca yıldır bulunan bir ağaç türümüz ve Anadolu'nun has yerli türüdür. Fosil kayıtları ile de bu sabittir. Bilimsel bir gerçektir. Kızılçam ormanları milyonlarca yıldır kurak yaz döneminde doğal nedenlerle oluşan yangınlara karşı önemli bir adaptasyon geliştirmiştir. Tohumlarını yaymak için ateşe ihtiyaç duyar. Yani kozalaklar ateş ile patlar ve içindeki tohumu yangın olmayan yere gönderir. İlk, sonbahar yağmurları ile hemen bölge tekrar yeşerir. Ancak artık insanın ormanlar üzerindeki etkisi o kadar çok ki, doğal yangınlar dışında insan kaynaklı yangınlar kızılçamın gücünü zorluyor. Kızılçam artık iklim değişikliği ve insan etkisine ayak uyduramıyor. Bugün gördüğümüz tablo bu."

KIZILÇAM ANADOLU'NUN HAS EVLADI, ORİJİNAL AĞACI

Kızılçam ormanının Doğu Akdeniz Havzası'nda kendiliğinden yetişen, yaz kuraklığına dayanıklı ve hatta yangına rağmen hiç müdahale edilmese bile 3 yıl içinde kendini toparlayan bir orman olduğunu kaydeden Dr. İlemin, "Bu ağaçlar milyonlarca yıldır bölgenin doğal ormanlarını oluşturur. İnsanoğlu Rift Vadisi'nden çıkıp Afrika dışına daha ulaşmadan, kızılçam ormanları burada kendiliğinden yetişiyordu. Kışları bol yağışlarla beslenip 6 ay yaz kuraklığını atlatırlar. Herşey bir yana bu ormanlar, üzerinde araştırmalar yaptığım karakulak ve Akdeniz'in tek bozayı popülasyonunu barındırıyor. Yine bu ormanlarda Akdeniz endemiği birçok orkide türü, semender türü barınıyor. Bu ormanlarda bulunan ve dünyada başka yerde olmayan canlılar buralarda yaşıyor" diye konuştu.&nbsp;

DÜNYA ÇAM BALI BİRİNCİSİYİZ

Kızılçam ormanlarının ülkemize ayrıca çok büyük ekonomik katma değeri olduğunu söyleyen Dr. İlemin, "Basra olarak bilinen çam pamuklu koşnili böceğinin salgısı sayesinde dünyada çam balı üretiminde ülkemiz birinci. Dünya çam balının yüzde 90'ı, ülkemizde kızılçam ormanlarında üretiliyor" dedi.

'CEVİZ, ZEYTİN, BADEM DİKME ÖNERİLERİ BÜYÜK HATA'

Yanan yerlere zeytin, ceviz dikmenin çok yanlış ve bilimsellikten uzak bir açıklama olduğunu aktaran Dr. Yasin İlemin, şöyle konuştu:

"Kızılçamın yetiştiği nispeten yüksek, ovalardan uzak tepelere zeytin, ceviz badem dikmek, yaz boyunca bu ağaçların bakımlarını yapmak, onları sulamak demek. Bu işe sulama suyu yetmeyeceği gibi yapılan tüm yatırımlar da boşa çıkar. O dağlarda ve tepelerde kanaatkar kızılçam kendiliğinden yetişiyor. Doğanın kendisi kış yağmurları ile kızılçamı besliyor ve yazın hiçbir sulamaya gerek kalmıyor. Bize düşen yangınları bir an önce söndürmek için birlik olmak. Esas iş ise yangın sonrası yapılacaklar. Yanan yerler ağaçlandırılmadan önce bu konuda çalışan bilim insanlarına kulak verilmeli ve onlara danışılmalı. 'Marshall Planı ile kızılçam bize dayatıldı' diyenlere yaşadığım Fethiye'den 1900'lerin başında çekilmiş bir fotoğraf ile cevap vermek istiyorum. Milyonlarca yıl geriye gitmeye gerek yok. 100 yıl önceki fotoğraf yeterli."
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.antalyadanhaberler.com/bilim-teknoloji-haberleri">Bilim-Teknoloji</category><dc:creator><![CDATA['Yanan yerlere kızılçam yerine ceviz, zeytin dikme önerisi büyük hata' - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sun, 08 Aug 2021 12:42:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.antalyadanhaberler.com/images/haber/20210808154358-web.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.antalyadanhaberler.com/images/haber/20210808154358-web.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.antalyadanhaberler.com/images/haber/20210808154358-web.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Bakan yardımcısı profesörden kritik uyarı: Tehlike çanları iklim için çalıyor]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.antalyadanhaberler.com/haber-bakan-yardimcisi-profesorden-kritik-uyari-tehlike-canlari-iklim-icin-caliyor-657.html</guid>
                    <link>https://www.antalyadanhaberler.com/haber-bakan-yardimcisi-profesorden-kritik-uyari-tehlike-canlari-iklim-icin-caliyor-657.html</link>
                    <description><![CDATA[Çevre ve Şehircilik Bakan Yardımcısı Prof. Dr. Mehmet Emin Birpınar, iklim değişikliğinin beklenen etkilerinin, tüyler ürpertici nitelikte olduğunu söyledi.Prof. Dr. Birpınar, küresel sıcaklık artışının yüzyıllarca süren ve bazı durumlarda geri döndürülemez sonuçlar doğurabileceğini belirterek, "2050 yılına kadar küresel sıcaklık artışının +1,5 derece olması halinde, kentsel alanlarda yaşayan 350 milyon kişinin daha su kıtlığına maruz kalacağı değerlendiriliyor. Artışın +2-3 derede olması halinde ise kara ve deniz canlı türlerinin en az yüzde 54'ünün bu yüzyılda yok olması kuvvetle muhtemel" dedi.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Prof. Dr. Mehmet Emin Birpınar, son dönemde etkisi çok ciddi hissedilen küresel iklim değişikliğiyle ilgili çarpıcı veriler ve uyarılara yer verdiği bir makale yayımladı. Gelinen noktada tamir edilemez sorunların giderek arttığına dikkati çeken Prof. Dr. Birpınar makalesinde, insanın doğa üzerinde hakimiyetinin, 'geri döndürülemez' zararlara yol açtığını kaydetti.

BEKLENEN ETKİLER TÜYLER ÜRPETİCİ

1,5 yıldır dünya gündemini meşgul eden Covid-19 salgını, iklim, su ve gıda krizleri gibi felaketlerin de bu durumun doğal sonucu olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Birpınar, bunlar arasında yer alan en tehlikeli sorunun ise iklim değişikliği olduğunu vurguladı. Makalesinde Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli (IPCC) raporundan sonuçlara yer veren Prof. Dr. Birpınar, iklim değişikliğinin beklenen etkilerinin tüyler ürpertici nitelikte olduğunu söyledi.

2050'DE NET SIFIR EMİSYON DEĞERİNE ULAŞILMALI

IPCC'nin VI. Değerlendirme Raporu'nu Şubat 2022'de paylaşacağı bilgisini verdiğini, nihai rapor için bu tarihin geç olduğunu belirten Prof. Dr. Birpınar, “Paris Anlaşması ile hedeflenen 2050 yılına kadar küresel sıcaklık artışının artı 2 derecenin altında, hatta mümkün olması halinde artı 1.5 derecede tutulması için 2030 yılına kadar küresel sera gazı emisyonlarının en az yüzde 45 oranında azaltılması, 2050 yılında ise net sıfır emisyon değerine ulaşılması gerekiyor" dedi.

'EN KÖTÜ HALA GELMEDİ'

Taslak raporun, iklim değişikliğinin dünyayı nasıl alt üst ettiğine dair en kapsamlı rapor niteliği taşıdığını kaydeden Prof. Dr. Birpınar, yaklaşık 4 bin sayfadan oluşan çalışmada dikkat çeken hususun, en kötünün hala gelmediğine dair vurgu olduğunu söyledi.

ORMAN VE OKYANUSLARI İŞLEVSİZ KILIYOR

Raporda, tehlike arz eden eşik değerlerin öngörülenden daha yakın olduğunun da belirtildiğine işaret eden Prof. Dr. Birpınar, taslak raporun, iklim değişikliğinin gelecek kuşakları çok daha ağır etkileyeceğini gösterdiğini vurguladı. Küresel ısınmaya en az neden olan ulusların iklim değişikliğinden en çok etkilendiğinin gözler önüne serildiğini dile getiren Prof. Dr. Birpınar, raporda sera gazı salımlarının sürekli artış göstermesinin, orman ve okyanus gibi yutak alanları işlevsiz kıldığını da söyledi.&nbsp;

SICAKLIK ARTIŞI ARTI 3 DERECEYE DOĞRU GİDİYOR

Rapora göre küresel sıcaklık artışının, sanayi öncesi döneme kıyasla +1.1 derece aşıldığını belirten Prof. Dr. Birpınar, Paris Anlaşması ile 2050 yılına kadar küresel sıcaklık artışının, sanayi öncesi döneme oranla +2 ve mümkünse +1.5 derece olarak belirlendiğini, ancak taslak rapora göre şu andaki trend çerçevesinde en iyi ihtimalle küresel sıcaklık artışının +3 dereceye doğru gittiğinin vurgulandığını açıkladı.

'GERİ DÖNDÜRÜLEMEZ' SONUÇLARA DOĞRU

Artı 1.5 derecenin üzerinde bile devam eden sürekli ısınmanın 'ileri derecede ciddi, yüzyıllarca süren ve bazı durumlarda geri döndürülemez sonuçlar' doğurabileceğinin vurgulandığını anlatan Prof. Dr. Birpınar, 2026 yılına kadar yüzde 40 ihtimal dahilinde, sanayi öncesi döneme kıyasla +1.5 derece eşik değerin en az herhangi bir yılda geçilebileceği öngörüsünün de raporda yer aldığını söyledi.

DOMİNO ETKİSİ

Artan küresel sıcaklığın belli bir değere ulaşması halinde domino etkisiyle birçok etki oluşturabileceği vurgusunun da oldukça dikkat çekici olduğunu belirten Prof. Dr. Birpınar, “Örneğin kutuplardaki donmuş topraklar çözülebilir. Bu esnada son derece etkili bir sera gazı olan metan salımı yapar. Bu da küresel sıcaklıkları daha da artırabilecek bir unsur. Yine karadaki buzulların erimesi de karbon emisyonları hızla düşürülse dahi geri döndürülemez bir etki. Sonuçta deniz suyu seviyesinde yükselmeye yol açar. Yine Amazon yağmur ormanlarının ani bir değişimle savana dönüşmesi&nbsp;ki birçok bilim insanı tarafından düşük değerdeki sıcaklık artışının da bunu hızla tetikleyebileceği belirtiliyor" dedi.

SU VE GIDA KRİZLERİ DERİNLEŞECEK

İklim krizinin etkileriyle gıda desteği sunulan Orta Amerika ve Afrika'da yaşayan yaklaşık 166 milyon nüfusun önümüzdeki 30 yılda katlanarak artacağı bilgisine yer verildiğini açıklayan Prof. Dr. Birpınar, “2050 yılına kadar on milyonlarca ilave insanın kronik açlık ile karşı karşıya kalacağı, eşitsizliğin giderek derinleşmesi halinde ise sadece 10 yıl içerisinde 130 milyon kişinin daha aşırı yoksulluk yaşayacağı ifade ediliyor. 2050 yılına kadar dünya genelinde 8 ila 80 milyon kişinin daha açlık riskiyle karşı karşıya kalması bekleniyor. Büyük bir sorun olan ve yetersiz beslenmenin yol açtığı bodurluk kervanına ne yazık ki 1,4 milyon ilave Afrikalı çocuğun daha dahil olacağı değerlendirmeler arasında" diye konuştu.

350 MİLYON KİŞİ DAHA SU KITLIĞINA MARUZ KALACAK

Sıcaklık artışının tetiklediği diğer bir sorunun da kuraklık olduğunu belirten Prof. Dr. Birpınar, “Küresel sıcaklık artışının +1,5 derece olması halinde kentsel alanlarda yaşayan 350 milyon kişinin daha kuraklık nedeniyle su kıtlığına maruz kalacağı değerlendiriliyor. Söz konusu artışın +1,5 yerine +2 derece olması, diğer bir ifade ile yarım derecelik artış halinde ise kentsel alanlarda kuraklıktan etkilenecek nüfusun 60 milyon artışla 410 milyona çıkması beklenirken, sıcaklığın tetiklediği ısı dalgalarına maruz kalacak kişi sayısının da 420 milyon artması bekleniyor" ifadelerini kullandı.

Rapora göre iklim değişikliğiyle gıda üretiminin de olumsuz etkilendiğini kaydeden Prof. Dr. Birpınar, son 30 yılda mahsul üretiminde yüzde 4-10 arası, balık popülasyonunda ciddi bir azalma oluştuğuna dair bulgulara yer verildiğini dile getirdi.

BUZUL ERİMESİ VE TOPRAK ÇÖZÜLMESİ

Raporun üzerinde durduğu diğer bir hususun da geri dönülemez etkilerin oluştuğu eşiklerden biri olan buzulların erimesi olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Birpınar, makalesinde şu tehlikelere dikkat çekti:

“Son 40 yılda Arktik Denizi yaz deniz buzlarının yüzde 25 azaldığı belirtiliyor. 2 milyon kilometrekarelik alanı kaplayan bu buzul tabakasına ait alan ülkemiz yüzölçümünün yaklaşık 3 katı kadar. +2 derecelik sıcaklık artışı halinde Grönland ve Batı Antarktika üzerindeki buzulların da erimesi öngörülüyor, ki bu değer okyanusların en az 13 metre yükselmesi anlamı taşıyor. Bu durum birçok ülkenin sulara gömülmesi anlamını taşıyor. Diğer bir dönüm noktası ise Sibirya'daki donmuş toprakların çözülmesi. Bu durumun gerçekleşmesi halinde donmuş alanlarda hapsedilen milyarlarca ton karbon atmosfere salınarak, küresel ısınmanın daha da artmasına yol açacak. Deniz suyu sıcaklığında da ciddi artışların yaşandığına değinilen raporda, 1925 yılından bu yana denizel ısı dalgaları yüzde 34 artarken, yüzde 17 oranında da daha uzun sürdüğüne dikkat çekiliyor. Taslağa göre daha yakın bir gelecekte aralarında Akdeniz, Güneydoğu Asya, Orta Çin, Doğu Brezilya ile kıyı şeritleri gibi alanlarda eş zamanlı kuraklık, ısı dalgaları, fırtınalar, orman yangınları, seller gibi çoklu iklim felaketiyle karşılaşması bekleniyor."

CANLI TÜRLERİNİN EN AZ YÜZDE 54'Ü YOK OLACAK

Rapordan başlıklar sunan Prof. Dr. Birpınar, iklim değişikliğinin türleri çok daha hızlı yok ettiğini, insan çağı öncesine göre bin kat daha hızlı olduğunu belirtti. Sıcaklık artışının +2-3 derede olması halinde ise kara ve deniz canlı türlerinin en az yüzde 54'ünün bu yüzyılda yok olmasının kuvvetle muhtemel olduğunu kaydeden Prof. Dr. Birpınar, deniz seviyesinin yükselmesiyle Akdeniz'de yeşil deniz kaplumbağalarının yüzde 59'unun, caretta carettaların ise yüzde 67'sinin yok olma riski olduğunu vurguladı.

SALGIN HASTALIKLAR TEHLİKESİ

Prof. Dr. Birpınar, iklim değişikliğinin bulaşıcı hastalıkları daha da artıracağı öngörülen raporda, 2050 itibarıyla dünya nüfusunun yarısının sarı humma ve zika virüsü gibi vektör tabanlı hastalık riski altında olacağı uyarıları bulunduğunu da anlattı.

EN AZ 30 GÜN ÖLÜMCÜL SICAKLAR GELİYOR

Artan küresel sıcaklıkların birçok doğal sistemin dengesini bozduğunu da belirten Prof. Dr. Birpınar, şöyle devam etti:

“Sıcaklık artışının diğer bir etkisi ise sıcak hava dalgaları. Artışın 2 dereceye çıkması halinde 420 milyon ilave kişinin daha sıcak hava dalgalarına maruz kalması bekleniyor. Bununla birlikte milyonlarca Sahraaltı Afrika ve Güney Asya şehir sakininin 2080 yılına kadar yılda en az 30 gün ölümcül sıcağa maruz kalacağı ifade ediliyor. 2100 yılına doğru bazı yerlerde yıllık bazda 250 iş günü kaybının yaşanması yer verilen tahminler arasında bulunuyor."

'DÜNYAMIZ BÜYÜK TEHDİT ALTINDA'

Dünyanın büyük tehdit altında olduğunu belirten Prof. Dr. Birpınar, şu önerilerde bulundu:

“Halihazırda hayatımızı sınırlayan salgına çare olacak aşılar geliştirdik. Ancak iklim değişikliğinin bir aşısı yok. Üstelik her an yanı başımızda bekleyen bu tehdit öyle bir raddeye gelmiş durumdaki, kısa vadeli çözümlerin etki yapmayacağı aşikar. Ancak çözümsüz bir durum da yok. Çözüm için dönüşüm ve değişim gerekli. Düşük karbon ve su ayak izine sahip yeni yaşam tarzları, iş modellerine, tüketim ve üretim alışkanlıklarına geçiş gerekiyor. Bitkisel kaynaklı beslenme geçişi gibi, ki 2050 yılına kadar gıda bazlı emisyonların yüzde 70 azalması anlamını taşır. Etkili çözüm için her seviyede, her ölçekte alışkanlıkların, süreçlerin değiştirilmesi lazım. Bireyler, toplumlar, iş dünyası, kurumlar ve hükümetler seviyesinde. Dolayısıyla yaşam ve tüketim tarzlarımızı yeniden tanımlamamız gerekiyor."
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.antalyadanhaberler.com/bilim-teknoloji-haberleri">Bilim-Teknoloji</category><dc:creator><![CDATA[Bakan yardımcısı profesörden kritik uyarı: Tehlike çanları iklim için çalıyor - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Fri, 23 Jul 2021 14:26:11 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.antalyadanhaberler.com/images/haber/20210723172939-web.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.antalyadanhaberler.com/images/haber/20210723172939-web.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.antalyadanhaberler.com/images/haber/20210723172939-web.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Kuruyan Düden Gölü'nün can damarları göründü]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.antalyadanhaberler.com/haber-kuruyan-duden-golunun-can-damarlari-gorundu-643.html</guid>
                    <link>https://www.antalyadanhaberler.com/haber-kuruyan-duden-golunun-can-damarlari-gorundu-643.html</link>
                    <description><![CDATA['Anadolu Kadim Doğa' adlı belgeselini, Ali Şenel ve Fırat İşbecer'den oluşan ekiple çeken yönetmen Burak Doğansoysal, "Konya-Kulu'daki Düden Gölü'nde, 10-12 bin flamingo ve en az 15 tür farklı kıyı kuşu vardı. Oranın avantajı, göl ne kadar kurursa kurusun düden su taşımaya devam ediyor. Gölü besleyen tatlı su kaynağını görüntüledik. O damarlar, gölün su seviyesi azaldıkça görülebiliyor. Normalde gölde su seviyesi yüksekken görülemez. Dolayısıyla manzara olarak büyüleyici ama su seviyesinin azaldığını gösteren, iyi bir durum değil" dedi. ]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Doğa Koruma ve Milli Parklar (DKMP) Genel Müdürlüğü'nün izni ve desteğiyle&nbsp;yaban hayatının önemli uzman isimleri Ali Şenel, Burak Doğansoysal, Fırat İşbecer'den oluşan ekip öncülüğünde; Türkiye'nin en kapsamlı habitat belgeseli için çekimlere nisan ayında başlandı. 'Sulak alanlar', 'ormanlar', 'denizler ve kıyılar', 'bozkırlar', akarsular ve dereler', 'dağlar, vadiler ve kanyonlar' olarak habitatların anlatılacağı 'Anadolu Kadim Doğa' adlı belgesel 6 bölümden oluşacak. Her habitatın en az iki kere ve dört mevsimde olmak kaydıyla çekimleri yaklaşık 2,5 yıl sürecek.

SULAK ALANLARIN TAMAMI GÖRÜNTÜLENİYOR

Yönetmen Burak Doğansoysal, ülkemizin sulak alanlarının neredeyse tamamını havadan, karadan&nbsp;hatta bazen suyun içinden görüntülediklerini belirterek, “Umarım izlerken bizim çekerken aldığımız kadar keyif alırsınız. Biraz bekleteceğiz ama değecek, belgeselimiz 2,5 sene sonra hazır. 64 ülke gezdim, 30'unda çalıştım. Aslanla, jaguarla, kaplanla, gorille göz göze geldim. Hiçbirinde şu anda ülkemde çektiğim yeni belgesel kadar heyecanlanmadım. İnanılmaz bir tempoda çalışıyoruz, umarım bu muhteşem doğanın hakkını verecek bir iş çıkartırız" dedi.

ANADOLU KADİM DOĞA BELGESELİ

'Anadolu Kadim Doğa' adlı belgeselle Türkiye'nin habitatlarının anlatılacağını belirten Doğansoysal;&nbsp;sulak alanlar dışında ormanlar, denizler ve kıyılar, bozkırlar, akarsular ve dereler, dağlar, vadiler ve kanyonlar şeklinde 6 bölümden oluşacağını açıkladı. Bu boyutta bütün habitatları kapsayan bir çalışmanın da muhtemelen ilk olacağını kaydeden Doğansoysal, “Dört farklı sezonda her habitatı çalışıyoruz" diye konuştu.

DÖRT MEVSİM ÇEKİM

Çekimlerin nisanda başladığını kaydeden&nbsp;Doğansoysal, “En az iki kere dört mevsimi görmemiz lazım ki habitatları, tüm döngüyü hakkıyla belgeleyebilelim çünkü yaz, bahar, sonbahar ve kışın hem bitki örtüsü hem hayvanlar değişiyor. Her mevsim genelde kuşlardan oluşan göç eden türler ile hiç gitmeyen türler var. Memeli hayvanları yazın görüntülemek nispeten daha zorken, sonbahar ve kış ise nispeten daha kolay oluyor" dedi.

BÜTÜN TÜRLER GÖRÜNTÜLENİYOR

Ekibe, görüntü yönetmeni Ali Şenel ve yapımcı Fırat İşbecer'in dışında doğa belgeseline meraklı gençlerin de belirli dönemlerde katılım sağladığını anlatan Burak Doğansoysal, gençlerin büyük ilgi gösterdiğini ve çok ciddi başvuru aldıklarını söyledi. Doğansoysal, “Esas vermek istediğimiz mesaj, Anadolu'nun içinde yaşadığımız coğrafyanın A'dan Z'ye bütün türlerinin, özellikle nesli tehlike altındaki ve sembol türlerini, gelecek nesillere bırakabilmek için görsel envanterini çıkarmak istiyoruz" diye konuştu.

İNSANLARDAKİ YANLIŞ ALGI

Habitatlar üzerinden birtakım doğal hikayeler ve doğal döngünün de anlatıldığını dile getiren Doğansoysal, “Habitatlar korunursa otomatik olarak içindeki canlıları da korumuş olacağımız mesajını iletmek istiyoruz. Yanlış bir algı var ve insanlar yaşadıkları yerde gördükleri canlıların her yerde çok olduğunu düşünüyor. Halbuki öyle değil. Örneğin; en son Tuz Gölü'nde binlerce flamingo ölümü oldu. Flamingolar yaşadığı Tuz Gölü havzasında çok bol görülüyor diye her yerde bol değil. Orası iki önemli üreme alanından biri. Bu algıyı kırmaya çalıyoruz, bilinç oluşturmak istiyoruz. Gittiğimiz köylerde, 'Bu kuştan çok var' diyorlar ama sadece orada ve başka yerde yok" dedi.

İÇ ANADOLU'DA DURUM KÖTÜ

Şu ana kadarki çekimlerde sulak alanların durumuna ilişkin hem iyi hem de kötü manzaralarla karşılaştıklarını anlatan Doğansoysal, şunları söyledi:

“Özellikle Van'daki sulak alanları geçmiş yıllara göre çok daha iyi bulduk. Hem su miktarı hem de içindeki tür miktarı olarak inanılmaz ileriye doğru gitmiş ama İç Anadolu'da yağmur az olduğu ve su çekilmeye devam ettiği için inanılmaz kötü etkilenmiş. Normalde de bu faaliyetler oluyor ama yağışla desteklendiği için etkisini daha az hissediyoruz. Bir çobanla konuşuyorum orada, '25 senedir sürümü ilk defa buraya sokabiliyorum, burası bataklık, sulak bölgeydi' dediği Konya civarında bir sulak alan kurumuş."

KÜRESEL ISINMA ÜREME DÖNEMLERİNİ ETKİLİYOR

Marmara'da Uluabat ve Manyas'ın iyi durumda olduğunu aktaran Doğansoysal, "Son yıllarda gördüğümüz en büyük pelikan sürülerini gördük. Nallıhan'da çekim yaptık, İç Anadolu'da. Orada geçmiş yıllardan daha fazla su var. Su seviyesi sağlıklı olduğu için inanılmaz karabatak sürüsüyle karşılaştık. Van Gölü'nde inci kefali göçü biraz erken başlamış. Sevindirici durum ise göçün gerçekleştiği 2-3 nehir ağzı var ve tamamında jandarma sürekli devriye atıyor, kaçak avcılığı neredeyse sıfıra indirmişler. Bu sene nereye gittiysek üreme zamanının normal mevsimsel döngünün önünde, en az 10-15 gün erken gerçekleştiğini gördük. Bunun sebebi de büyük ihtimalle küresel ısınma ve sıcaklık atışı" diye konuştu.

MANZARANIN GÜZELLİĞİNE ALDANMAYIN

Bu yıl çok farklı tespitte bulunduklarına da dikkat çeken Doğansoysal, “Konya-Kulu'daki Düden Gölü'nde, 10-12 bin flamingo ve en az 15 tür farklı kıyı kuşu vardı. Oranın avantajı, göl ne kadar kurursa kurusun düden su taşımaya devam ediyor. 15 gün önce tekrar gittik, göl küçülmüş ama hala yakın sayıda flamingo vardı ama orası üreme alanı değil Tuz Gölü'ne gitmek zorundalar. Gölü besleyen tatlı su kaynağını görüntüledik. O damarlar, gölün su seviyesi azaldıkça görülebiliyor. Normalde gölde su seviyesi yüksekken görülemez. Dolayısıyla manzara olarak büyüleyici ama su seviyesinin azaldığını gösteren, iyi bir durum değil" dedi.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.antalyadanhaberler.com/bilim-teknoloji-haberleri">Bilim-Teknoloji</category><dc:creator><![CDATA[Kuruyan Düden Gölü'nün can damarları göründü - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 20 Jul 2021 15:41:44 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.antalyadanhaberler.com/images/haber/20210720184623-web.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.antalyadanhaberler.com/images/haber/20210720184623-web.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.antalyadanhaberler.com/images/haber/20210720184623-web.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Dünyadaki 600-700 fok sayısının dörtte üçü Yunanistan ile Türkiye kıyılarında yaşıyor]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.antalyadanhaberler.com/haber-dunyadaki-600-700-fok-sayisinin-dortte-ucu-yunanistan-ile-turkiye-kiyilarinda-yasiyor-591.html</guid>
                    <link>https://www.antalyadanhaberler.com/haber-dunyadaki-600-700-fok-sayisinin-dortte-ucu-yunanistan-ile-turkiye-kiyilarinda-yasiyor-591.html</link>
                    <description><![CDATA[Dünyada nesli koruma altındaki Akdeniz foku yavrusunun Antalya kıyılarına çıkması, dalgaların arasında oynaması eğlenceli görüntüler oluşturdu. Akdeniz Üniversitesi (AÜ) Su Ürünleri Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Gökoğlu, fokların temiz sahilleri tercih ettiğini belirterek, insanların video çekmek için bile olsa bu canlıların yaşam alanlarına girmemeleri noktasında uyardı.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ AÜ Su Ürünleri Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Gökoğlu, son dönemde Antalya kıyılarında ve plajlarda insanlar tarafından görüntülenen nesli koruma altındaki Akdeniz fokları hakkında açıklamalarda bulundu. Fokların deniz memelilerinden olduğunu belirten Gökoğlu, Akdeniz fokunun ise Akdeniz’e özgü endemik bir tür olduğunun altını çizdi. Mehmet Gökoğlu, bilimsel ismi "monachus monachus" olan Akdeniz foklarının, Türkiye kıyılarında Samsun, Marmara Adası civarı, İzmir Foça, Fethiye kıyıları, Gökova Körfezi, Antalya ve Mersin kıyılarında varlığının tespit edildiğini belirtti.

Akdeniz fokunun dünyada sayısının 500 ile 700 arasında değiştiğini aktaran Gökoğlu, “Kırmızı listede yer alan memelilerden biridir. Akdeniz fokunun en büyük özelliği temiz bölgelerde yaşamasıdır. O bölgede kirliliğin olmadığının göstergesidir bu açıdan içinde bulunduğumuz durum sevindirici. Fokların halen Antalya falezlerde doğal hayatları halen devam ediyor. Son zamanlarda ülkemizdeki fok popülasyonlarda bir toparlanma var. Dünyadaki 600-700 fok sayısının dörtte üçü Yunanistan ile Türkiye kıyılarında yaşıyor.&nbsp; Koruma bunda etkili” dedi.

"Çocuk fok dalgalar arasında oynuyor"

Fokların çok fazla yavru veren canlılar olmadığını işaret eden Gökoğlu, “Özellikle eylül, ekim kasım aylarında yavrulayıp, bu aylarda yavruyu sütten keserler. Yaklaşık 4-5 ay emzirip yavruyu sütten kesiyor.&nbsp; Bu yavruların da sahillerimizde güzel görüntülerini görüyoruz. Yavru sütten kesilen çocuk fok, dalgalar arasında oynuyor. Ya da plajda insanlara yaklaşıyor. Ya da kıyıya çıktığında görüntülendiğini görüyoruz” diye konuştu.

"Foklara yaklaşılmamalı"

Foklara yaklaşılmaması ve rahatsız edilmemesi noktasında bir kez daha insanları uyaran Gökoğlu, "Bir fok görüldüğü zaman yanına yaklaşılmaması gerekiyor. Çünkü foklar insanlarla çok çabuk bağ kuran canlılardır. Onların doğal yaşamına girmemek gerekir. Görüntü uzaktan alınabilir ama yanına kadar yaklaşıp video çekmek doğru değil. Bize alıştığı zaman aramızda dolaşır. Balıkçıya yaklaşır ağına girer ölür. Bunlar yabani hayvanlar, insanların arasında girdiği zaman ısırabilir. En güzeli bu canlıya yaklaşmamak ve doğal hallerine bırakmak gerekir” ifadelerine yer verdi.

"Güzel görüntüler"

Gökoğlu, sütten kesilen, avlanmayı yeni öğrenen fokların kıyıya çıkıp güneşlendiğini ve dalgalar arasında oynamasının çok güzel görüntüler olduğunu belirtti. Foklarla ilgili bazen üzücü durumlarla da karşılaştıklarının altını çizen Gökoğlu, bazen fırtına da bazen de ağa yakalanma gibi olaylarla ölümlerinin olabildiğini belirtti. Fokların gezgin canlılar olduğuna değinen Mehmet Gökoğlu, Antalya falezlerdeki foku, Manavgat’ta Kemer’de, Gelidonya’da görülebileceğini sözlerine ekledi.

"Caretta caretta uyarısı"

Akdeniz kıyılarında bugünlerde tatlı bir telaş daha olduğuna dikkat çeken Gökoğlu, “İlk yumurta bırakan caretta carettaların yavruları çıkmaya başladı. Ama halen yumurta bırakma işlemine devam edenler de var. Bu canlı karaya çıkıp yumurta bırakacağı esnada video çekmeye çalışan vatandaşlarımız var. Bu canlılar rahatsız edilmesin. Bunun yapılmaması gerekir. Ayrıca yeşil kaplumbağaya turistler tarafından eziyet görüntüleri vardı. Buda yanlış, biz onların yaşam alanına giriyoruz” ifadelerini kullandı.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.antalyadanhaberler.com/bilim-teknoloji-haberleri">Bilim-Teknoloji</category><dc:creator><![CDATA[Dünyadaki 600-700 fok sayısının dörtte üçü Yunanistan ile Türkiye kıyılarında yaşıyor - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 13 Jul 2021 11:10:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.antalyadanhaberler.com/images/haber/20210713141035-dunyadaki_600-700_fok_sayisinin_dortte_ucu_yunanistan_ile_turkiye_kiyilarinda_yasiyor.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.antalyadanhaberler.com/images/haber/20210713141035-dunyadaki_600-700_fok_sayisinin_dortte_ucu_yunanistan_ile_turkiye_kiyilarinda_yasiyor.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.antalyadanhaberler.com/images/haber/20210713141035-dunyadaki_600-700_fok_sayisinin_dortte_ucu_yunanistan_ile_turkiye_kiyilarinda_yasiyor.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Mendirek nedeniyle caretta kumsalı 100 metre eridi]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.antalyadanhaberler.com/haber-mendirek-nedeniyle-caretta-kumsali-100-metre-eridi-566.html</guid>
                    <link>https://www.antalyadanhaberler.com/haber-mendirek-nedeniyle-caretta-kumsali-100-metre-eridi-566.html</link>
                    <description><![CDATA[Antalya'da Köprüçay'ın denize döküldüğü alanda Devlet Su İşleri (DSİ) Antalya Bölge Müdürlüğü'nün 2018 yılında yaptığı ve bu yıl da uzattığı mendirek nedeniyle, kumsalın doğu tarafında 100 metreden başlayıp 10 metreye kadar erozyon oluştuğu ve daralma yaşandığı tespit edildi. Ekolojik Araştırmalar Derneği (EKAD) Başkanı Dr. Ali Fuat Canbolat,  “Buradaki daralma da hayvanların (Caretta caretta) çok yan yana, sık sık yuva yapmalarına, bir önceki hayvanın yuva yaptığı yerin, bir sonraki yuva yapan hayvan tarafından dağıtılmasına neden oluyor” dedi.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Ekolojik Araştırmalar Derneği (EKAD), Antalya'nın Serik ve Manavgat ilçelerinin denize döküldüğü alandaki sınırı olan Köprüçay'ın denizle buluştuğu noktada yapılan&nbsp;&nbsp;mendireğin, sahilin doğu tarafında ciddi bir erozyon oluşturduğunu belirledi. EKAD tarafından hazırlanan rapor, kumsalın Özel Çevre Koruma Bölgesi olması nedeniyle ilgili kurum Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğü'ne sunuldu.

UYDU FOTOĞRAFLARIYLA DARALMAYI GÖSTERİYOR

'Belek Özel Çevre Koruma Bölgesi'nde deniz kaplumbağaları yuvalama kumsalındaki Köprüçay ağzında 2018 yılında yapılan mendireğin kumsal üzerindeki etkileri' başlıklı raporda, iki yılda kumsal üzerindeki olumsuz etkiler ortaya konuldu. Raporda, kumsalın 2018 öncesindeki yıllardaki genişliği, 2018 yılında mendirek inşa edilmesiyle 2019 ve 2020 yıllarında kumsalın hızla yok olduğunu gösteren uydu fotoğraflarına da yer verildi.

MENDİREK CİDDİ EROZYONA NEDEN OLUYOR

Mendirek inşası sonrasında kumsalın doğu kısmında yaşanan erozyonla ilgili bilgi veren EKAD Başkanı ve Hacettepe Üniversitesi'nden Dr. Ali Fuat Canbolat, "2018 yılında bu kumsal daha genişti. Nedeni de gayet açık ve net, Köprüçay ağzına yapılan mendirek. Onun büyük etkisi var, bu kumsalda ciddi erozyonlara neden oldu" dedi.

TEKNİK RAPOR HAZIRLANDI

2018 yılında mendirek inşası başladığında erozyona ve deniz kaplumbağalarının da bölgedeki en çok yuva yaptığı bu alanın daralmasına sebep olacağı yönündeki uyarılarını hatırlatan Dr. Canbolat, “2018 yılının temmuz- ağustos aylarında inşa edildi. O zaman uzunluğu 90-100 metreydi, bu yıl geldiğimizde biraz daha uzatılmış. Tabii bunun nasıl bir etkisi olacağını, bu yıl ve önümüzdeki yıl daha rahat göreceğiz. Bu konuda bir rapor hazırlayıp Özel Çevre Koruma Bölgesi olduğu için Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğü'ne ilettik. Hazırladığımız teknik rapora göre yetkililerin çözüm önerilerini bekliyoruz" diye konuştu.

KUMSALDAKİ DARALMA 100 METREYİ BULDU

Yaptıkları teknik ölçümlere göre mendireğin yapıldığı Köprüçay'ın doğu kısmındaki kumsalda daralma olduğunu belirten, mendireğin batı tarafındaki kumsalda ise biraz genişleme olduğunu açıklayan Dr. Canbolat, “Ama batı kısmında genişleme, doğu tarafındaki daralma kadar fazla değil. Mendireğin başladığı çay ağzında 2020 yılı ekim ayında yaptığımız ölçümlere göre doğu tarafındaki kumsalda 100 metreden başlayıp, 1 kilometre boyunca doğuya doğru 90-80-70-60 metrelere ve 1 kilometrelik uzaklıkta da 10 metrelik daralma var. Bu çok yüksek bir rakam, yani iki yılda bu seviyede kumsalın erozyona uğraması çok önemli bir sorun" dedi.

CARETTALAR YUVA YAPMAKTA ZORLANIYOR

Kumsalın erozyona uğramasının ortaya koyacağı etkileri de anlatan Dr. Canbolat, “Bu durumun şöyle bir önemi var bizim için, bu alan oldukça yoğun yuvalama yapılan bir bölgeydi. Köprüçay'ın doğu ve batısındaki 1'er kilometrelik alan yılda en az 1000 yuvanın yapıldığı alan. Buradaki daralma da hayvanların (Caretta caretta) çok yan yana, sık sık yuva yapmalarına, bir önceki hayvanın yuva yaptığı yerin, bir sonraki yuva yapan hayvan tarafından dağıtılmasına neden oluyor. Sahil ciddi ölçüde daraldığı için hayvanlar yuva yapmakta zorlanmaya başlıyor. Kumsal da sürekli erimeye ve kıyı çizgisi dediğimiz çizgi, dalgaların olduğu alan, karaya doğru ilerlemeye devam ediyor" diye konuştu.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.antalyadanhaberler.com/bilim-teknoloji-haberleri">Bilim-Teknoloji</category><dc:creator><![CDATA[Mendirek nedeniyle caretta kumsalı 100 metre eridi - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Mon, 12 Jul 2021 07:34:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.antalyadanhaberler.com/images/haber/20210712103520-mendirek_nedeniyle_caretta_kumsali_100_metre_eridi_2.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.antalyadanhaberler.com/images/haber/20210712103520-mendirek_nedeniyle_caretta_kumsali_100_metre_eridi_2.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.antalyadanhaberler.com/images/haber/20210712103520-mendirek_nedeniyle_caretta_kumsali_100_metre_eridi_2.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Liseli genç, pandemi döneminde hurda parçaları toplayıp üç ayrı araç yaptı]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.antalyadanhaberler.com/haber-liseli-genc-pandemi-doneminde-hurda-parcalari-toplayip-uc-ayri-arac-yapti-538.html</guid>
                    <link>https://www.antalyadanhaberler.com/haber-liseli-genc-pandemi-doneminde-hurda-parcalari-toplayip-uc-ayri-arac-yapti-538.html</link>
                    <description><![CDATA[Aksu Uçak Bakım Teknolojileri Teknik Anadolu Lisesi son sınıf öğrencisi Efe Can Çakal, pandemi döneminde yaptığı üç projesiyle okulun gözdesi oldu. ]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Antalya’nın Aksu ilçesinde bulunan Aksu Uçak Bakım Teknolojileri Teknik Anadolu Lisesi son sınıf öğrencisi 17 yaşındaki Efe Can Çakal, hurda ve atık malzemeleri toplayarak, okulunda aldığı eğitimler ışığında; microlight (delta kanat), güneş enerjisiyle ve benzinle çalışan araçlar üretti. Son sınıf öğrencisi Efe Can Çakal, en büyük hedefinin insansız hava araçları üzerinde çalışmak olduğunu söyledi. Pandemi döneminde bir yıl içerisinde 3 projesini hayata geçirdiğini kaydeden Efe Can Çakal, “Microlight (Delta kanat), benzinle çalışan araç ve güneş paneli ile çalışan aynı zamanda elektrik üreten aracı pandemi sürecinde yaklaşık bir yıl içerisinde tamamladım” dedi.

“Dağılmış bir durumdaydı”

Araçların hepsinin çalışır durumda olduğunu ve okula ait uçak hangarında yerini aldığını ifade eden Efe Can Çakal, “Güneş paneli projesiyle TÜBİTAK’a da katıldık. Kendi enerjisini üreterek çalışan bir makine ve aynı zamanda geri dönüşümü desteklemiş oluyoruz. Maket uçakları, okulumuzda bulunan model uçaklardan biriydi. Dağılmış bir durumdaydı. Okul Müdürümden rica ettim, bunu kendim topladım, revize ettim. İçten yanmalı motoru vardı ve yakıtla çalışan motorunu elektrikli motorla değiştirdim” diye konuştu.

“Hepsini geri dönüşümden, hepsini hurdadan devşirerek yaptım” 

Çalışmak için pandemi döneminde evini ve babasının atölyesini kullandığını dile getiren Efe Can Çakal, “Geri dönüşüm yapmak için elimizdeki hurda malzemeleri, hurda metalleri, profilleri, boruları kullandım. Hepsini geri dönüşümden, hepsini hurdadan devşirerek yaptım ”dedi. Hedeflerinin havacılık sektöründe ilerlemek olduğunu ifade eden Efe Can Çakal, insansız hava araçları üzerinde çalışmak istediğini söyledi.

“Gelecek sene havada uçarken görürseniz şaşırmayın” 

Aksu Uçak Bakım Teknolojileri Teknik Anadolu Lisesinin, beş yıl içerisinde güzel bir ivme yakaladığını kaydeden Okul Müdürü Haldun Çevik, “Devlet büyüklerimiz, öğrencilerimiz, velilerimiz ve oklumuzla bir bütün olduk. Şu an da Türkiye’nin en donanımlı, en zengin, eğitim kalitesi yönünden önde gelen eğitim kurumlarından biri haline geldik. Bunu da öğrencilerimiz yaptığı projelerle taçlandırdılar. Uçak sanayisi hızla ilerliyor ve genç beyinler büyüyor. Bu genç beyinlerin uçak sanayisinde olması en büyük hedefimiz. Kendi ürettikleri ve kendi hayal güçlerini zorlayarak yaptıkları bu uçaklarla havacılıkta bende varım demeleri bizleri gururlandırıyor. Efe Can öğrencimiz, pandemi dönemini değerlendirerek okulda ki öğretmenleri ve atölyemizde yapmış olduğu projelerle bizim hangarımızı taçlandırdı. En büyük hayalimiz öğrencimizin ilk çalışması prototip uçağı havalandırıp, havada kalmasını sağlamak. Gelecek sene havada uçuyorken görürseniz şaşırmayın” dedi. &nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.antalyadanhaberler.com/bilim-teknoloji-haberleri">Bilim-Teknoloji</category><dc:creator><![CDATA[Liseli genç, pandemi döneminde hurda parçaları toplayıp üç ayrı araç yaptı - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Fri, 09 Jul 2021 08:40:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.antalyadanhaberler.com/images/haber/20210709114118-liseli_genc,_pandemi_doneminde_hurda_parcalari_toplayip_uc_ayri_arac_yapti_2.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.antalyadanhaberler.com/images/haber/20210709114118-liseli_genc,_pandemi_doneminde_hurda_parcalari_toplayip_uc_ayri_arac_yapti_2.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.antalyadanhaberler.com/images/haber/20210709114118-liseli_genc,_pandemi_doneminde_hurda_parcalari_toplayip_uc_ayri_arac_yapti_2.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[ Dünyaca ünlü sahilde deniz kestaneleri koloni olarak görüntülendi   ]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.antalyadanhaberler.com/haber-dunyaca-unlu-sahilde-deniz-kestaneleri-koloni-olarak-goruntulendi-504.html</guid>
                    <link>https://www.antalyadanhaberler.com/haber-dunyaca-unlu-sahilde-deniz-kestaneleri-koloni-olarak-goruntulendi-504.html</link>
                    <description><![CDATA[Antalya’nın dünyaca ünlü sahilinde, ‘Deniz Kirpisi’ olarak bilinen zehirli Kızıldeniz orijinli denizkestanesi, koloni olarak görüntülendi. Kalp şeklinde kurdukları koloniyle sualtı kamerasına yansıyan kestanelerin diğer türlere göre farklı bir dikeni olduğunu belirten Akdeniz Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Gökoğlu, “Dikenleri girdikten sonra çıkarken adeta ters testere dişine sahip. Dolayısıyla girdiği yerden geri çıkmıyor.  İleri doğru itmeniz lazım ya da parçalayarak çıkması gerekiyor. Özellikle kayalık bölgelerde denize girilirken plaj ayakkabılarını giysinler. Öldürücü bir zehri yok ama acı veren bir zehri var” uyarısında bulundu.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Akdeniz Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Gökoğlu, öğrencileriyle birlikte geçtiğimiz gün Konyaaltı Sahili’nde dalış gerçekleştirdi. Sualtında kalp şeklinde bir denizkestanesi kolonisiyle karşılaşan Gökoğlu, türü yakından incelemeye başladı. Gökoğlu, kestanelerin, ‘Deniz Kirpisi’ olarak bilinen Kızıldeniz orijinli olduğunu tespit ederek, dalış anını sualtı kamerasıyla kaydetti.

“Dikenleri girdiği yerden çıkmıyor” 

Akdeniz’de yerli denizkestanelerin son zamanlarda oldukça azaldığını belirten Prof. Dr. Mehmet Gökoğlu, dalış esnasında görüntülenen kestanelerin ise ‘Deniz Kirpisi’ olarak bilinen Kızıl Deniz orijinli kestaneler olduğunu aktardı.&nbsp; Konyaaltı Sahili’nde bu denizkestanelerinin çoğalmaya başladığını kaydeden Gökoğlu, “Bu türler, işgalci türlerdir.&nbsp; Ayrıca bunların dikenleri, yerli kestanelerimizden çok farklı. Uzun dikenleri var.&nbsp; Vücuda girdikten sonra çıkarken adeta ters testere dişine sahip. Dolayısıyla girdiği yerden geri çıkmıyor.&nbsp; İleri doğru itmeniz lazım ya da parçalayarak çıkması gerekiyor. Kıyıda 2-3 metre derinliğe kadar var. Özellikle denizin sakin olduğu kıyılarda 1-2 metreye kadar yükseliyor” dedi.

“Plaj ayakkabısını giysinler” 

Gökoğlu, türün acı veren bir zehre sahip olduğuna dikkat çekerek, “Özellikle kayalık bölgelerde denize girilirken plaj ayakkabılarını giysinler. Öldürücü bir zehri yok ama acı veren bir zehri var. Zaten kayıtlarda zehirli denizkestanesi diye geçer. Vatandaşlarımızın dikkatli olması lazım” uyarısında bulundu.

Bahse konu denizkestanelerinin bazen koloni halinde yaşadığını da sözlerine ekleyen Gökoğlu, sualtında çektikleri görüntülerde bir koloninin kalp şeklinde olmasına oldukça şaşırdıklarını dile getirdi.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.antalyadanhaberler.com/bilim-teknoloji-haberleri">Bilim-Teknoloji</category><dc:creator><![CDATA[ Dünyaca ünlü sahilde deniz kestaneleri koloni olarak görüntülendi    - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 06 Jul 2021 10:02:05 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.antalyadanhaberler.com/images/haber/20210706130617-web.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.antalyadanhaberler.com/images/haber/20210706130617-web.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.antalyadanhaberler.com/images/haber/20210706130617-web.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA['Antalya'nın iklimi, 2100'de Kahire gibi olacak']]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.antalyadanhaberler.com/haber-antalyanin-iklimi-2100de-kahire-gibi-olacak-435.html</guid>
                    <link>https://www.antalyadanhaberler.com/haber-antalyanin-iklimi-2100de-kahire-gibi-olacak-435.html</link>
                    <description><![CDATA[Boğaziçi Üniversitesi İklim Değişikliği ve Politikaları Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Mehmet Levent Kurnaz, 2100 yılında Antalya'nın ikliminin aynen Kahire gibi olacağını söyledi. Bugünkü şekillerde tarımsal üretimin, bu yüzyılın sonunda muhtemelen mümkün olmayacağını belirten Prof. Dr. Kurnaz, "Antalya, aynen Kahire nasılsa öyle olacak. Çukurova, Urfa, hepsi aynı şekilde olacak. Bu yüzyılın sonunda sıcaklıklar büyük ihtimalle 4-5 derece artmış olacak" dedi.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Meteoroloji Genel Müdürlüğü'nün sıcaklık ve yağış raporlarına göre, 2020 yılında sıcaklıklarda yaşanan artışlar ve&nbsp;yağışlardaki düşüşler, 2021'de de devam ediyor. Mayıs, son 50 yılın en sıcak mayıs ayı olarak kayıtlara geçerken, yağışlar ise son 30 yılın ortalamasına göre yüzde 56, geçen yılın mayıs ayı yağışlarına göre yüzde 66 azaldı. Kuraklık haritalarında, Türkiye'nin büyük bölümü 'olağanüstü kurak', 'çok şiddetli kurak', 'şiddetli kurak' olarak gösterildi. Özellikle Ege, Akdeniz ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde yağış azlığı yüzde 80'lerin üzerine çıktı.

KURAKLIK ALARMI

Küresel iklim değişikliğinin etkilerini bütün gerçekliğiyle ortaya koyan meteoroloji raporları sonrası&nbsp;tarım sektöründe de kuraklık alarmları çalmaya başladı. Türkiye'nin birçok bölgesinde başta hububat olmak üzere birçok tarla ürününe yönelik kuraklık haberleri gelirken, uzmanlar da bu yönde uyarılarda bulundu.

'MEVSİMSEL DEĞİŞİMLER BİTKİLERİ ŞAŞIRTIYOR'

Antalya Ticaret Borsası (ATB) Başkanı Ali Çandır, bilim insanlarının, her 1 derecelik sıcaklık artışının hububat üretiminde yüzde 6'lık kayba neden olacağını söylediğini belirterek, “Anadolu'nun her yerinden üretimle ilgili rekolte düşüşü haberleri alıyoruz. Mevsimsel değişimler bitkileri şaşırtıyor, üretim periyotlarını değiştiriyor. Dolayısıyla pazarın ihtiyaç duyduğu anda ürün olmuyor, ihtiyaç olmayan dönemde ürün çıkabiliyor. Bu da ya aşırı fiyat artışı ya da aşırı düşüşe sebep oluyor" dedi.

'PAZARIN RİTMİNİ BOZUYOR'

Geçen yıl mayıs ayındaki aşırı sıcaklıkların zeytin, portakal gibi birçok üründe rekolte kaybı oluşturduğunu, bitkilerin zarar gördüğünü hatırlatan Çandır, “Havanın aşırı sıcak gitmesi ve yağış olmayışı, üretim performansını ciddi ölçüde olumsuz etkileyecektir. Bu durumdan meyvecilik, hububat, bütün tarla üretimlerinin olumsuz etkilenmesi kaçınılmaz. Hem rekolte düşüşleri yaşanacak, hem de iklim değişikliği pazarın ritmini bozuyor" diye konuştu.

'DAMLA SULAMA' ÇAĞRISI

Su kullanımının yüzde 75'ini oluşturan tarım sektöründe vahşi sulama yerine damla sulama gibi tasarruflu sistemlerin mutlaka kullanılması gerektiğine dikkat çeken Çandır, “Devlet projelerinin çok detaylandırılarak, tarımsal üretimin tamamına yaygınlaştırılması gerekiyor. Genel olarak baktığımızda, bütün dünyada da hissedilen çevre değerlerine, eskisinden çok daha fazla sahip çıkmamız gerekiyor. Bizim de Paris İklim Anlaşması'nı imzalamamız ve ilgili düzenlemeleri yerine getirmemiz gerekiyor" dedi.

PROF. DR. KURNAZ: ANTALYA, KAHİRE GİBİ OLACAK

Boğaziçi Üniversitesi İklim Değişikliği ve Politikaları Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Kurnaz da&nbsp;iklim değişikliğinin etkilerine ilişkin beklentiyi açıkladı. Kurnaz, 2100 yılında Antalya'nın aynen Kahire gibi olacağını söyledi. Bugünkü şekillerde tarımsal üretimin bu yüzyılın sonunda muhtemelen mümkün olmayacağını belirten Kurnaz, “Antalya, aynen Kahire nasılsa öyle olacak. Çukurova, Urfa, hepsi aynı şekilde olacak. Bu yüzyılın sonunda sıcaklıklar büyük ihtimalle 4-5 derece artmış olacak" diye konuştu.

'SERALARDA SERİNLETME YÖNTEMLERİ GEREKECEK'

Tarımsal üretim açısından da beklentileri değerlendiren Prof. Dr. Kurnaz, seralar olmadan Antalya ve bu bölgelerde açıkta üretimin mümkün olmayacağını belirterek,&nbsp;“Ama seralarda serinletme amaçlı sistemler olması gerekecek, artık ısıtma amaçlı değil. Açıkta tarımsal üretim yapılamayacak. Seralarda şimdi ısıtma yöntemleri kullanılıyor, o zaman serinletme yöntemleri kullanılması ve bol su bulmak gerekecek" dedi.&nbsp;

2100 yılında Antalya'da turizm&nbsp;olmayacağını savunan&nbsp;Prof. Dr. Kurnaz, “İnsanlar sıcaktan düşüp ölecek. Tamamen içeride ve klimayla yaşayabilecek böyle günlerde. Bu durumu ancak iklim değişikliği önlenebilirse değiştirmek mümkün. Bütün dünyanın kömür, petrol, doğal gaz yakmayı bırakması gerekiyor. Türkiye'nin özel bir şey yapmasına gerek yok, bütün dünyanın yapması gerekiyor iklim değişikliğini önlemek için. 2020'den 2100'e kadar yavaş yavaş kötüleşecek durum. İleri&nbsp;doğru gittikçe kötüleşecek" diye konuştu.&nbsp;

SU MİKTARI 8 BİNDEN 1360 METREKÜPE DÜŞTÜ

Sulama politikalarının da mutlaka gözden geçirilmesi gerektiğine işaret eden Kurnaz, “Kişi başına düşen su miktarı yılda 1360 metreküp. Bu rakam cumhuriyet kurulduğu yıllarda 8 bin metreküptü. 20 sene içinde 1000 metreküpe düşecek. Bu, su fakiri olmamız, demek. Suyun yüzde 75'i tarımda kullanılıyor. Tarımsal sulamada ciddi adım atmazsak ürünlerimizi üretecek su bulamayacağız" dedi.&nbsp;

KESİCİ: 2021'DEKİ KURAKLIK 2020'DEN DAHA KÖTÜ

Türkiye Tabiatını Koruma Derneği bilim danışmanı Dr. Erol Kesici de meteoroloji verilerine bakıldığında 2021'in ilk 5 aylık döneminin, en kurak yıl olarak kayıtlara geçen 2020'den çok daha kötü olduğunu söyledi. Yağışların azlığı ve aşırı sıcaklıkların göl, gölet, baraj, dere, nehir gibi sulak alanlardaki buharlaşmayı da ciddi ölçüde artırdığını belirten Dr. Kesici, “Topraktaki buharlaşma da artıyor. Topraktaki nem azalışı da suya ihtiyacın yükselmesine sebep olur. Dolayısıyla tarımsal üretimde 2021 yılı oldukça tehlikeli" diye konuştu.&nbsp;

Türkiye'nin birçok bölgesinde tarımsal sulama için kısıtlı su verileceğinin açıklandığını söyleyen Dr. Kesici, “Örneğin; Eğirdir ve Beyşehir bölgelerinde DSİ tarafından çiftçilere bu duyurular yapıldı. Daha yaz aylarının ilk haftalarını yaşıyoruz. Temmuz- ağustos ayları çok daha sıcak geçecek. Dolayısıyla artık içecek suyu bulmakta bile güçlük çekmekteyiz. Her şeyin yapısında su var ve su olmazsa ürünlerde kaliteyi bir tarafa bırakın, yetişemeyecekler bile. Artı su olmazsa böcek, bakteri gibi zararlılar giderek artacak ve bu insan yaşamını da tehdit edecek. Zararlılarla daha çok mücadele etmek zorunda kalacağız. Bu kez de çevreyi daha çok kirleteceğiz. Hepsi birbirine bağlantılı" dedi.&nbsp;

ŞİDDETLİ TARIMSAL KURAKLIK

Yer altı, göller ve barajlarda su seviyelerinin çok kritik noktada olduğu uyarısında bulunan&nbsp;Kesici, hava sıcaklığının da nem olmadığı için giderek arttığını ve tarımsal kuraklığın şiddetli olduğu bir dönemin yaşanmaya başladığını açıkladı. Suyun tasarruflu kullanımını ve kirletilmemesi gerektiğini vurgulayan&nbsp;Kesici, “İstanbul örneğinde olduğu gibi 1&nbsp;günde yaklaşık 5 milyon ton atık suyu denize verdiğimizi düşünürsek&nbsp;bu atık suları mutlak suretle günün gelişen teknolojisine uygun arıtıp, denizlere, göllere, nehirlere vermeden tarımda ve evlerde rahatlıkla kullanabiliriz. Bu aynı zamanda kuraklığı bir nebze olsun önlememizin en önemli noktası" diye konuştu.&nbsp;

İKLİM DEĞİŞİKLİĞİNİN SEBEBİ DE İNSAN

Parayla yağmur yağdırılamayacağını dile getiren Dr. Kesici, "Ama günün teknolojileri kullanılarak, yağmur sularını depo ederek, arıttığımız suyu kullanarak, hastalık, kıtlık, savaşa dahi sebep olabilecek yaşamsal tehlikelerin önüne geçmemiz mümkün. Müsilaj olayında olduğu gibi küresel ısınma, iklim değişikliği de bir doğa veya doğal olay değildir. Bu insanın yarattığı bir felakettir. Bunu kabul edersek çözüme daha akılcı ve bilimsel yaklaşabilmemiz de mümkün olacaktır. Çünkü bu tür yaşananlar hep 'doğa olayı, doğal' olarak geçiştirildiğinden çözümü de doğadan bekledik. Bugün bu sorunların çözümü de sebebi olan insanların elinde" dedi.&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.antalyadanhaberler.com/bilim-teknoloji-haberleri">Bilim-Teknoloji</category><dc:creator><![CDATA['Antalya'nın iklimi, 2100'de Kahire gibi olacak' - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Thu, 01 Jul 2021 06:47:14 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.antalyadanhaberler.com/images/haber/20210701095741-web.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.antalyadanhaberler.com/images/haber/20210701095741-web.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.antalyadanhaberler.com/images/haber/20210701095741-web.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Yağışlar yüzde 66 azaldı; 'olağanüstü kuraklık' uyarısı]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.antalyadanhaberler.com/haber-yagislar-yuzde-66-azaldi-olaganustu-kuraklik-uyarisi-384.html</guid>
                    <link>https://www.antalyadanhaberler.com/haber-yagislar-yuzde-66-azaldi-olaganustu-kuraklik-uyarisi-384.html</link>
                    <description><![CDATA[Meteoroloji Genel Müdürlüğü'nün yağış ve sıcaklık analizi raporlarına göre, 2021 yılı mayıs ayı son 50 yılın en sıcak mayıs ayı olurken, yağışlar da normaline göre yüzde 56, geçen yılın mayıs ayı yağışlarına göre yüzde 66 azaldı. Haritalarda, Türkiye'nin büyük bir bölümü 'olağanüstü kurak', 'çok şiddetli kurak', 'şiddetli kurak' olarak gösterildi.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Meteoroloji Genel Müdürlüğü&nbsp;2021 yılı Mayıs ayı yağış ve sıcaklık raporlarıyla, Standart Yağış İndeksi (SPI) ve Normalin Yüzdesi Metoduna (PNI) göre mayıs ile son 2 yıllık meteorolojik kuraklık haritalarını yayınladı.

DÜŞÜŞ YÜZDE 56 ÖLÇÜLDÜ

Ciddi ölçülerde yağışların azaldığı, sıcaklıkların da arttığını gösteren raporlar ve haritalara göre, 2021 Yılı Mayıs Ayı Alansal Yağış Raporu'nda Türkiye geneli mayıs ayı yağışı 21.6 mm ölçüldü. Normali (1981-2010) 49.3 mm ve 2020 yılı mayıs ayında 63.2 mm olan yağışlarda normaline göre yüzde 56, geçen yıla göre yüzde 66 azalma olduğu açıklandı.

EGE, AKDENİZ VE GÜNEYDOĞU'DA ALARM

Çanakkale, Tekirdağ ve Edirne'nin güney kesimleri, Düzce, Zonguldak, Kocaeli, Sakarya çevreleri, İstanbul'un batısı, Sinop, Samsun, Ordu ve Giresun'un sahil kesimlerinde normalin üstündeki yağışlar, diğer bölgelerin tamamında normallerin altında kaldı. Özellikle Ege, Akdeniz ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde yağış azlığı yüzde 80'lerin üzerine çıktı.

MUĞLA'DA YAĞIŞLAR YÜZDE 98 AZALDI

Mayıs ayı il geneli yağışlarda en fazla yağış 97 mm ile Düzce'de, en az yağış 0,5 mm ile Muğla'da, normaline göre de en fazla azalma yüzde 98 ile yine Muğla'da oldu. Yağışlı gün sayıları Güney Ege, Antalya'nın batısı ve doğusu, Hatay'ın güneyi ve Gaziantep çevrelerinde 1 güne kadar düştü. Batı ve Orta Karadeniz ile Kars çevrelerinde ise 10- 15 gün aralığında yağışlı gün görüldü.

GÜNEYDOĞU'DA SON 30 YILIN EN DÜŞÜK YAĞIŞI

Bölgelere göre mayıs ayı yağış miktarları, normali ve geçen yıl mayıs ayına göre şöyle oluştu:

"Marmara'da 44.5 mm, normaline göre yüzde 12 arttı, geçen yıla göre yüzde 41 düştü. Ege'de 6.9 mm, normaline göre yüzde 81, geçen yıla göre yüzde 89 azaldı. Akdeniz'de 6.9 mm, normaline göre yüzde 83, geçen yıla göre yüzde 87 azaldı. İç Anadolu'da 14.8 mm, normali ve geçen yıla göre yüzde 69 düştü. Karadeniz'de 47.6 mm, normaline göre yüzde 20, geçen yıla göre yüzde 40 azaldı. Doğu Anadolu'da 22.4 mm, normaline göre yüzde 66, geçen yıla göre yüzde 70 düştü. Güneydoğu'da 6.1 mm, normaline göre yüzde 83, geçen yıla göre yüzde 85 azalarak son 30 yılın en düşük seviyesi görüldü."

KORKUTAN HARİTALAR, 'OLAĞANÜSTÜ KURAK'

Türkiye'nin geçen yıl olduğu gibi bu yılın hem geçen aylarda hem de mayıs ayına ilişkin kuraklık SPI ve PNI metotlarına göre hazırlanan haritalarda, 'olağanüstü kurak', 'çok şiddetli kurak', 'şiddetli kurak' olarak gösterilen bölgelerin yoğunluğu dikkat çekiyor. Normalin Yüzdesi Metoduna (PNI) haritasına göre Marmara'nın bir bölümü, Batı ve Orta Karadeniz ile Iğdır civarları harici bölgeler 'şiddetli kurak' olarak gösterildi. Son üç aylık Standart Yağış İndeksi (SPI) haritasında ise Muğla, Denizli- Burdur, Niğde, Elazığ- Malatya- Tunceli, Diyarbakır- Şanlıurfa-Mardin, Çankırı, Kars, Bayburt ve Van 'olağanüstü, çok şiddetli ve şiddetli kurak' olarak görülüyor.

SON 50 YILIN EN SICAK MAYIS'I

2021 Yılı Mayıs Ayı Ortalama Sıcaklıkları Raporu'na göre ise son 50 yılın en sıcak mayıs ayı yaşandı. Kırklareli, Çorlu, Tekirdağ, Yalova, Balıkesir, Antakya, Elmalı, Erdemli, Ordu, Rize, Hopa, Bolu, Karabük, Ünye, Boyabat ve Nallıhan'da mevsim normallerinde, diğer tüm bölgelerde ise üzerinde sıcaklık görüldü. Sadece Samandağ'da mevsim normalleri altına indi. Uzun yıllar mayıs ayı ortalama sıcaklığı 16.7 derece iken, bu yıl 19.3 derece oldu. En yüksek sıcaklık ise 44.3 derece ile Ceylanpınar'da tespit edildi. 44.3 derece mayıs ayında Türkiye'de ölçülen en yüksek değer olarak kayıtlara geçti.

BÖLGELERE GÖRE SICAKLIKLAR

Bölgelere göre Mayıs ayı ortalama sıcaklıkları ve uzun yıllar ortalamasına göre farklar şöyle oluştu:

"Marmara, uzun yıllar ortalaması 16.9 derece iken, bu yıl 18.3'e çıktı, en yüksek 34.6 derece Geyve. Ege, uzun yıllar ortalaması 18.6 derece iken, bu yıl 20.9'a çıktı, en yüksek 39.4 derece Aydın. Akdeniz, uzun yıllar ortalaması 19.3 derece iken, bu yıl 21.5'e çıktı, en yüksek 38.4 derece Kozan.

İç Anadolu, uzun yıllar ortalaması 14.6 derece iken, bu yıl 17.7'ye çıktı, en yüksek 35.3 derece Kırıkkale.

Karadeniz, uzun yıllar ortalama 15.2 derece iken, bu yıl 17.2'ye çıktı, en yüksek 37.9 derece Amasya.

Doğu Anadolu, uzun yıllar ortalama 13.6 derece iken, bu yıl 17.2'ye çıktı, en yüksek 36.6 derece Elazığ.

Güneydoğu, uzun yıllar ortalaması 20.7 derece iken, bu yıl 24.7'ye çıktı, en yüksek 44.3 derece Ceylanpınar."

SADECE MART AYI İYİ GEÇTİ

Raporda, mayıs ayında 40 merkezde yeni ekstrem sıcaklık (maksimum, minimum) gerçekleştiği belirtildi. Ekstrem sıcaklıklarda en büyük farklar Viranşehir, Şırnak, Ceylanpınar, Hakkari, Sarıkamış, Cizre, Ergani gibi merkezlerde görüldü. Mayıs ayı dışında bu yılın diğer ilk dört ayındaki uzun yıllar ve geçen yıla göre sıcaklık değerlerine bakıldığında ocak ayı uzun yıllar ortalaması 2.7, geçen yıl 3.3 derece iken, bu yıl 5.4 dereceye yükseldi. Şubat ayı uzun yıllar ortalaması 3.4, geçen yıl 4.9 derece iken, bu yıl 6.2 dereceye çıktı. Mart ayı uzun yıllar ortalaması 7.1, geçen yıl 9.5 derece iken, bu yıl 7 dereceye düştü. Nisan ayı uzun yıllar ortalaması ve geçen yıl 12.1 derece iken, bu yıl 13.4 dereceye çıktı.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.antalyadanhaberler.com/bilim-teknoloji-haberleri">Bilim-Teknoloji</category><dc:creator><![CDATA[Yağışlar yüzde 66 azaldı; 'olağanüstü kuraklık' uyarısı - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sat, 26 Jun 2021 07:48:37 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.antalyadanhaberler.com/images/haber/20210626105052-web.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.antalyadanhaberler.com/images/haber/20210626105052-web.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.antalyadanhaberler.com/images/haber/20210626105052-web.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Türkiye'nin ilk özel güvenlik dron ekibi Akdeniz Üniversitesi'nde]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.antalyadanhaberler.com/haber-turkiyenin-ilk-ozel-guvenlik-dron-ekibi-akdeniz-universitesinde-352.html</guid>
                    <link>https://www.antalyadanhaberler.com/haber-turkiyenin-ilk-ozel-guvenlik-dron-ekibi-akdeniz-universitesinde-352.html</link>
                    <description><![CDATA[Akdeniz Üniversitesi'nde (AÜ) Türkiye'de ilk özel güvenlik dron ekibi kuruldu. Rektör Prof. Dr. Özlenen Özkan'ın katılımıyla güvenlik görevlilerine dron ehliyet belgesi verildi.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ AÜ'de 'Güvenli Yerleşke Güvenli Yaşam Projesi' kapsamında Türkiye'de ilk özel güvenlik dron ekibi kuruldu. AÜ Havacılık Uygulama ve Araştırma Merkezi'nin (AKHUMER) düzenlediği eğitimleri tamamlayarak sertifika almaya hak kazanan güvenlik görevlilerine, Rektör Prof. Dr. Özlenen Özkan'ın katılımıyla AÜ Stadyumu'nda dron ehliyetleri verildi. Törene Rektör Özkan'ın yanı sıra Genel Sekreter Ali Evren İmre, Rektör Danışmanı Cemil Tonbul, AKHUMER Müdürü Doç. Dr. Halil Özekicioğlu ve Merkez Müdür Yardımcısı Öğr. Gör. Dr. Fulya Almaz, Dr. Öğretim Üyesi Hüseyin Topuz, dron eğitmenleri ve güvenlik görevlileri katıldı.

İLKLERİN ÜNİVERSİTESİ

AÜ&nbsp;Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan, "Üniversitemiz ilkleri alışkanlık haline getirmiş durumda. Sağlık başta olmak üzere imza attığı çığır açıcı çalışmalarla öncü rol üstleniyor. Bu kapsamda, teknolojinin güvenlikte aktif kullanımını içeren ve dünyadaki önemli üniversitelerde de örneklerini gördüğümüz dron ekibi ile yine&nbsp;ilke imza attık" dedi.

Huzur ve güvenliğin üniversite için öneminin altını çizen Rektör Prof. Dr. Özkan, "Güvenli eğitim-öğretim ortamı, üniversite yönetimi olarak önceliklerimizdendir. Biliyoruz ki üniversitelerde huzur ortamı sağlanamazsa, eğitim ve öğretimde istenen düzeye ulaşılamaz. Bu nedenle geniş alana yayılmış olan kampüsümüzde, özellikle de üniversite çevresinde güvenliği sağlamak için teknolojinin de desteğini alarak 'Güvenli Yerleşke Güvenli Yaşam Projesi'ni hayata geçiriyoruz" dedi.

GÜVENLİK- ÖZGÜRLÜK DENGESİ

Rektör Prof. Dr. Özkan, tedbirleri artırırken, özgürlük-güvenlik dengesini de gözeteceklerini belirterek, şöyle konuştu:

"Bir üniversiteyi, üniversite yapan en temel özellik, öğrencilerine ve akademisyenlerine sağladığı bilimsel özgürlük ve eleştirel ortamdır. Güvenlik önlemlerinin planlanması ve uygulanmasında güvenlik-özgürlük dengesini gözetmek çok önemlidir. Yeni özel güvenlik dron timimiz de diğer güvenlik ekiplerimiz de bu dengeyi gözeterek görevlerini sürdürecek. Birlikte öğrencilerimize huzur ortamı sunmak için çalışmaya devam edeceğiz."

PANDEMİDE 250 KURSİYERE EHLİYET VERİLDİ

AKHUMER Müdürü Doç. Dr. Halil Özekicioğlu ise Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü'nün online eğitime izin vermesiyle birlikte eğitimlerini ara vermeden sürdürdüklerini ve yüz yüze eğitime geçişin önünün açıldığını, nitelikli eğitim vermeye devam edeceklerini söyledi. AKHUMER Müdür Yardımcısı Öğr. Gör. Dr. Fulya Almaz da pandemi sürecinde 250 kursiyere çevrimiçi kurs düzenleyerek ehliyetlerini verdiklerini açıkladı.

Konuşmaların ardından Rektör Özkan, güvenlik görevlilerine dron ehliyetlerini verdi. Ardından eğitmenler eşliğinde Rektör Özkan dron kullanarak, teknik özellikleri hakkında bilgi aldı.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.antalyadanhaberler.com/bilim-teknoloji-haberleri">Bilim-Teknoloji</category><dc:creator><![CDATA[Türkiye'nin ilk özel güvenlik dron ekibi Akdeniz Üniversitesi'nde - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Wed, 23 Jun 2021 12:29:05 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.antalyadanhaberler.com/images/haber/20210623153612-de.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.antalyadanhaberler.com/images/haber/20210623153612-de.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.antalyadanhaberler.com/images/haber/20210623153612-de.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Portakal ağaçlarını faydalı böcekler koruyacak]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.antalyadanhaberler.com/haber-portakal-agaclarini-faydali-bocekler-koruyacak-331.html</guid>
                    <link>https://www.antalyadanhaberler.com/haber-portakal-agaclarini-faydali-bocekler-koruyacak-331.html</link>
                    <description><![CDATA[Demre ilçesinde portakal ağaçlarını faydalı böcekler ve faydalı tuzaklar koruyacak. Demre İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü koordinatörlüğünde hazırlanan 'Tuzak Böcek El Ele, Daha Sağlıklı Nesillere' adlı projeye düzenlenen törenle start verildi.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Demre İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü'nde görevli ziraat mühendisi Arzu Demirel tarafından hazırlanan 'Tuzak Böcek El Ele, Daha Sağlıklı Nesillere' adlı projenin startı, Demre'ye bağlı Köşkerler Mahallesi'nde düzenlenen törenle verildi. Programa İlçe Tarım ve Orman Müdürü Mustafa Işık, Batı Akdeniz Tarımsal Araştırmalar Enstitüsü böcek üretim sorumlusu Musa Kırışık, Demre Orman Bölge Şefi Ferit Çakar, meyve zararlıları uzmanı Tuba Kahraman, proje sorumlusu Arzu Demirel, Antalya Büyükşehir ve Demre Belediye Meclisi Üyesi Recep Karatop, Ziraat Odası Başkanı İbrahim Oğuz, AK Parti İlçe Başkanı Bayram Arıcı, ziraat mühendisleri ve portakal üreticileri katıldı.

Proje hakkında bilgi veren İlçe Tarım ve Orman Müdürü Mustafa Işık, "Proje ile portakal üretiminde biyolojik mücadele yöntemlerini uyguluyoruz. Başlangıç aşamasında BATEM tarafından üretilen faydalı böcekleri, 21 dekar alandaki portakal ağaçlarına salıyoruz. Bir kutu böcek, bir ağaçtaki turunçgiller unlu bitini yok ediyor. Ayrıca Demre'de 100 dekar portakal bahçesine, Akdeniz meyve sineği zararlısına karşı fenomen tuzaklar kuracağız. Bunu ileriki yıllarda yaygınlaştırmaya çalışacağız. Proje Tarım ve Orman Bakanlığı Eğitim Yayın Dairesi Başkanlığı, BATEM ve Demre Tarım ve Orman Müdürlüğü ortaklığı ile yaşama geçiriliyor. Projede üreticimizden hiçbir maddi katkı almıyoruz. Projenin giderleri bakanlığımız tarafından karşılanmaktadır" dedi.

Projeyle üretimde ilaç kalıntısının önüne geçilerek, biyoteknik ve biyolojik mücadele yöntemlerinin yaygınlaştırılmasının amaçlandığına işaret eden Mustafa Işık, "Sağlıklı ürün yetiştirirsek, yetiştirdiğimiz yeni nesiller de sağlıklı olur. Gereksiz zirai ilaç kullanımının önüne geçmek istiyoruz. Bunu başarabilirsek sağlıklı bir çevrede yaşarız. 2012 yılında Demre, biyolojik mücadelede pilot bölge ilan edilmişti. Ancak son yıllarda biyolojik mücadeleyle üretimde gerileme var. Bunu tekrar yaygınlaştıracağız" diye konuştu.

Ardından portakal ağaçlarına, unlu bite karşı faydalı böceklerin salımı yapıldı. Faydalı böceklerin 10 gün sonra faydasının görülmeye başlayacağı açıklandı.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.antalyadanhaberler.com/bilim-teknoloji-haberleri">Bilim-Teknoloji</category><dc:creator><![CDATA[Portakal ağaçlarını faydalı böcekler koruyacak - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 22 Jun 2021 08:16:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.antalyadanhaberler.com/images/haber/20210622111743-gjjy.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.antalyadanhaberler.com/images/haber/20210622111743-gjjy.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.antalyadanhaberler.com/images/haber/20210622111743-gjjy.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item></channel></rss>